Türkiye

Analiz : İdlib’deki Muhalifler Arası Dengeler

Daha önce Haziran 2017’de HTŞ ve Ahraru’ş-Şam arasında yaşanan çatışmaların ardından HTŞ Bab Hava Sınır Kapısı ve İdlib şehri gibi önemli bölgeleri ele geçirmiş, Ahraru’ş-Şam, Cebele’z-Zaviye ve Gab Ovası bölgesine çekilmek zorunda kalmıştı.
2018’de iç karışıklıklar ve tartışmalar sonucu bölünmeler yaşayan HTŞ 18 Şubat 2018’de kendisine rakip iki grubun (Ahraru’ş Şam ve Nureddin Zengi Hareketi) bir araya gelerek kurdukları Cephetü’l-Tahrir Suriye grubuyla bir gün sonra çatışmaya başladı. İlk başlarda Cephetü’l-Tahrir Suriye’nin kimi bölgeleri ele geçirmesine karşın sonrasında HTŞ bazı bölgeleri geri almayı başardı.
Buna rağmen önemli birtakım pozisyonlar (Daret İzze, Sarakıb, Taftanaz Hava Üssü) Cephetü’l-Tahrir Suriye’nin elinde kaldı.
Çatışmalar 24 Nisan 2018’de taraflar arasında varılan anlaşmayla sona erdiyse de gruplar arasındaki tansiyon varlığını sürdürmeye devam ediyor.
Yukarıda zikredilen siyasi ve askeri gelişmeler ışığında Suriye Milli Ordusu’nun yakın zamanda İdlib’de varlık göstereceği öngörülebilir.
Suriye Milli Ordusu Aralık 2017’de Suriye geçici hükümeti tarafından ilan edilirken bu yeni oluşumun şemsiyesi altında ÖSO yapılanmalarının bir araya getirilmesi hedeflendi. Kısa bir süre içinde yeni kurulan Suriye Milli Ordusu bünyesinde üç kolordu oluşturuldu.
Türkiye’nin eğit-donat programına alınan Suriye Milli Ordusu FKH ve ZDH’ye katıldı ve görece başarılı bir performans gösterdi. Aslında Suriye Milli Ordusu projesi bütün askeri muhalif grupları bir araya getirmeye
çalışan yeni bir proje değildi.
2014’te Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’nun (SMDK) dönem başkanı Halit Hoca Suriye Milli
Ordusu’nun kurulması gerekliliğini vurgulamış olsa da proje hayatı geçirilemedi.
Ağustos 2017’de İstanbul merkezli Suriye İslam Konseyi askeri muhalif grupları birleşmeye ve tek bir devrimci
ordu kurmaya davet etti.
Aynı çağrı geçici hükümetin başbakanı Cevat Ebu Hatab’tan da geldi. Milli Ordu’nun önceki girişimlerinin aksine
Türkiye tarafından “eğit-donat birlikte savaş”sürecinin içine alınması Suriyeli muhalif gruplar arasında daha cazip haline gelmesini sağlamıştır.
Bununla birlikte Türkiye’nin hem diplomatik arenada hem de sahada varlığının ve etkinliğinin artması dikkate alındığında projeye muhalefet tarafından verilen önem daha anlaşılır olmaktadır. Nitekim Mart 2018’de Humus’un kuzeyinde bulunan askeri muhalif gruplar Suriye Milli Ordusu’nun dördüncü kolordusunu teşkil ettiğini duyurmuştur.
İlgili resim
Halihazırda Suriye Milli Ordusu’nun İdlib’deki varlığı sınırlı olsa da bunun ilerleyen süreçte daha da artacağı öngörülebilir. Türkiye’nin Rusya ile yürütmesi muhtemel müzakerelerin neticesinde, Esed rejiminin saldırısını önleyebilecek ortak formülde, Türkiye’nin garantörü olacağı Suriye Milli Ordusu önemli bir rol üstlenebilir. İdlib’deki bütün askeri muhalif gruplar Suriye Milli Ordusu komutası altında toplanabilir.
Öte yandan DEAŞ, İdlib bölgesinde bariz bir varlık göstermese de gruba ait uyuyan hücreler olduğu ve zaman zaman harekete geçip çeşitli operasyonlar düzenlediği biliniyor. Zira İdlib bölgesinde kimi zaman muhalif komutanları ve
genel olarak bölgenin istikrarını hedef alan eylemler gerçekleştiriliyor. DEAŞ son dönemlere değin bu eylemleri üstlenmekten kaçınırken son haftalarda gerçekleştirdiği saldırıları Amak Ajansı üzerinden üstlenmeye başlamıştır.

Artan saldırılara karşı HTŞ emniyet birimleri harekete geçerek birçok DEAŞ hücresini etkisiz hale getirmiştir. Buna karşın Esed rejimine bağlı kişi ve hücrelerin de benzer saldırıların arkasında olduğu görülmektedir. Nitekim muhalif gruplar Esed rejimiyle iş birliği yapmak suçundan şimdiye kadar birçok kişiyi tutuklamıştır.

İdlib Bölgesinin Yönetimi Muhalefetin karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlarından biri yönetim sorunudur. Esed rejiminden ele geçirilen bölgelere sağlık, güvenlik ve eğitim hizmetleri sağlamak konusunda yeterli başarının gösterilemediği söylenebilir.
Muhaliflerin askeri yapılanmasındaki dağınıklık yönetime de yansımaktadır. Esed rejiminden ele geçirilen bölgeler bir üst otoriteye devredilmeden, kazanımda rol oynayan askeri gruplar tarafından kontrol ediliyor.
Askeri gruplar ise bu görevi yerine getirmek için sivil yönetim yapılanmaları kurmaya başlamıştır. Böylelikle askeri grupların yargı, idari ve güvenlikten sorumlu uzantıları belirmiştir.
Bununla beraber sivil aktivistler tarafından kurulan komiteler ve idari meclisler de mevcuttur, fakat güç mücadelesi neticesinde silahlı gruplar kontrolü tamamen ele geçirmiştir.
Bu dağınıklığı sona erdirmek, Esed rejiminden ele geçirilen bölgeleri yönetmek ve muhalefeti temsil etmek için SMDK bünyesinde geçici hükümet kuruldu ve muhalefetin kontrol ettiği bölgeleri yönetmekle mükellef kılındı.

Başta belli bir varlık gösteren geçici hükümet zamanla güç kaybetmeye ve muhalefet bölgelerinde varlığı yara almaya başladı. Bunun iki sebebi olduğu söylenebilir: Birincisi başta nispeten büyük maddi imkanlara sahip olan geçici hükümet muhalefetin bölgelerinde hem istihdam hem de hizmet sağlıyordu. Fakat SMDK’nin güç kaybetmesiyle beraber ve Suriye mücadelesinde değişen dengelerden dolayı bu imkanlar azalırken buna paralel

olarak geçici hükümetin etkinliği zayıfladı.
İkinci sebep ise geçici hükümetin belli bir askeri güce dayanmaması oldu. Özellikle ÖSO’nun zayıflaması ve yerine İslami grupların güçlenmesiyle geçici hükümetin dayanabileceği bir askeri güç kalmadı. Ayrıca radikal yapılanmalar yönetimi kendi elinde tutmak ve mümkün mertebe askeri güç kullanarak kendi varlıklarını dayatmaya çalışıyor ve güç paylaşımına gitmek istemiyorlardı. (devam edecek)
YAZARLAR HAKKINDA
Can Acun ile ilgili görsel sonucu
Can Acun
SETA Dış Politika Direktörlüğü’nde araştırmacı olarak çalışmaktadır. Doğu Akdeniz Üniversitesi Uluslararası Ilişkiler Bölümü mezunudur. Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası Ilişkiler Bölümü’nde yüksek lisans yapmıştır. Kanada’da Kültürlerarası Diyalog Eğitimi almıştır. Mısır’da Kahire-Türkiye Araştırmaları Merkezi’nde ve SETA Kahire’de Mısır üzerine çalışmalar yürütmüştür. Halen SETA Ankara’da Ortadoğu üzerine araştırmalar yapmaktadır. İlgi alanları içerisinde çatışma bölgeleri ve devlet dışı silahlı örgütler bulunmaktadır.
Bilal Salaymeh ile ilgili görsel sonucu
Bilal Salaymeh
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler bölümünden 2016’da birincilikle mezun olan Salaymeh, Yüksek Lisans çalışmasını Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde ‘Neopatrimonyalizmin Suriye’deki Çatışmanın Gidişatı Üzerindeki Etkisi’ adlı tezi ile bitirdi. Doktora eğitimine ODTÜ Uluslararası İlişkiler bölümünde devam etmektedir. Ortadoğu çalışmaları, özellikle Filistin ve Suriye meseleleri ile yakından ilgilenmektedir. Salaymeh, aynı zamanda mülteci çalışmaları üzerine eğitim aldı. Hali hazırda SETA Dış Politika Direktörlüğünde araştırma asistanı olarak görev yapmaktadır.

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir