Avrupa

Alman Gençlik Dairesi’ne Gelen İhbarlar

sampiyon banner

UHA HABER / SETA İstanbul Avrupa Araştırmaları Direktörlüğü’nde Araştırmacı olarak görev yapan Zeliha Eliaçık ve Tuba Sarıaltın, ‘Alman Gençlik Dairesi Tarafından Koruma Altına Alınan Türk Kökenli Çocuklar’ konusunda bu hazırlanan bu raporun,’Alman Gençlik Dairesi’ne İhbarlar‘ konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.

Türk BayrağıALMAN GENÇLİK DAİRESİNE GELEN İHBAR
İhbar Değerlendirmesi ve Yol Haritasının Hazırlanması
Ağır İhbar
(Şiddet ve İstismar),  Çocuğun Koruma Altına Alınması, Aile ile İletişim, Denetim ve Araştırma Süreci, Raporların
Değerlendirilmesi,  Hukuksal Süreç ve Sonuç
Hafif İhbar
(Devamsızlık, Kilo Kaybı vb.),  Aile ile İletişim,  Denetim Süreci, Raporların Değerlendirilmesi,  Aile ile Yürütülen Sorun Giderme Süreci, Durum Değerlendirilmesi ve Sonuç
Sonuç
Zeliha EliaçıkAraştırmacı Zeliha Eliaçık, Gençlik Dairesinin Sosyal Hizmetler Birimi tarafından gelen ihbarın türüne göre bir hareket planı hazırlandığına değinerek, bu süreçte aile ile iletişime geçilmeden önce yapılan şikayetin değerlendirildiğini belirtti.,
Eliaçık, şikayet sebebine göre de yetkililer tarafından çocuğun yararı adına gerekli görülen adım atıldığını, bu süreç içerisinde Gençlik Dairesi yetkililerinin yasal olarak evlere ani ve habersiz ziyaretlerde bulunma ve hatta ailelerle iletişime geçmeden çocuğu koruma altına alma hakkına sahip bulunduğunu, Ailenin ihmal nedeniyle yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu ortaya çıkan hafif ihbar durumlarında Gençlik Dairesi’nin Sosyal Kanun Kitabı’nı 37. maddesinde öngörüldüğü üzere öncelikle aile ile çocuk arasındaki sorunları çözme yoluna gitmek için aileyle iletişime geçebildiğini söyledi.
 Eliaçık, bu tür vakalarda aileye destek, danışma ve yardım hizmetleri sunulduğunu belirterek, Genel işleyişte çocuğun yaşadığı ortamın, ailelerin psikolojik ve sosyolojik durumu, ailenin maddi durumu, çocuğun ebeveynleriyle ilişkisi ve iletişimi bu süreçte kurum çalışanlarınca bir değerlendirilmeye tabi tutulduğunu ifade etti.

“Bu süreçte çocuğun yüksek yararı ve selametinin tehlikede olduğu ya da bakımının ihmal edildiğinin tespit edilmesi durumunda Gençlik Dairesi uzmanlar ve bilirkişi raporları eşliğinde aktif müdahalelerde bulunabilmektedir” diyen Araştırmacı Eliaçık, ancak acil/ağır ihbar veya çocuğun kendisinin bu taleple başvuruda bulunduğu durumlarda Gençlik Dairesi herhangi bir soruşturma yürütmeden ve aileyle iletişime geçmeden çocuğa el koyabildiğini, Esasında bunun bir haktan çok Gençlik Dairesi çalışanlarınca uygulanması gereken yasal bir yükümlülük olduğunu belirtmek gerektiğinin altını çizdi.

Eliaçık, “Zira çocuğun yüksek yararı gereği bir an evvel bulunduğu “tehlikeli” durumdan kurtarılması Gençlik Dairesi çalışanlarının “görevidir”. Özellikle şiddet ve istismar gibi durumlarda çocuk, okul ya da kreş çıkışı Sosyal Hizmetler
yetkilileri tarafından koruma altına alınabilmektedir” dedi.
Kurum bu durumda aileyi arayarak çocuğa Gençlik Dairesince el koyulduğunu bildirmekle yükümlü bulunduğunu söyleyen Araştırmacı Eliaçık, el koyma vakalarında ailenin razı olmadığı, itiraz ettiği ve soruşturulmasını talep ettiği durumlarda ise yirmi dört saat içinde mahkeme süreci başlatılmak zorunda olduğunu kaydetti.
Eliaçık, Gençlik Dairesine yasalarca tanınan bu geniş yetki alanının –ihbarlarda delil aranmaması ve kontrol edilmeksizin işleme alınma zorunluluğu düşünüldüğünde– keyfi uygulamalara yol açabileceğinin de açık olduğunu belirtti.
HAFİF İHBAR

Hafif ihbarlar sonucunda ailelere denetim uygulayan Gençlik Dairesinin bu süreci aileyle iletişime geçerek başlatığını aktaran Zeliha Eliaçık,  Hafif ihbarlar sonucunda ailelere denetim uygulayan Gençlik Dairesinin bu süreci aileyle iletişime geçerek başlattığını, denetim sürecinde ebeveyn ve çocukla

düzenli görüşmelerle birlikte eve ani denetim ziyaretleri de gerçekleştirildiğini ifade etti.
Araştırmacı Eliaçık, “bu süreçte aileye ve çocuğa sosyal hizmet uzmanları, pedagoglar ve bilirkişiler eşlik etmektedir. Sorunun tespiti, raporlandırılması ve giderilmesi için atılması gereken adımları içeren yol haritası da bu kişiler tarafından hazırlanmaktadır. Yol haritasında belirtilen şartların uygulanmasının ardından yetkililer yeni bir durum değerlendirmesi yaparak denetim sürecinin gidişatı hakkında nihai kararı vermektedir” ifadesini kullandı.
“Bunun için yasada belirtilmiş bir süre kısıtlaması bulunmamaktadır” diyen Eliaçık, Denetim sürecinde ebeveyn ve çocukla düzenli görüşmelerle birlikte eve ani denetim ziyaretlerininde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, bu süreçte aileye ve çocuğa sosyal hizmet uzmanları, pedagoglar ve bilirkişilerin eşlik ettiğinin altını çizdi.

Eliaçık, Sorunun tespiti, raporlandırılması ve giderilmesi için atılması gereken adımları içeren yol haritası da bu kişiler tarafından hazırlandığına değinerek, Yol haritasında belirtilen şartların uygulanmasının ardından yetkililerin yeni bir durum değerlendirmesi yaparak denetim sürecinin gidişatı hakkında nihai kararı verdiğini, ve bunun için yasada belirtilmiş bir süre kısıtlaması bulunduğununa dikkat çekti.

Sürecin ne kadar zamanda tamamlanacağının ise yetkililer ve ebeveynler arasındaki uyum ve ortak hareket etme iş birliğine bağlı olarak değişebildiğini belirten Araştırmacı Eliaçık, Gençlik Dairesi ile aileler arasındaki bu iletişim ve iş birliği sürecinin bazen olumlu şekilde sonuçlanıyorken bazı aileler için bu sürecin olumsuz da neticelenebildiğini hatırlattı.
 Eliaçık, “Örneğin Gençlik Dairesine danışma veya destek için başvuran ebeveynler kurum tarafından belirlenen şartları yerine getiremedikleri durumlarda “yetersiz” olarak görülebilirler. Ebeveynlerin çocuk bakımı ve eğitiminde yetersiz olarak tanımlanması çocuğun Gençlik Dairesi tarafından koruma altına alınması anlamını taşımaktadırşeklinde konuştu.
Bu noktadan itibaren Gençlik Dairesi’nin çocukların ve gençlerin velayetini alma amacıyla hukuksal süreci başlattığını kaydeden Eliaçık, Çocukların ve gençlerin velayetini alan Gençlik Dairesi’nin ardından çocuğun selameti ve yüksek yararını korumak adına çocuğun nerede yaşaması gerektiğine dair karar verdiğini ve bu gibi durumlarda her ne kadar ailenin çocuk bakımı ve eğitimi konusunda yetersiz olarak tanımlanmış olsa da çocuğun velayetinin Gençlik Dairesinde tutularak ebeveynlerin kurumla iş birliğine devam etmesi ve belirlenen şartlara uyulması koşuluyla çocuğun denetim altında ailesinin yanında kalmasına karar verilebildiğini, ancak eğer aile iş birliğinin devamına olumsuz cevap veriyor, Gençlik Dairesinin kriter ve şartlarını yine karşılayamıyor ve tespit edilen sorunların giderilmesine yönelik hiçbir katkıda bulunmuyorsa çocuğun bakımevi, yurt ya da koruyucu aile yanına yerleştirilmesine karar verildiğini anlattı.
 Zeliha Eliaçık, Hafif ya da ağır ihbarlar sonucunda çocuğun tehlike altında olduğu tespit edilirse yetkililer çocuğun yararını gözeterek uzun denetim ve dava süreçlerini atlayarak çocuğu geçici olarak koruyucu aile ya da bakımevine (yurt) yerleştirebilmektedir. Bu şekilde çocuk hukuki olarak geçici koruma altına alınmaktadır”dedi.
Ayrıntılı denetim ve hukuksal sürec ise çocuğun yurt, bakımevi ya da koruyucu ailenin yanına yerleştirilmesinden sonra başlatıldığını ifade eden Eliaçık, Ailelerin Gençlik Dairesi ile iletişiminde sergilediği tutum ve tavırların sürecin
nasıl sonuçlanacağıyla ilgili hayati önem taşıdığını, özellikle “hafif ” ihbar durumlarında ailenin yetkililere verdiği destek ve sorunu gidermeye dönük sarf ettiği çabanın Gençlik Dairesinin sürece dair hazırladığı yol haritasının şekillenmesindeki en önemli etken olduğuna işaret etti.
Eliaçık, Ailelerin gösterdiği çaba doğrultusunda yetkililerin ailelere eğitim ve pedagojik destek gibi yardımlarda bulunarak çocuk ile aile arasındaki sorunun giderilmesine katkı sunduğunu da belirtti.
AĞIR/ACİL İHBAR
“Ağır ihbarlarda ise bu süreç tersinden işlemektedir” diye konuşan Araştırmacı Eliaçık,  Gençlik Dairesince yapılan ihbar değerlendirmesi sonucunda geçici koruma süreci başlatılarak çocuğun derhal koruma altına alındığını ve bazı durumlarda ise çocuğun bir hafta gibi kısa bir süre içerisinde koruyucu ailenin yanına yerleştirilebildiğini hatırlattı.
Kurumun ancak çocuğu güvence altına aldıktan sonra olayla ilgili aileyle iletişime geçerek denetim ve araştırma sürecini başlattığına dikkat çeken Eliaçık, bu süreçte hem ebeveynlerin hem de çocukla uzman ve bilirkişi görüşmeleri gerçekleştirildiğini, İhbar iddialarının gerçekliğinin tespiti için yetkililerin aile içi yaşamı, evi, çocuğun yetiştirildiği ortamı, ebeveynlerin gelirini, fiziksel ve ruhsal sağlıklarını araştırdığını açıkladı.
Zeliha Eliaçık, Gençlik Dairesinin bu süreçte çocuğun beyanlarını esas aldığını belirtmek gerektiğini, çocuğun şiddet,
istismar ya da taciz gördüğüne dair ifade vermesinin denetim ve araştırma sürecinin sonlandırılması ve çocuğun aileden uzaklaştırılması için yeterli bir gerekçe olarak görüldüğüne dikkat çekti.
Bu şekilde başlatılan hukuksal süreçte çocuğun velayeti için açılan davanın yanı sıra ebeveynin çocuğa karşı istismarı veya kötü muamelesiyle ilgili olarak da suç duyurusunda bulunulduğunu söyleyen Eliaçık, Alman Gençlik Dairesi tarafından himaye altına alınan çocukların yaş gruplarına göre yurt ya da koruyucu ailelerin yanına yerleştirildiğini belirtti.
Zeliha Eliaçık, “0-14 yaş aralığındaki çocuklar çoğunlukla koruyucu ailelere verilirken 15-18 yaş aralığındakiler ise bakımevi olarak da bilinen yurtlara yerleştirilmektedir. Çocuğun aileden uzaklaştırılma süresi himaye altına alınma sebebine bağlı olarak değişebilmektedir. Ancak ağır ihbar vakalarında çocuğun velayeti süresiz olarak Gençlik Dairesine verilmektedir. Böylelikle şiddet ve istismar gibi durumlarda çocuklar süresi belirsiz olarak aileden uzaklaştırılarak (14 yaş altı çocuklar da dahil olmak üzere) öncelikle yurt ya da bakımevlerine yerleştirilmektedir” dedi.
Almanya genelinde 2016 verilerine göre toplamda 31 bin 954 yurt, günlük ve yatılı bakımevi bulunduğunu hatırlatan Eliaçık,  Koruma altına alınan çocukların büyük çoğunluğunun koruyucu ailelerden ziyade bakımevi ve yurtlara yerleştirildiklerini belirtmek gerektiğini söyledi.
 Eliaçık, Gençlik Dairesi tarafından çocuğun refahı ve selameti adına denetim başlatılmasının sadece ihbarlar üzerinden gerçekleşmediğini belirterek, bu sürecin ebeveynlerin kendilerini yetersiz ve çaresiz görmeleri durumunda veya Gençlik Dairesinin danışma merkezlerine yaptığı başvuru sonucunda da başlatılabildiğini anlattı.
“Ebeveynler maddi imkansızlık, fiziksel ve ruhsal yetersizlik, ebeveynlere yönelik şiddet ve saldırganlık, aile içinde çocuğun yarattığı huzursuzluk ve geçimsizlik, gençlerin suç ve bağımlılığa yönelmesi gibi nedenlerle Gençlik Dairelerine yardım ve destek başvurusunda bulunabilmektedir” şeklinde konuşan Zeliha Eliaçık, bu durumlarda bazen ebeveynler tarafından da çocuğun evden uzaklaştırılarak otorite olarak kabul edebileceği bir ortamda yetişmesinin talep edilebildiğine dikkat çekti.
SETA İstanbul Avrupa Araştırmaları Direktörü Zeliha Eliaçık, Gençlik Dairesi yardım çağrısında bulunan ailelere
başta denetim altında sosyal hizmet yardımı olmak üzere danışma hizmeti, çocuğun eğitme ve yetiştirme konusunda aktif destek verdiğini kaydetti.

Tuba Nur TÜRKELİ & Berlin

***

Zeliha EliaçıkZeliha Eliaçık

Araştırmacı, Avrupa Araştırmaları, İstanbul
İlk orta ve lise eğitimini Türkiye’de tamamladıktan sonra Almanya’da yabancı öğrenciler için üniversiteye hazırlık okulu “Studienkolleg”i birincilikle bitirdi. Ruhr Bochum Üniversitesi’nde Oryantalistik (Şarkiyat) ve Siyaset Bilimi bölümlerinden mezun olan Zeliha Eliaçık, “İsrail Devletinin Kuruluşundan Günümüze Yemen Yahudilerinin Sosyal ve Hukuki Statüleri” isimli saha çalışmasıyla aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı. Alman Akademik Değişim Servisi’nin (DAAD) burs ve teşvikleriyle Suriye, Yemen ve Ürdün’de beş yıl süreyle alan çalışmalarında ve akademik görevlerde bulundu. Son olarak Alman-Ürdün Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve kültür işleri sorumlusu olarak çalıştı. Eliaçık ağırlıklı olarak Şarkiyat (Oryantalistik), Müslüman ve Avrupa toplumlarında azınlıklar, Irkçılık ve Almanya’nın İslam siyaseti alanlarında çalışmalar yapmaktadır. SETA İstanbul Avrupa Araştırmaları Direktörlüğü’nde Araştırmacı olarak görev yapan Zeliha Eliaçık Almanca, İngilizce ve Arapça biliyor.

[UHA Haber Ajansı, 20 Ocak 2020]

https://img1.aksam.com.tr/video/Reklam/turklergeliyor_adaletinkilici_masthead/bg.jpg
Tuba Nur TÜRKELİ
Tuba Nur TÜRKELİ
Tuba Nur Türkeli 24.08.1989 yılında Almanya'nın başkenti Berlin kentinde dünyaya geldi. Liseye kadar Almanya'da okudu. 2009-2013 yılları arasında Lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi'nin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde Uluslararası İlişkiler bölümünde gerçekleştirdi. 2014-2017 yılları arasında Yüksek Lisans eğitimini Almanya'nın Nürnberg kentinde Friedrich-Alexander-Üniversitesi'nin Beşeri/Sosyal Bilimler ve Teoloji Fakültesi'nde uzmanlık alanı olarak Siyaset Bilimini seçtiği Ortadoğu Çalışmaları bölümünde tamamladı. Çeşitli kuruluşlarda mesleğiyle ilgili staj ve çalışma imkanı buldu. NSU terör örgütüyle ilgili yaptığı, haber ve araştırmaları birçok medyada yayınlandı. Bir dönem T.C Berlin Büyükelçiliği'nde de staj yaptı. Anadil seviyesinde Almanca ve iyi derecede İngilizce biliyor.
http://(UHA)%20Uluslararası%20Haber%20Ajansı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir