Avrupa

5 Soruda : IV. İslam Konferansı’nın hedefleri -2-

İslam Konferansı’nda yeni olan nedir? Konferansın hedefleri nelerdir?

Zeliha ELİAÇIK, İslam Konferansı’nın 28-29 Kasım tarihlerinde “İslam Almanya’ya ait değildir” ifadesi ile tartışmalara yol açan İçişleri Bakanı Horst Seehofer başkanlığında toplandığını kaydederek, 19 Mart’ta konferansa hazırlık babında 40 katılımcının katkısıyla düzenlenen çalıştayda bu konferansın formatının, katılımcı profilinin ve konularının nasıl şekilleneceğinin ortaya çıktığını söyledi.

14 Temmuz’da İçişleri Bakanlık Müsteşarı Markus Körber’in İslam Konferansı’nın yapısal bir dizi değişikliğe gittiğini belirttiğini anlatan Zeliha ELİAÇIK, Körber’in oluşumun yeni görevini şöyle açıkladığını aktardı: “Almanya’da yaşayan Müslümanlar Almanya’ya ait bir Alman İslamı’nı anayasa temelinde yenide tanımlamalıdır.”

Zeliha ELİAÇIK, daha önce de SPD’li İçişleri Bakanı Otto Schily’nin 2002 yılında Müslümanların en iyi entegre etme yolunun asimilasyon olduğunu söyleyerek Müslümanlardan kendilerini bir Avrupa İslamı’na hazırlamaları gerektiğini belirtse de Alman devletinin Alman İslam projesinin ilk kez bu açıklıkta ifade edildiğine vurgu yaptı.

Yeni formatıyla IV. İslam Konferansı’na DITIB, Müslümanlar Merkez Konseyi ve İslam Konseyi gibi köklü kuruluşların yanı sıra yeni kurulmuş küçük derneklerin ve organize olmamış İslam karşıtı seküler grupların ve bireylerin de davet edildiğini hatırlatan Zeliha ELİAÇIK, bunun yanı sıra konferansta ağırlıklı olarak Almanya’da bulunan camilerin finansmanı üzerinde durulduğunu, buna göre kilise vergisi gibi Müslümanlardan da cami vergisi alınması ya da Bakanlık tarafından mevcut cemaat ve camilere finansal destek sağlanmasının muhtemel çözümler olarak ortaya atıldığını açıkladı.

Zeliha ELİAÇIK, “Bu çerçevede imamların Almanya’da eğitilmesi ve yurt dışından imam getirilmesinin önüne geçilmesi için ilerleyen zamanlarda farklı çalıştay, toplantı ve projeler yapılması kararlaştırılmıştır. Burada özellikle göçmen Türklerin köken ülke olarak Türkiye ile bağlarının koparılması hedeflenirken, bu ülkelerdeki Türklerin sahip olduğu İslam anlayışının “radikal” olarak nitelendirilmesi gerçeği yansıtmamaktadır. Türk kökenli gençlerin dini radikalleşmeden uzak durdukları düşünüldüğünde, Alman tarafının radikal İslam argümanını İslam’ı ve Müslümanları kendi çıkar ve isteklerine göre yeniden şekillendirebilmek için kullandığı açıkça görülecektir” diye ifade etti.

Bu konferansın bir başka önemli özelliğinin de büyük Müslüman cemaatlerle ve kurumlarla diyalog çalışmalarının ötesinde İslam’ın gündelik hayatta nasıl düzenleneceğine yönelik çözüm arayışlarına girilmesi olduğuna dikkat çeken Zeliha ELİAÇIK, Konferansta kısmen basına açık dört tartışma ve üç panel gerçekleştiğini açıkladı.

  • İslam Konferansı’na kimler katıldı ? Katılımcılar hangi kriterlere göre seçildi?

Zeliha ELİAÇIK, İslam Konferansı’na geniş kitleleri temsilen katılan büyük İslam kuruluşlarının yanı sıra İslam eleştirisi yapan ve İslam’ın kamusal alanda varlığından rahatsız olan küçük gruplar ve bireylerin sayıca çokluğunun dikkat çektiğini ifade etti.

“200 kişinin üzerinde bir katılımcının yer aldığı toplantıya DITIB, Almanya Müslüman Merkez Konseyi , İslam Konseyi gibi grupların yanı sıra yeni kurulmuş genç Müslüman inisiyatifler de yer almıştır” değerlendirmesinde bulunan Zeliha ELİAÇIK, ayrıca Ali Ertan Toprak, Cem Özdemir gibi Müslüman cemaatlere mesafeli duruşlarıyla bilinen isimlerin yanı sıra Hamd Abdel Samed, Necla Kelek ve Seyran Ateş gibi İslam karşıtlıklarıyla tanınmış ve İslam’ın kamusal alanda görünür olmasından rahatsız olan isimlerin kurduğu “Seküler İslam İnisiyatifi” de toplantıda bulunduğunun altını çizdi

Zeliha ELİAÇIK, bu grupta yer alan isimlerin Türkiye karşıtı pozisyonlarıyla da bilindiğini belirterek, İnisiyatife dahil kişilerin büyük Müslüman cemaat ve kurumlara bir alternatif olarak konferanstan kısa bir süre önce organize olarak kurumsallaşmalarının dikkat çekici olduğunu, Konferansa sadece Bakanlığın davet ettiği kurum ve kişiler katılabilirken, katılımcıların hangi kriterlere göre seçildikleri konusunda bir açıklama yapılmadığını kaydetti.

“Bu bağlamda İslam konferanslarında sürekli olarak aydınlanma ve sekülerizmden bahsedilmesi tesadüf olarak görülemez. Esasında seküler din ve aydınlanmış Müslümanlar vurgusu, radikalleşmeyle mücadele için Müslümanların sekülerleşmesi gerektiği tezinin bir yansımasıdır” diyen Zeliha ELİAÇIK, “Bu amaca matuf, İslam konferansında seküler grupların sayılarının ve etkilerinin artırılmasına gayret edilmektedir. Bu tür ayrımlar ayrıca kategorik olarak “iyi” ve “kötü” Müslüman imgeleri oluşturmakta ve “kötü” Müslümanların oyun dışına itilmesini hedeflemektedir” dedi.

  • Alman devletinin İslam Konferansı’ndaki rolü nedir?

Zeliha ELİAÇIK, “İslam Konferansı’nın aslında “İslam Almanya’ya ait değildir.” diyen Seehofer’nın başkanlığında toplanması bir çelişki gibi görünse de bu inisiyatifin tam da İslam’ın ve Müslümanların mevcut halleriyle buraya ait olmadıkları tezinden yola çıktığı ve bunları Almanya’ya uygun yeni bir formata sokma çabası içinde olduğu anlaşılmaktadır” ifadesini kullandı.

İslam konferanslarının konuları ve katılımcılarının Alman İçişleri Bakanlığı tarafından belirlendiğini söyleyen Zeliha ELİAÇIK, 11 Eylül saldırılarından bu yana Müslümanları güvenlik sorunu olarak gören Alman devletinin İslam konferanslarını İçişleri Bakanlığı bünyesinde tertip etmesinin tesadüf olmadığını anlattı.

Zeliha ELİAÇIK, bu bağlamda Alman devletinin konferansta sadece moderatör olmadığını ve kendi çıkarlarına yönelik yönlendirici bir rol oynadığının görüldüğünü, Almanya’da bulunan köklü İslam kurumların karşıtı ve alternatifi olarak konferansa davet edilen grupların medyada ve siyasette özgürlük, sekülerizm ve eleştirel düşünme gibi kavramlarla özdeşleştirilmelerinin ve kamuoyuna bu şekilde yansıtılmalarının devletin nötr bir arabulucu olmadığını ve bu gruplara sempatiyle baktığı tezini güçlendirdiğinin altını çizdi.

Alman İslamı’nın gerekliliği ve Müslümanların köken ülkelerle bağlarının kesilmesi gerektiği yönünde bu grupların ve Alman devleti arasındaki görüş birliğinin de bu yakınlığa işaret ettiğini ifade eden Zeliha ELİAÇIK, bu konferansta köklü İslami kuruluşların yanında İslam’ı inanç olarak benimsemediklerini açıkça itiraf eden bazı aktörlere eşit partnerler olarak masada yer açıldığını kaydetti.

Zeliha ELİAÇIK, bu marjinal grup ve kişilerin konferansa davet edilme amacının Müslümanların çeşitliliğini sergilemek olmadığını; aksine bunların köken kültür ve ülkeyle sıkı bağları olduğu düşünülen köklü organizasyonları tasfiye etmek ya da dönüştürmek için bir denge unsuru olarak kullanıldıklarının görüldüğünü aktardı.

“Nitekim Alman basınında konferansa dair verilen haberlerdeki “Geleneksel İslami organizasyonlar seküler ve modern gruplarla aynı masada oturmaya alışacaklar.” vurgusu dikkat çekicidir” diyen Zeliha ELİAÇIK, bu minvalde Alman devletinin İslam organizasyonlarının ve burada yaşayan Müslümanların köken ülkeyle maddi ve manevi bağları koparmak istediği ve İslam konferansında bu hedefe uygun gruplarla iş birliği arayışında olduğunun anlaşıldığını, bu tür girişimlerin İslam’ı kurumsallaştırma, bürokratikleştirme ve daha yönetilir kılma çabası olduğunun açık olduğunu açıkladı.

Zeliha ELİAÇIK, Alman devletinin seküler bir devlet olarak bir inanç grubunun iç işlerine karışmasının Alman anayasasına aykırı olduğu gibi diğer dini cemaat ve grupların kendilerinin organize etmelerine; mali kaynaklarına ve din adamlarının Vatikan ya da başka yerlerde dini formasyon almalarına karışılmazken Müslümanlara yönelik bu tür baskı ve müdahalelerin açıkça ayrımcılık olduğunu, ayrıca düzenleyicisinin devlet olduğunun böylesi bir toplantıya davet edildiği halde katılmayı reddedenlerin devletle karşı bir pozisyon almış durumuna düşme risklerinin bulunduğunu ve bu nedenle bazı grupların kendilerini kerhen de olsa bu toplantılara katılmak zorunda hissedebileceklerinin de unutulmaması gerektiğini kaydetti. (devam edecek)

Haber / Araştırma : Tuba Nur TÜRKELİ

(UHA) Uluslararası Haber Ajansı / Almanya Temsilcisi

***
YAZAR HAKKINDA
Zeliha Eliaçık
İlk, orta ve lise eğitimini Türkiye’de tamamladıktan sonra Almanya’da yabancı öğrenciler için üniversiteye hazırlık okulu “Studienkolleg”i birincilikle bitirdi. Ruhr Bochum Üniversitesi’nde Oryantalistik (Şarkiyat) ve Siyaset Bilimi bölümlerinden mezun olan Zeliha Eliaçık, “İsrail Devletinin Kuruluşundan Günümüze Yemen Yahudilerinin Sosyal ve Hukuki Statüleri” isimli saha çalışmasıyla aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı. Alman Akademik Değişim Servisi’nin (DAAD) burs ve teşvikleriyle Suriye, Yemen ve Ürdün’de beş yıl süreyle alan çalışmalarında ve
akademik görevlerde bulundu. Son olarak Alman-Ürdün Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve kültür işleri sorumlusu olarak çalıştı. Eliaçık ağırlıklı olarak şarkiyat (oryantalistik), Müslüman ve Avrupa toplumlarında azınlıklar, ırkçılık ve Almanya’nın İslam siyaseti alanlarında çalışmalar yapmaktadır. SETA İstanbul Avrupa
Araştırmaları Direktörlüğü’nde araştırmacı olarak görev yapan Zeliha Eliaçık Almanca, İngilizce ve Arapça bilmektedir.

Pelin Çift İle Gündem Ötesi

‘Pelin Çift ile Gündem Ötesi’ her Çarşamba ‘Diriliş’ Dizisinden sonra TRT 1 Ekranlarında..

Tuba Nur TÜRKELİ
Tuba Nur TÜRKELİ
Tuba Nur Türkeli 24.08.1989 yılında Almanya'nın başkenti Berlin kentinde dünyaya geldi. Liseye kadar Almanya'da okudu. 2009-2013 yılları arasında Lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi'nin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde Uluslararası İlişkiler bölümünde gerçekleştirdi. 2014-2017 yılları arasında Yüksek Lisans eğitimini Almanya'nın Nürnberg kentinde Friedrich-Alexander-Üniversitesi'nin Beşeri/Sosyal Bilimler ve Teoloji Fakültesi'nde uzmanlık alanı olarak Siyaset Bilimini seçtiği Ortadoğu Çalışmaları bölümünde tamamladı. Çeşitli kuruluşlarda mesleğiyle ilgili staj ve çalışma imkanı buldu. NSU terör örgütüyle ilgili yaptığı, haber ve araştırmaları birçok medyada yayınlandı. Bir dönem T.C Berlin Büyükelçiliği'nde de staj yaptı. Anadil seviyesinde Almanca ve iyi derecede İngilizce biliyor.
http://(UHA)%20Uluslararası%20Haber%20Ajansı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir