Gündem

Aşırı Sağın Gölgesinde Avrupa Birliği

UHA HABER / Yalova Üniversitesi Öğretin Görevlisi ve ANKASAM yazarlarından Hilal ZORBA, Avrupa Birliği’nin (AB), kuruluşundan itibaren demokrasi ve insan hakları kavramlarıyla yakın ilişki içerisinde bulunan bir yapılanma olduğunu ve hem üye hem de üye olmayan ülkelerde bu kavramların savunucusu ve temsilcisi olarak addedildiğine dikkat çekti.

Hilal ZORBA, “Ancak Ortadoğu bölgesinde başlayan çatışmalar ve Suriye İç Savaşı’yla zirveye çıkan insanlık dramı karşısında AB, beklenen performansı gösterememiştir” dedi.

Hilal ZORBA ile ilgili görsel sonucuÖncelikli olarak komşu ülkelerde etkisini gösteren bu krizlerin, zamanla AB’nin de gündemine geldiğini ve bazı girişimlerde bulunulmasını gerekli kıldığını hatırlatan Hilal ZORBA,  AB sınırlarına kadar ulaşan insani krizin, Schengen Alanı’na dâhil olan bütün ülkeler için bir tehdit olarak kabul edildiğini; dünyaya insan hakları ve demokrasi dersi veren birliğin, söz konusu kriz karşısında tam tersi bir kimliğe büründüğüne dikkat çekti.

Hilal ZORBA, AB sınırlarına dayanan ve hatta bu sınırları da aşan mültecilerin, Avrupa’da milliyetçi, popülist ve aşırıcı grupların yükselişini tetiklediğini ve yabancı düşmanlığının artmasına neden olduğunu kaydetti.

“Aslında bu aşırıcı grupların ortaya çıkışını sadece mülteciler ve göçmenler seviyesine indirgemek doğru değildir” diyen Hilal ZORBA, Çünkü bu durum çok daha önce ortaya çıkmıştır ve etkisi her geçen gün artmaktadır. Bu konuda fitili ateşleyen ise Avrupa’da art arda gerçekleşen terör saldırıları olmuştur” ifadesini kullandı.

Hilal ZORBA, 2004 yılında El Kaide’nin üstlendiği Madrid saldırısının, daha sonra 2005 yılında Londra’da gerçekleşen bombalı saldırı ve Norveç, Fransa ve Belçika gibi ülkelerde gerçekleşen terör eylemleri neticesinde Avrupa ülkelerinin daha korumacı politikalara yönelmiş ve kendisi gibi olmayan herkesi “öteki”; yani “düşman” gibi sınıflandırmaya başladığının altının çizdi.

“Bu kapsamda AB, sınırlarını korumak için çeşitli girişimde bulunmuştur” diyen Hilal ZORBA, “Bunlardan biri de Türkiye’yle yapılan Geri Kabul Anlaşması’dır. Mevzubahis anlaşma sayesinde Avrupa’ya gelen düzensiz göçmen sayısında ciddi oranda azalma yaşanmıştır. Bu azalmada, göç yolunun tehlikeleri ve bu tehlikeli yolda kaybedilen canlar da etkili olmuştur” dedi.

Hilal ZORBA, Göçmen ve mültecileri vazgeçirmek adına alınan önlemlerin, insani olmanın çok daha ötesinde bir durum yarattığını hatırlatarak, Birlik içerisinde ortak bir göç ve mülteci politikasının hala oluşturulamamış olmasının, üye ülkelerin ulusal çıkarlarını merkeze alarak hareket etmesine yol açtığını açıkladı.

Sonuç olarak bütüncül bir yaklaşımın olmayışının; AB’nin üstün ve ortak değerlerinin yalnızca “sözde değerler” olarak kaldığını gösterdiğini belirten Hilal ZORBA, Üye ülkelerden bazılarının, mülteci veya göçmen kabulü için spesifik nitelikler (Hristiyan olmak, mesleki açıdan nitelikli olmak vb.) aramasının da insan hakları açısından kabul edilemez bir durumu ortaya çıkardığını aktardı.

AB sınırlarını oluşturan ve göç yolları üzerinde bulunan İtalya, Yunanistan ve Bulgaristan mülteci karşıtı sıkı politikalar uygulamaktadır. Bundan yaklaşık bir yıl önce İtalya, Akdeniz’de kurtarılan mültecilerin bulunduğu gemilere kapılarını kapatmış ve neredeyse yeni bir insani felaket yaşanacakken araya İspanya’nın girmesiyle sorun çözülmüştür.[1] Yunanistan da benzer bir yaklaşıma sahiptir. Bu nedenle de ülkedeki mülteci kamplarının hali içler acısı durumdadır. Diğer iki ülkede olduğu gibi Bulgaristan’da da ciddi hak ihlallerinin yaşandığı Birleşmiş Milletler’in (BM) yetkili organlarınca belirtilmektedir. Bu üç ülkenin aksine İspanya, daha insancıl ve liberal bir politika izleyerek yukarıdaki örnekte de görüleceği üzere İtalya’nın kabul etmediği 629 düzensiz göçmene kapılarını açmıştır. Bu ülkelerin karşı karşıya kaldığı mülteci ve göçmen nüfusu her geçen gün artmakta ve daha radikal bir kamuoyunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Hilal ZORBA, Avrupa ülkelerinde artan terör olaylarının, radikalleşmenin fitilini ateşleyen bir ortam yaratsa da düzensiz göçmen ve mülteci nüfusunun artışının da radikalleşmenin siyasi dinamiklere yansımasını hızlandırdığına vurgu yaparak, “ayrıca ekonomik sebepler, kültürel ve dini farklılıklar ve daha pek çok faktör de Avrupa halklarının radikalleşmesine ve kendinden olmayanı dışlamasına sebebiyet vermiştir” şeklinde açıkladı.

Bütün bu iç dinamikleri hesaba katarak 2019 yılının Mayıs ayının son haftasında yapılan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri incelendiğinde, birlik içerisindeki aşırıcı fikirlerin yükselişinin daha iyi anlaşıldığına dikkat çeken Hilal ZORBA, “Aslında üye ülkelerin iç politikalarında uzun zamandır kendini gösteren radikal eğilimler, AP seçimlerine de ciddi şekilde yansımıştır. 751 parlamenterden oluşan AP’de, merkez sağ ve merkez sol belli bir ağırlığa sahip olmasına rağmen; bahse konu olan seçimlerde dengeler aşırı sağcılar, liberaller ve yeşiller lehine değişmiştir. İlk kez seçim yapılmaya başlandığı dönemden bu zamana kadar, AP seçimlerine olan katılımda ciddi oranlarda azalma yaşanmasına rağmen; son seçimlerde %50,94’lük bir katılımla sandığa olan ilginin arttığı görülmüştür” dedi.[2]

Hilal ZORBA, AP’deki parlamenter sayısının Brexit’in gerçekleşmesi halinde 705’e düşeceğinin öngörüldüğüne vurgu yaparak, bu durumun, İspanya ve Fransa’nın sandalye sayısının artmasına neden olacağını söyledi.

Birlik içerisindeki AB ve göçmen karşıtlığının, aşırı sağcı gruplara olan desteğin artmasını sağlasa da  üye ülkelerin iç politikalarında yaşanan büyük çaplı radikalleşme, AP seçimlerine  çok fazla yansıdığını değinen Hilal ZORBA, bununla birlikte liberallerin ve yeşillerin bu seçimde aldığı desteğin, yakın gelecekte merkez sağ ve merkez sol partilerin iktidarda olduğu ülkelerde çeşitli değişimlerin yaşanmasına da yol açabileceğini, ancak böyle bir durumun, zamanla AB üyesi ülkelerde merkezden uzaklaşmaya; yani aşırı sağ ya da aşırı sol kesimlere doğru bir kaymaya da neden olabileceğini belirtti.

Hilal ZORBA, Avrupa genelinde artan popülist yaklaşımların, ülkelerin iç dinamiklerinin de etkisiyle, her iki uçtan birine doğru yaklaşılmasıyla neticelenebileceğine işaret ederek, daha önce Yunanistan’da yaşanan iktidar değişimini de bu çerçevede değerlendirmenin anlamlı olacağını açıkladı.

Borç batağına saplanan ve iflasın eşiğine gelen Yunanistan’ın, 2015 yılında yapılan genel seçimlerde radikal sol bir parti olan Syriza’nın iktidara gelmesini sağladığını belirten Hilal ZORBA, “İçinde bulunduğumuz uluslararası ortam, Avrupa’nın kendince tehlike olarak gördüğü dış dinamikler ve ülkelerin bireysel olarak baş etmek zorunda kaldığı iç dinamikler, Avrupa içerisinde değişim rüzgârlarının esme zamanının yakın olduğuna işaret etmektedir.” şeklinde kaydetti.

HABER : Ataner YÜCE


[1] “İtalya’nın Limanlarını Kapadığı 629 Göçmen Günler Sonra İspanya’ya Ulaştı”, BBC, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44511425, (Erişim Tarihi: 19.06.2019).

[2] “Avrupa Parlamentosu Seçimleri: Merkez Sağ ve Merkez Sol Gerilerken Liberaller, Yeşiller ve Aşırı Sağcılar Yükselişte”, BBC, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48417894, (Erişim Tarihi: 19.06.2019).

***

Hilal ZORBA

Hilal ZORBA

2012 yılında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuş ve 2013 yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yabancı dille lisansüstü eğitim hayatına başlamıştır. Doç. Dr. Giray Sadık danışmanlığında hazırladığı “Turkish and European perspectives on Syrian migration since 2011” başlıklı tezini 2015 yılında başarı ile savunarak yüksek lisans çalışmalarını tamamlamıştır. Aynı yıl Yalova Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora eğitimine başlamış ve bu sırada ülkelerin mülteci politikaları üzerine çalışmalar yapmaya devam etmiştir. 2018 yılında Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya başlamıştır. Halen Yalova Üniversitesi’nde “Yeni Güvenlik Tehditleri Çerçevesinde Türkiye-AB İlişkilerinde Mülteci Boyutu” başlıklı tez çalışmasına devam etmektedir. Mülteciler, Göç, İnsani Diplomasi, Mülteci ve Göçmen Politikaları, Güvenlik, AB-Türkiye İlişkileri ve Türk Dış Politikası ile ilgili çalışmalar yapmaktadır.

[UHA Haber Ajansı, 09 Aralık 2019]

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir