Avrupa

Almanya’da Camilerin Finansmanı ve Cami Vergisi Tartışmaları -2-

CAMİ VERGİSİ MESELESİ NEDEN GÜNDEME GELDİ VE NE ANLAM İFADE EDİYOR?
Camilerin finansmanı ve imamların eğitimi meselesi Alman İslam Konferansı’ndan sonra daha somut biçimde tartışılmaya başlanmıştır.
Almanya’da bir kiliseye kayıtlı kişilerin aylık gelirlerinden kesilmek suretiyle devlet tarafından toplanan kilise vergisinden ilhamla camilerin de bu yolla finanse edilebileceği ve böylelikle camilerin köken ülkeden daha “bağımsız” hareket edebileceği öne sürülmektedir. Ancak bu verginin uygulanabilmesi için öncelikle Müslüman cemaatlerin kamusal tüzel bir kişilik olarak “dini cemaat“ statüsüne kavuşması gerekmektedir.
Şuan Almanya’da Ahmediye cemaati hariç hiçbir Müslüman cemaat daha önce başvurmasına rağmen anayasal şartları yerine getirmedikleri gerekçesiyle “dini cemaat statüsü” elde edememiştir. Örneğin DİTİB 1987’de dini cemaat statüsü kazanmak için başvuruda bulunmuş ancak bu başvuru bürokratik süreçlerde takılı kalmış ve bir sonuç alınamamıştır.
Kamu tüzel kişiliği açısından bu statüyü kazanmak hem hukuki hem de toplumsal açıdan resmi bir kabul anlamına geleceği için büyük önem taşımaktadır ve sembolik değeri bulunmaktadır.
Bunun yanı sıra bu tüzel kimliğe sahip dini cemaatler üyelerinden vergi toplama hakkına sahiptir. Ayrıca böylesi bir statünün getirdiği vergilerden muaf olma ve devletten teşvik alma gibi bazı ciddi avantajlar bulunmaktadır.
Hukuki ve toplumsal tanınırlığın ve kabulün anayasal olarak dini cemaat statüsü kazanmak dışında başka formları da mevcuttur. Nitekim pek çok eyalette devlet ve cemaatler arasında imzalanan anlaşmalarla İslam dersleri veya bazı sosyal projelerin yürütülmesinde Müslüman cemaat ve dernekler muhatap olarak kabul edilmektedir. Ancak Müslümanların Almanya’da giderek kamu düzeninin ve sosyal hayatın bir parçası haline gelmeleri camilerin organizasyonu, din dersleri vb. meselelerin çözümünde Alman tarafını kurumsal olarak tek bir muhatap bulma arayışına itmiştir.

Son dönemde bu konuda taleplerin daha yüksek sesle dillendirildiği görülmektedir. Buna karşın dini cemaat statüsü kazanma noktasında Müslümanların öteden beri talepleri bulunsa da cami vergisi uygulanması talebi Müslümanlarca değil Alman İçişleri Bakanlığı, siyasetçiler ve bazı Müslüman kökenli seküler aktörler tarafından daha ziyade cemaatlerin kontrolü bağlamında gündeme getirilmiştir.

Camilerin finansmanı ve imamların eğitimi meselesi Alman İslam Konferansı’ndan sonra daha somut biçimde tartışılmaya başlanmıştır.
Alman İslamı tartışmasında olduğu gibi cami vergisi tartışmalarında da Alman devleti, siyaseti ve medyası tarafından dillendirilen argümanlara bakıldığında bu meselenin devlet güvenliği, radikalizmle ve terörle mücadele ve göçmen Müslümanların kültürel olarak “entegrasyonları” bağlamında ele alındığı görülmektedir.
Nitekim II. Alman İslam Konferansı’nda Müslüman cemaatlerin İslamofobi ve ırkçılıkla mücadele maddesini gündeme alma teklifi İçişleri Bakanlığı tarafından reddedilirken buna mukabil radikalizmle mücadele ve güvenlik hususları özellikle vurgulanmıştır.
Bu dönemde İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich Müslüman cemaatlerle Radikalizmi Önleme Zirvesi’nde bir araya gelmiştir. Bu zirve sonrası Müslüman cemaat temsilcileri Friedrich’in “Biz artık terörizm ve radikallikle mücadeleye başlıyoruz” şeklindeki açıklaması üzerine Müslümanların potansiyel teröristler olarak yaftalanması ve İslam ile terörizmin sürekli aynı bağlamda ele alınmasından duydukları tepkiyi dile getirmişlerdir.

Bu çerçevede özellikle radikalizmle mücadele ve Müslüman göçmenlerin kültürel entegrasyonu için Alman İslamı’nın geliştirilmesi gerektiği fikri ön plana çıkmaktadır.

Bu amaca yönelik Müslümanların köken ülkeyle kurumsal ve manevi her türlü bağının ve ilişkilerin koparılmasının elzem olduğu görüşünün Alman kamuoyunda güç kazandığı anlaşılmaktadır.

Bu yönüyle meselenin sadece imamların ve Müslüman cemaatlerin dini ve sosyal hizmet projelerinin finansmanını kendi kendilerine sağlamaları gibi teknik bir konu olmadığı anlaşılmaktadır.

Vergi konusu tartışılırken bu cemaatlerin ve camilerin “bağımsızlaşmasından” söz edilmesi de bunu açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim tartışmalarda Almanya’da yaşayan 5 milyona yakın Müslüman arasında en büyük grubu oluşturan Türklerin ve yine Almanya’daki en büyük ve en eski organizasyon olan DİTİB’in hedef alındığı görülmektedir. Bu noktada özellikle dikkat çekilmesi gereken bir başka husus ise cami vergisi ve benzeri uygulamalarla bertaraf edilmesi planlanan “camilerin yurt dışından finanse edildiği” iddiasının gerçeklerle uyuşmadığının bizzat Alman devletinin resmi raporlarında ortaya konduğu gerçeğidir. (devam edecek)

***

YAZAR HAKKINDA
Zeliha ELİAÇIK ile ilgili görsel sonucu
Zeliha Eliaçık
İlk, orta ve lise eğitimini Türkiye’de tamamladıktan sonra Almanya’da yabancı öğrenciler için üniversiteye hazırlık okulu “Studienkolleg”i birincilikle bitirdi. Ruhr Bochum Üniversitesi’nde Oryantalistik (Şarkiyat) ve Siyaset Bilimi bölümlerinden mezun olan Zeliha Eliaçık, “İsrail Devletinin Kuruluşundan Günümüze Yemen Yahudilerinin Sosyal ve Hukuki Statüleri” isimli saha çalışmasıyla aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı. Alman Akademik Değişim Servisi’nin (DAAD) burs ve teşvikleriyle Suriye, Yemen ve Ürdün’de beş yıl süreyle alan çalışmalarında ve
akademik görevlerde bulundu. Son olarak Alman-Ürdün Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve kültür işleri sorumlusu olarak çalıştı. Eliaçık ağırlıklı olarak şarkiyat (oryantalistik), Müslüman ve Avrupa toplumlarında azınlıklar, ırkçılık ve Almanya’nın İslam siyaseti alanlarında çalışmalar yapmaktadır. SETA İstanbul Avrupa
Araştırmaları Direktörlüğü’nde araştırmacı olarak görev yapan Zeliha Eliaçık Almanca, İngilizce ve Arapça bilmektedir.

Pelin Çift İle Gündem Ötesi

‘Pelin Çift ile Gündem Ötesi’ her Çarşamba ‘Diriliş’ Dizisinden sonra TRT 1 Ekranlarında..

Tuba Nur TÜRKELİ
Tuba Nur TÜRKELİ
Tuba Nur Türkeli 24.08.1989 yılında Almanya'nın başkenti Berlin kentinde dünyaya geldi. Liseye kadar Almanya'da okudu. 2009-2013 yılları arasında Lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi'nin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde Uluslararası İlişkiler bölümünde gerçekleştirdi. 2014-2017 yılları arasında Yüksek Lisans eğitimini Almanya'nın Nürnberg kentinde Friedrich-Alexander-Üniversitesi'nin Beşeri/Sosyal Bilimler ve Teoloji Fakültesi'nde uzmanlık alanı olarak Siyaset Bilimini seçtiği Ortadoğu Çalışmaları bölümünde tamamladı. Çeşitli kuruluşlarda mesleğiyle ilgili staj ve çalışma imkanı buldu. NSU terör örgütüyle ilgili yaptığı, haber ve araştırmaları birçok medyada yayınlandı. Bir dönem T.C Berlin Büyükelçiliği'nde de staj yaptı. Anadil seviyesinde Almanca ve iyi derecede İngilizce biliyor.
http://(UHA)%20Uluslararası%20Haber%20Ajansı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir