Avrupa

5 Soru: Avusturya’da “İbiza Skandalı”

UHA HABER / SETA bağımsız, tarafsız düşünce ve yayın kuruluşu, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nda Avrupa Araştırma Direktörü Kazım Keskin, geçtiğimiz günlerde  Avusturya’da Başbakan Yardımcısı ve aşırı sağcı Özgürlük Partisi’nin lideri Heinz-Christian Strache’nin seçim öncesi destek karşılığında kamu ihaleleri vaat ettiği gizli görüntülerinin ifşa olmasıyla ilgili  “İbiza Skandalı”nı  ‘5 Soru’da değerlendiriyor.

Heinz Christian-Strache ile ilgili görsel sonucu

Özgürlük Partisi’nin lideri Heinz-Christian Strache

Avusturya’da hükümetin yıkılmasına yol açan ‘İbiza skandalı’ nedir? Video içeriğinde ne var? Operasyonun arkasında kim var? ‘İbiza skandal’”nın Avusturya ve Avrupa siyasetindeki yansımaları nelerdir? Erken seçimlere giden Avusturya siyasetinde bir değişim beklenebilir mi?

1) Avusturya’da hükümetin yıkılmasına yol açan “İbiza skandalı” nedir?

Araştırmacı Kazım KESKİN, Avusturya Başbakan Yardımcısı ve aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) Başkanı Heinz Christian-Strache’nin 24 Temmuz 2017’de İspanya’nın İbiza adasında bir villada gizlice çekilen video görüntülerinin Avusturya ve Avrupa siyasetinde bomba etkisi yarattığına dikkat çekti.

Videoda Strache’nin kendisini Putin yakını Rus oligark Igor Makarow’un yeğeni Aljona Makarowa olarak tanıtan Rus asıllı bir Letonya vatandaşı kadınla, kamu ihalelerinde destek olması karşılığında partisine maddi destek sağlaması hususunda pazarlık yaptığı görüldüğünü ifade eden Araştırmacı KESKİN,  toplam 6-7 saat süren ve kısa bir kesiti Almanya’da yayımlanan Süddeutsche Zeitung gazetesi ile Der Spiegel dergisi tarafından dünya kamuoyuna cuma günü sunulan videoda FPÖ’nün Meclis Grup Başkanı Johan Gudenus, Sırp asıllı eşi Tajana ve kimliği bilinmeyen bir erkeğin de görüldüğünü aktardı.

Kazım KESKİN, “her yönüyle bir istihbarat operasyonu olduğu izlenimi veren olay nedeniyle Heinz Christian-Strache ve Johan Gudenus görevlerinden istifa ederlerken Avusturya’da Kurz-Strache Hükümeti dağıldı. Başbakan Sebastian Kurz’un Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen ile görüşmesinde önümüzdeki Eylül ayında erken seçime gidilmesi kararlaştırıldı. Seçimlere kadar Avusturya’nın nasıl bir hükümetle yönetileceği ise belirsizliğini korumaya devam ediyor” dedi.

2) Video içeriğinde ne var?

Araştırmacı KESKİN, Avusturya’da kendisini statükoya karşı “temiz” bir siyasetçi olarak lanse eden ve devlet içinde her türden yolsuzluk ve düzensizliğe karşı savaş açtığını iddia eden Heinz Christian-Strache’nin “İbiza Skandalı”nda başı çekiyor olmasının, Avusturya siyasetinde adeta bir deprem etkisi yarattığını söyledi.

“Her ne kadar söz konusu videonun bir siyasi komplo ürünü olduğunu ve kendisinin de alkolün etkisiyle konuştuğunu söyleyerek skandalın boyutlarını hafifletmeye çalışıyorsa da videonun içeriğinden Strache’nin Avusturya siyasetine ve medyasına hükmetmek için gayri meşru yöntemler kullanmaktan çekinmediğini ortaya koymaktadır” diyen KESKİN, 250 milyon avroluk bir kara paraya hükmettiğini belirten ve bu meblağı Avusturya’da yatırım amacıyla değerlendirmek istediğini ifade eden sözde oligark yeğeni kadın Strache’ye birlikte çalışma teklifi getirdiğinde Strache muhatabına, 15 Ekim 2017 tarihli genel seçimler öncesinde Avusturya’nın tirajı en yüksek bulvar gazetesi Kronen Zeitungun çoğunluk hissesinin satın alınarak FPÖ lehine propaganda yapılması ve kendilerinden rahatsız olunan birkaç gazetecinin kovularak yerine kendileri ile uyumlu çalışacak beş gazetecinin yerleştirilmesi karşılığında kamu ihalelerinde her türden kolaylığın sağlanacağı vaadinde bulunduğunu hatırlattı.

Araştırmacı KESKİN, ardından Strache seçimleri kazanırsa, Avrupa’nın en önemli inşaat şirketlerinden biri olan STRABAG gibi bir şirketin ihale süreçlerinden dışlanarak Aljona Makarowa tarafından kurulacak şirketin ihalelerde kayırılacağı taahhüdünde bulunduğuna dikkat çekerek, “aynı zamanda seçimler öncesinde partisine de 500 bin ila 2 milyon avro kadar bağış yapmasının bir iyi niyet jesti olarak değerlendirileceğini ifade eden Strache bu bağışın da bir paravan dernek kurularak gerçekleştirilmesini öneriyor. Partilerinin bu yolla Avusturya’nın sayılı zenginlerinden bağış aldığını, bu yöntemin maliyenin denetiminden kaçmak amacıyla en uygun yöntem olduğunu vurgulamayı da ihmal etmiyor” şeklinde açıkladı.

3) Operasyonun arkasında kim var?

 

“Operasyonun arkasında kim ya da kimlerin olduğu şimdilik kamuoyu tarafından bilinmiyor” diye ifade eden KESKİN, bununla birlikte Avusturya devletine ya da Avusturya devletinin Rusya yanlısı kesimlerine operasyon çekmek isteyen ortak bir istihbarat aklının söz konusu gizli çekim operasyonunun arkasında olduğunu düşünmenin akla yatkın göründüğünün altını çizdi.

Kazım KESKİN, Alman dış istihbaratı BND’nin CIA ile iş birliği yapan kesimlerinin öteden beri Avusturya-Rusya ilişkilerinin gelişmesinden rahatsız oldukları bilinen hususlar arasında yer aldığını hatırlatarak, Moskova’da eğitim gören ve videoda Strache için Rusça tercümanlık yaptığı görülen Gudenus’un da dahil olduğu FPÖ’nün Rusya yanlısı kesimleriyle Putin’in Birleşik Rusya Partisi’nin 2016’da iş birliği anlaşması imzalaması endişeye neden olan ilk icraatlardan biri olduğunu kaydetti.

KESKİN, “Bunun dışında yine Gudenus’un Rusya’nın Kırım’ı ilhakının ardından gerçekleştirilen referanduma “seçim gözlemcisi” sıfatıyla “meşruiyet” kazandırması ve 2018’de İngiltere Salisbury’de eski Rus ajanı ve kızına Rusya tarafından gerçekleştirildiği düşünülen kimyasal saldırıya Avrupa Birliği ülkeleri Rus diplomatlarını sınır dışı ederek cevap verirlerken bir tek Avusturya bu yola başvurmamıştı” ifadesini kullandı.

Bu ve benzeri uygulamaların ABD’nin denetimindeki ya da Rusya karşıtı konumundaki Avrupalı güçlerin bu duruma bir son vermeye itmişe benzediğini açıklayan KESKİN, “Bu sonuçtan yola çıkarak değerlendirecek olursak da operasyonun uzun zamandır Avrupa aşırı sağcılarıyla yakın temas içinde olan Rusya’nın Avrupa’daki en güçlü ortağı konumundaki FPÖ partisine ağır bir darbe indirdiği görülmektedir” dedi.

Yine bir süredir başta Almanya olmak üzere Batılı istihbarat servislerinin FPÖ’lü Avusturya İçişleri Bakanlığının kontrolündeki istihbarat servisiyle bilgi akışına sınırlama getirdiklerinin bilindiğini kaydeden Kazım KESKİN, Gizli bilgilerin Rusya’ya aktarılması endişesi gerekçesi ile zaman zaman kamuoyuna da duyurulan bu benzersiz tavrın söz konusu endişeleri giderecek herhangi bir faaliyet içine girmeyeceğini düşünmenin, akla ve mantığa aykırı bir yaklaşım olacağını belirtti.

KESKİN,  son olarak Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Alman komedyen Jan Böhmermann’ın Nisan ayında Avusturya’da katıldığı bir etkinlikte parodi kılıfında tam da “İbiza skandalı”nda ifşa edilen bilgilere işaret ettiğini de söylemek gerektiğinin altını çizdi.

4) “İbiza skandalı”nın Avusturya ve Avrupa siyasetindeki yansımaları nelerdir?

“Avusturya, eski İçişleri Bakanı ve Avusturya Halk Partisi’nin Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili Ernst Strasser 2011’deki skandalından beri dünya kamuoyu nezdinde bu kadar küçük düşürülmemişti” diye belirten Araştırmacı Kazım KESKİN, “O dönem kendilerini lobici olarak tanıtan iki İngiliz gazetecisine yıllık 100 bin avro karşılığında AP yönetmeliklerinde ve kanun tekliflerinde değişiklikler yaptırabileceğini ifade eden Strasser rüşvetçilik suçlamasıyla üç sene hapis cezasıyla cezalandırılmıştı. Bu skandal sadece Avusturya siyasetini değil Avrupa siyasetini de etkileyeceği açık olan bu son skandalla karşılaştırılamayacak derecede zayıf bir etki yarattı denilebilir” şeklinde kaydetti.

KESKİN, Tam da AP seçimleri arifesinde görüntülerin yayınlanmasının sadece Avusturya siyasetinde değil Avrupa’da da bir dizayn çabası içinde olunduğunu gösterdiğini ve henüz oluşum aşamasındaki Avrupalı aşırı sağcı partilerin ortak örgütlenmelerini büyük sekteye uğratacağının aşikar olan skandalın AP seçimlerine katılımı düşürmenin dışında nasıl bir etki yaratacağı henüz bilinemese de en azından AP’deki muhafazakar kanadın güç kaybını durduracağının tahmin edilebileceğini ifade etti.

“Avusturya siyasetine gelince durumun biraz daha karışık olduğu görülebilir” diyen Kazım KESKİN,  “Avusturya politikasında her ne zaman FPÖ’de bir kargaşalık olsa ilk seçimlerde içerik olarak bu partiye daha yakın olan ÖVP kazançlı çıkmaktadır” dedi.

KESKİN, Başbakan Kurz’un da şu ana kadar göz yumduğu FPÖ skandallarının sonuncusunu bu açıdan bir fırsat olarak gördüğünün düşünülebileceğine dikkat çekerek, son tahlilde hedefinin tek başına iktidar olduğu bilinen Kurz’un bu hedefine ulaşamaması halindeyse seçimlerden daha güçlü bir oy oranıyla birinci parti olarak çıkarak Avusturya siyasetini belirlemeye çalışacağının açık bulunduğunu ve muhalefet partilerinin de erken seçimleri her türden oy artışı sağlamak için bir fırsat olarak gördüklerinin aşikar olduğunu belirtti.

5) Erken seçimlere giden Avusturya siyasetinde bir değişim beklenebilir mi?

Araştırmacı Kazım KESKİN, Eylül ayında gerçekleştirilmesi planlanan erken seçimlerde şu anki perspektiften FPÖ dışında bütün partilerin oy oranlarını artırmaları beklendiğini hatırlatarak, FPÖ’nün kayıplarını minimize etmeye odaklanacağı bu süreçte içerdeki olası liderlik çatışmalarından ne kadar yara alacağının ve belki de partinin bölünmesine de bağlı olarak çekirdek seçmenlerini ifade eden yüzde 15 civarında bir oy oranına düşüp düşmeyeceğini zaman göstereceğini kaydetti.

FPÖ ile ÖVP’nin geçtiğimiz seçimlerde oy oranlarını artırmalarının ardında yatan en büyük motivasyon kaynağının Avusturya halkında derinlerde yer etmiş bulunan güçlü bir değişim isteği olduğunun bilindiğine dikkat çeken Kazım KESKİN, bu çerçevede ÖVP lideri Kurz’un Macronvari bir hamleyle köhnemiş bir yapıya sahip olan partisinin kadrolarında gençleştirmeye gitmesi ve partinin rengini, adını değiştirmek gibi makyaj olarak nitelendirilebilecek atılımlar yapmasının da Avusturya halkının beklentilerini karşılamaya yönelik olduğunu açıkladı.

Kazım KESKİN, “İçinde bulunduğumuz süreçte Kurz’un suni olan bu havayı inandırıcı bir üslupla sürdürüp sürdüremeyeceği belirsizliğini korusa da liberal Yeni Avusturya Partisi (NEOS) haricinde muhalefet partilerinin de kendilerini yeni bir umut olarak seçmene pazarlamaları biraz zor görünmektedir. NEOS’un avantajı seçmenler nezdinde hem ideolojik tutarlılık hem de devlet ciddiyetini taşıyabilecek bir güven aşılaması ile denenmemişliğin verdiği bir yıpranmamışlığa sahip olmasıdır. FPÖ’nün istenmeyeceğinin varsayıldığı muhtemel koalisyon görüşmelerinde kilit parti konumuna gelmesi beklenen NEOS’un FPÖ yerine yeni bir kontrol/denetim partisi olması da kuvvetle muhtemel görünüyor” şeklinde kaydetti.

HABER: Tuba Nur TÜRKELİ / BERLİN 

(UHA) Uluslararası Haber Ajansı / Almanya Temsilcisi 

***

Kazım Keskin

Araştırmacı, Avrupa Araştırmaları, İstanbul
1993 yılında Galatasaray Lisesini bitiren Keskin, lisans eğitimini Viyana Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde, yüksek lisansını ise aynı fakülte ve bölümde ’’ İnsan Haklarının Uluslararası İlişkilerde Araçsallaştırılması: 2. Körfez Savaşı Örneği’’ konulu teziyle tamamladı. İyi derecede Fransızca ve Almanca bilen Keskin, Avusturya ve Almanya iç siyaseti üzerine çalışmakta olup halen Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde doktora eğitimine devam etmektedir.

Tuba Nur TÜRKELİ
Tuba Nur TÜRKELİ
Tuba Nur Türkeli 24.08.1989 yılında Almanya'nın başkenti Berlin kentinde dünyaya geldi. Liseye kadar Almanya'da okudu. 2009-2013 yılları arasında Lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi'nin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde Uluslararası İlişkiler bölümünde gerçekleştirdi. 2014-2017 yılları arasında Yüksek Lisans eğitimini Almanya'nın Nürnberg kentinde Friedrich-Alexander-Üniversitesi'nin Beşeri/Sosyal Bilimler ve Teoloji Fakültesi'nde uzmanlık alanı olarak Siyaset Bilimini seçtiği Ortadoğu Çalışmaları bölümünde tamamladı. Çeşitli kuruluşlarda mesleğiyle ilgili staj ve çalışma imkanı buldu. NSU terör örgütüyle ilgili yaptığı, haber ve araştırmaları birçok medyada yayınlandı. Bir dönem T.C Berlin Büyükelçiliği'nde de staj yaptı. Anadil seviyesinde Almanca ve iyi derecede İngilizce biliyor.
http://(UHA)%20Uluslararası%20Haber%20Ajansı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir