Türkiye

Analiz : İdlib’e yönelik muhtemel bir saldırı ve etkileri

İdlib bölgesine yönelik rejim ve müttefiklerinin gerçekleştirebileceği olası bir askeri harekatın neticesinde bölgede büyük bir insani kriz yaşanacağı öngörülmektedir.
Bölgenin nüfusu son yedi sene içerisinde dramatik bir şekilde artmıştır. 2011’de yapılan nüfus sayımına göre İdlib eyaleti yaklaşık 1,5 milyon kişiyken takriben 160 bin kişi şehir merkezinde yaşamaktadır.
İdlib eyaletinin nüfusunun çoğu Arap olmakla birlikte Türkmen ve çok az sayıda Kürt de bulunmaktadır. Sünni
Arapların yanı sıra az sayıda Şii Araplar, Hristiyan ve Dürzü nüfus da mevcuttur.
Suriye’deki devrimin başlamasının ardından ilk göç veren eyaletlerden biri İdlib olmuştur. Esed rejiminin sivil
protestoculara ateş açması ve kontrolünden çıkan beldelere yönelik bombardıman düzenlemesinin neticesinde Mayıs 2011’de İdlib eyaletinden Türkiye sınırına sığınanlar olmuştur. Özellikle rejim güçleri Cisre’ş-Şuğur bölgesine girdikten sonra yerli halkın büyük bir kısmı göç etmek zorunda kalmıştır.
Cisre’ş-Şuğur başta olmak üzere Esed rejiminin bombardımanına maruz kalan beldelerde göç dalgası oluşmuştur. Göç dalgalarının bir kısmı Türkiye sınırına bir kısmı ise Esed rejiminin kontrolünde olduğu için nispeten güvenli sayılan İdlib şehir merkezine doğru gerçekleşmiştir.
2015 başında şehir merkezi nüfusunun 150 binden 400 bine kadar arttığı tahmin edilmektedir. Muhalif güçlerin Mart 2015’te İdlib’i ele geçirmesiyle beraber eyaletin nüfus dağılımı yeniden değişti. İdlib savaşı olarak adlandırılan ve günlerce devam eden Esed rejimi ile muhalif güçler arasındaki çatışmanın neticesinde İdlib şehir merkezinden on binlerce kişi geçici olarak başka yerlere sığınmak zorunda kaldı.

Muhalefetin şehir merkezini ele geçirmesinin ardından şehir ahalisinin çoğunluğu yeniden şehre döndü. Rejim güçlerinin çekilmesiyle birlikte İdlib şehir merkezine göç hareketi artmaya başladı. Bilhassa Esed rejiminin uygulamaya başladığı tahliye anlaşmalarının ardından şehir merkezi başta olmak üzere eyaletin nüfusundaki artış daha da hızlandı. Suriye’nin çeşitli yerlerinden tehcir edilen muhalif unsurlar ve aileleri İdlib’e nakledildi.

Bunun yanı sıra rejim ve Rus hava güçlerinin zaman zaman düzenlediği sorti ve bombardımanın neticesinde iç göç hareketi de yaşandı.
Ağustos ile Aralık 2016’da Şam’ın etrafında bulunan Kudsayya, Muaddamiyye, Darayya ve Zabadani gibi ilçe ve semtlerden yaklaşık 10 bin kişi, Ocak 2017’de ise Esed rejiminin başlattığı Halep taarruzundan sonra on binlerce kişi İdlib’e tehcir edildi.
Mayıs 2017’de yaklaşık 27 bin kişi Humus Vaer ilçesinden göç ettirildi. Göç ettirilenlerin bir bölümü Fırat Kalkanı alanına gitse de büyük bir kısmı İdlib’e nakledildi. Tehcir politikası 2017’de olduğu gibi 2018’de de devam etti.
2018’de on binlerce kişi Doğu Guta, Humus’un kuzeyi, Dera ve Kuneytra’dan İdlib’e tehcir edildi. Esed rejiminin tehcir politikası kapsamında İdlib’e göç ettirilen insanların çoğunun bölgelerine dönemeyeceğini öngörmek mümkündür.
Uygulanan bu tehciri kalıcılaştırmak ve “yasallaştırmak” için birçok adım atılmıştır. Bu adımların en önemlisi tehcir edilen insanların mülkiyet haklarının lağvedilerek yerlerine iskan edilen, rejime ve İran’a müzahir milisler ve ailelerinin mülk sahibi kılınmasıdır.
Bu bağlamda 2 Nisan 2018’de Esed rejiminin onayladığı 2018 yılı 10. sayılı Kanun’un bir kırılma noktası olduğu söylenebilir.
Düzenlenen yeni Kanun değişiklikler getirerek tehcir edilen meskun bölgelerin asıl sakinlerinin mülkiyet haklarının lağvedilmesine ve yerlerini işgal eden rejim yanlısı insanların gasplarının meşrulaştırılmasına yol açmaktadır.
Halihazırda İdlib’deki nüfus 2,5-3 milyon arasında seyredip bu rakamın yarısının yerinden edilmiş kişiler (internally displaced persons, IDPs) olduğu tahmin edilmektedir. İdlib şehir merkezinde ise 600 binden fazla kişinin yaşadığı değerlendiriliyor.
Yaşanan dramatik nüfus artışı dolayısıyla İdlib bölgesi birçok insani ve altyapısal sıkıntıyla karşı karşıya kaldı. Nitekim yedi yıldır devam eden çatışmadan dolayı bölgenin altyapısı ve hizmet tesisleri büyük zarar gördü.
Suriye’nin çeşitli yerlerinden tehcir edilen Suriyeli vatandaşların yanı sıra İdlib’e başka ülkelerinin vatandaşları da göç ettirildi. Örneğin Suriye’de yaşayan binlerce Filistinli mülteci Şam’da bulunan Han eş-Şeyh ve Yarmuk kampından İdlib’e tehcir edildi.
Öte yandan DEAŞ’ın çökmesiyle beraber terör örgütünün daha önce kontrol ettiği bölgelerden bir göç dalgası yaşandığı görülmektedir.
Bu göç dalgasında Suriye vatandaşlarının yanı sıra yabancı savaşçılar ve ailelerinin de bulunduğu iddia edilse de –ki bunların büyük bir kısmının Iraklı olduğu değerlendirebilir– somut bir bulgu ortaya konamamıştır.
Yine bu bağlamda dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi eski Cundü’l- Aksa savaşçıları ve gelen radikal unsurların genel olarak Sermin beldesinde yerleşmiş olması ve bir yoğunluk oluşturmalarıdır.
Öte yandan birkaç bin civarında Uygur savaşçı ve aileleri de Cisre’ş-Şuğur bölgesinde ikamet etmeye devam etmektedir.

İdlib’e Askeri Operasyon İhtimali

Türkiye, Rusya ve İran’ın garantör olduğu Astana süreci kapsamında İdlib, gerilimi azaltma bölgesi olarak ilan edildiği ve anlaşma kapsamında Türkiye 12, Rusya 10 ve İran 7 gözetim noktası inşa ettiği halde Esed rejimi ve zaman zaman Rusya hava güçleri bölgeye yönelik hava saldırısı düzenlemeye devam etmiştir.
Türkiye’nin gözetim noktalarını kurmasıyla beraber rejim ve rejim yanlısı milisler İdlib bölgesine yönelik büyük bir askeri operasyon düzenlemese de Kuzey Hama ve Batı Halep cephelerine saldırılarda bulunmuştur. Dolayısıyla Türkiye, İran ve Rusya garantörlüğünde devam eden Astana sürecinin pürüzsüz ilerlediği ve tarafların anlaşmalara riayet ettiğini söylemek mümkün değildir.
Astana süreci kapsamında İdlib gerilimi azaltma bölgesine ilaveten Humus, Guta ve Dera gerilimi azaltma bölgeleri de ilan edilmiştir. Fakat Guta, Humus, Dera ve Kuneytra bölgelerindeki Suriyeli muhalifler Rusya, İran ve rejimin saldırılarına maruz kalmış ve sonunda tahliye anlaşmasına razı olmuşlardır.
Guta, Humus, Dera ve Kuneytra bölgelerinde abluka altında bulunan Suriyeli muhalifler ve siviller İdlib ve FKH alanına tahliye edilmiştir.
En son 9 Haziran 2018’de Rusya’nın hava güçleri desteğiyle Esed rejimi ve yanlısı milisler Dera’ya yönelik büyük bir askeri operasyon başlatmıştır. Rusya’nın daha önce verdiği taahhütlere rağmen saldırı devam etmiştir.
Yaklaşık iki hafta devam eden çatışmalardan sonra muhalif güçleri Rusya’nın dayattığı şartları kabul etmek durumunda kalmıştır. Saldırı sonucunda yaklaşık 300 bin Suriyeli Ürdün ve işgal altındaki Golan Tepeleri hududuna iltica etmiş ancak Ürdün’ün sınır kapılarını açmaması ve muhalifler ile Rusya’nın anlaşması neticesinde sığınmacılar
geri dönmek zorunda kalmıştır.
Rusya, İran ve rejim Astana süreci kapsamında ilan edilen gerilimi azaltma bölgelerine yönelik geniş kapsamlı operasyon başlatırken her zaman HTŞ’nin varlığını öne sürmüştür.
Rusya bu iddiayı ortaya atarken BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye ile ilgili aldığı 2254 sayılı kararına atıfta
bulunmaktadır. Zira mezkur karar Nusra Cephesi ve uzantılarını terör örgütü olarak sayıp yapılan her ateşkesten örgütü müstesna kılmıştır.
Guta ve Humus bölgelerinde HTŞ’nin varlığı oldukça sınırlı olmasına rağmen bölgelere yönelik saldırılar devam etmiştir.
HTŞ’nin varlığının çok daha güçlü olduğu İdlib bölgesine yönelik yapılacak olası bir saldırı halinde HTŞ bahanesinin kullanılacağı öngörülüyor. Nitekim Rusya ve Esed rejimi HTŞ’nin varlığını öne sürerek İdlib bölgesindeki
hava saldırılarına devam etmektedir.

Varılan anlaşmalara rağmen rejim İdlib bölgesini yeniden kontrol etmeyi ve Suriye genelinde egemenliğini yeniden tesis etmeyi hedeflediğini sürekli ifade ediyor. Esed rejimi HTŞ ile birlikte ÖSO başta olmak üzere bütün muhalif

grupları terör örgütü olarak tanıyor.
Dera’da muhalefetin elinde bulunan bölgeyi kontrol ettikten sonra rejimin bir sonraki adımının İdlib olacağı tahmin ediliyor. Zira İdlib’in dışında rejimi egemenliğinin haricinde kalan ve SDG (Suriye Demokratik Güçleri)-YPG kontrolünde olan bölge Esed rejimi için birincil tehdit teşkil etmiyor.
PYD/YPG ve çatı yapılanmaları olan SDG ve SDK’nin (Suriye Demokratik Konseyi) Esed rejimiyle müzakere yapmaya hazır olduğu ifadeleri basına yansırkenson dönemlerde iki taraf arasında aylardır devam eden görüşme trafiği olduğuna yönelik güçlü emareler ortaya çıkmıştır.(devam edecek)
YAZARLAR HAKKINDA
Can Acun ile ilgili görsel sonucu
Can Acun
SETA Dış Politika Direktörlüğü’nde araştırmacı olarak çalışmaktadır. Doğu Akdeniz Üniversitesi Uluslararası Ilişkiler Bölümü mezunudur. Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası Ilişkiler Bölümü’nde yüksek lisans yapmıştır. Kanada’da Kültürlerarası Diyalog Eğitimi almıştır. Mısır’da Kahire-Türkiye Araştırmaları Merkezi’nde ve SETA Kahire’de Mısır üzerine çalışmalar yürütmüştür. Halen SETA Ankara’da Ortadoğu üzerine araştırmalar yapmaktadır. İlgi alanları içerisinde çatışma bölgeleri ve devlet dışı silahlı örgütler bulunmaktadır.
Bilal Salaymeh ile ilgili görsel sonucu
Bilal Salaymeh
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler bölümünden 2016’da birincilikle mezun olan Salaymeh, Yüksek Lisans çalışmasını Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde ‘Neopatrimonyalizmin Suriye’deki Çatışmanın Gidişatı Üzerindeki Etkisi’ adlı tezi ile bitirdi. Doktora eğitimine ODTÜ Uluslararası İlişkiler bölümünde devam etmektedir. Ortadoğu çalışmaları, özellikle Filistin ve Suriye meseleleri ile yakından ilgilenmektedir. Salaymeh, aynı zamanda mülteci çalışmaları üzerine eğitim aldı. Hali hazırda SETA Dış Politika Direktörlüğünde araştırma asistanı olarak görev yapmaktadır.
Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir