Gündem

AB-Türkiye İlişkilerinde Jeopolitik Kaygılara Dönüş

SETA Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı, Türkiye ile AB arasındaki ilişkinin elli yılı bulan tarihi boyunca inişli çıkışlı bir seyir izlediğini  ve  bu süreçte ikili ilişkileri etkileyen birçok faktör olmasına rağmen bazı konuların temel parametre olarak ön plana çıktığı görüldüğünü söyledi.

Enes Bayraklı, ile ilgili görsel sonucu

SETA Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı

Enes Bayraklı, “özellikle Soğuk Savaş döneminde NATO üyesi Türkiye’nin Batı dünyasının güvenliğine sağladığı katkı AB ile ilişkileri belirleyen temel faktör olmuştur” dedi.

(UHA) Uluslararası Haber Ajansı‘na değerlendirmede bulunan Enes Bayraklı, Soğuk Savaş sona erdikten sonra Batı’ya yönelik esas tehdit olan Sovyetler Birliği’nin ortadan kalktığı için bir süre NATO’nun geleceğinin de tartışıldıuğını  ifade etti.

Enes Bayraklı, Bu çerçevede Türkiye’nin de artık Batı için vazgeçilmez bir müttefik olmadığı argümanının bir dönem bazı çevrelerce dillendirildiğini hatırlatarak,11 Eylül sonrası dönemde ise terörle savaş doktrini çerçevesinde Afganistan ve Irak gibi ülkeleri işgal eden Bush yönetimindeki ABD için Türkiye’nin tekrardan önem kazanmaya başladığının altını çizdi.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden Suriye krizine kadar olan dönemde Brüksel’in Ankara ile olan ilişkilerini belirleyen temel parametrenin Türkiye’nin jeopolitik öneminden ziyade AB’nin kültürel ve ekonomik nüfuz alanını genişletme stratejisi olduğuna vurgu yapan Enes Bayraklı, bu stratejinin aynı dönemde Türkiye’nin demokratikleşme ve ekonomik kalkınma çabaları açısından AB’yi bir çıpa olarak görmesi ile aynı döneme denk gel diğini ve bundan dolayı 1999-2013 arası dönemin Türkiye-AB ilişkilerinin altın çağı olarak bazı çevrelerde idealize edildiğini kaydetti.

Enes Bayraklı, 2010’da Tunus’ta başlayan ve dalga dalga tüm Ortadoğu’ya yayılan Arap Baharı sürecinde yaşanan devrimlerin, karşı devrimler ve iç savaşların ise öncelikli olarak Ortadoğu’yu sonrasında ise Avrupa’yı doğrudan etkilediğini hatırlattı.

Enes Bayraklı, Özellikle de 2011 yılında Suriye iç savaşının başlamasından sonra Avrupa Kıtası yakın tarihinde şahit olmadığı bir terör ve mülteci dalgası ile karşılaşmıştır. Bu yaşananlar sonucunda Avrupa’da yabancı düşmanlığı artmış, aşırı sağ partilerin söylemleri gündemi belirlemeye başlamıştır. Avusturya, Finlandiya ve Bulgaristan gibi ülkelerde aşırı sağ partiler ülkeyi yöneten koalisyon hükümetlerinin bir parçası olmuşlardır” dedi.

Diğer taraftan ise 11 Eylül sonrası terörle mücadele paradigmasını kullanan Rusya’nın, Çeçenistan gibi bağımsızlık isteyen ülkeleri askeri güç kullanarak kontrol altına aldığını açıklayan  Enes Bayraklı, sonrasında ise Gürcistan ve Ukrayna üzerinden AB ve NATO’nun genişleme planlarını durdurduğunu söyledi.

Enes Bayraklı, 2014 yılında ise Rusya’nın, Kırım’ı önce işgal sonrasında ilhak ederek Batı’ya açıktan meydan okumaya başladığını belirterek, Rusya’nın bunun ötesinde Baltık ülkelerinden tutun Almanya ve Bulgaristan’a kadar geniş bir coğrafyayı istikrarsızlaştırmak için dezenformasyon ve ajitasyon faaliyetleri yürüterekte, aşırı sol ve aşırı sağ grupları desteklediğini açıkladı.

Son dönemde İngiltere üzerinden Rusya ile Batı arasında çıkan krizin işte bu çerçevede bir anlam kazanmakta olduğunu ifade eden Enes Bayraklı, “Bütün bu resme bakıldığında 2011 sonrasında ama özellikle de Kırım’ın ilhakı, mülteci krizi ve terör saldırılarının zirve yaptığı 2014-2018 arasında Avrupa’nın tehdit algısında önemli değişiklikler olduğu ve jeopolitik kaygıların daha fazla ön plana çıkmaya başladığını görmekteyiz”dedi.

“Bu dönemde mülteci dalgası, DEAŞ, PKK ve FETÖ’nün terör saldırıları, bu saldırılara AB ve ABD’nin kayıtsız kalması, Rusya’nın Ortadoğu ve Karadeniz’de artan etkisi sonucu Türkiye’nin de güvenlik paradigması benzer bir değişim sürecinden geçmiştir” diyen Enes Bayraklı, “Neticede somut tehditlerle karşı karşıya olan Türkiye’de “real politik” kaygılar gittikçe ön plana çıkmaya başlamış ve dış politikada “soft power” vurgusu yerini “hard power”a bırakmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

Enes Bayraklı, AB-Türkiye arasında 2013 sonrasında ortaya çıkan ve referandum sürecinde zirve yapan krizin temelinde Brüksel’in bütün aktörlerini etkileyen bu süreci göz ardı ederek Ankara ile ilişkilerinde eski paradigmayı sürdürmek konusundaki ısrarından kaynaklandığını belirtti.

Enes Bayraklı, “Yani Brüksel sanki Ankara PKK, DEAŞ ve FETÖ’den kaynaklanan bir beka sorunuyla karşı karşıya değilmiş, AB’de yaşanan siyasi dönüşüm sonrası Türkiye’nin üyeliğine karşı olan aşırı sağcı güçler dominant hale gelmemiş, AB jeopolitik dengelerde yaşanan dönüşüm sonrası mülteciler ve güvenlik konularında Türkiye ile iş birliğine en az Soğuk Savaş dönemindeki kadar muhtaç değilmiş gibi davranmakta ve Ankara’yı nüfuzu altında tutacağı pasif bir güce dönüştürmekte ısrar ettiği için ikili ilişkiler son dönemde ciddi bir çıkmaza girmiştir” dedi.

 “Bütün bu olumsuz tabloya rağmen son dönemde AB’den ve kimi AB üyesi ülkelerden gelen mesajlar  AB’nin Türkiye konusundaki bu irrasyonel tutumundan yavaş yavaş vazgeçmeye başladığının işaretlerini veriyor” ifadesini kullanan Enes Bayraklı, Bu noktada Türkiye’nin Rusya ile Suriye’de geliştirmiş olduğu iş birliğinin, Afrin operasyonunun başarısının, S400 hava savunma sisteminin alınma kararının verilmiş olmasının Avrupalı müttefiklerimizi uzun dönemdir Türkiye ile ilgili gördükleri ve her defasında tersi çıkan rüyalarından uyandırmışa benzediğini kaydetti.

Enes Bayraklı, bu çerçevede Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yahut Türkiye karşıtı tüm lobilerin çabalarına rağmen Varna zirvesinin yapılmış olmasının AB’de ve Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye bakışlarında jeopolitik kaygıların tekrardan ön plana çıkmaya başladığı bir döneme girmeye başladığımızın işaretlerini barındırmakta olduğunun altını çizdi.

Zirve sonu yapılan açıklamalarda Türkiye ile anlaşılamayan Afrin ve 15 Temmuz sonrası alınan tedbirlerin konularının sahada bir karşılığı olmayan basit ifadelerle geçiştirilmiş olmasının da bu durumu işaret etmekte olduğunu hatırlatan Enes Bayraklı, Neticede Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi iki taraf açısından ilişkilerin bundan sonra esas belirleyeninin jeopolitik kaygılar ve güvenlik konuları olacağını ifade etti.

SETA Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı, bu çerçevede AB’nin, Türkiye’nin iç meselelerinde Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi arada sırada cılız açıklamalar yapmakla yetineceğini kaydetti.

HABER : Ataner YÜCE

KAYNAK SETA, UHA HABER

Ataner Yüce
Ataner Yüce
Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.
http://www.uhahaberajansi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir