(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Bir(an)lık öfke sonucu işlenen aile içi cinayetler

Sevgili okurlarım; aile yapımızı temelden sarsan ve değişik boyutlarıyla günümüzde sürekli gündemde kalan aile içi cinayetlerin nedenleri ile ortaya çıkan sonuçları üzerinde durmakta yarar bulunmaktadır. Bilimsel açıdan toplumun temel taşı olarak görülen aile yapısının sarsıntı geçirmesi geleceğimiz açısından endişe vericidir. 2017 yılını tamamlamak üzere olduğumuz şu günlerde Umut Vakfı’nın ulusal basından derlediği verilere göre, 2016 […]

Bir(an)lık öfke sonucu işlenen aile içi cinayetler
03 Ocak 2018 - 14:33 'de eklendi ve 249 kez görüntülendi.

Sevgili okurlarım; aile yapımızı temelden sarsan ve değişik boyutlarıyla günümüzde sürekli gündemde kalan aile içi cinayetlerin nedenleri ile ortaya çıkan sonuçları üzerinde durmakta yarar bulunmaktadır.

Bilimsel açıdan toplumun temel taşı olarak görülen aile yapısının sarsıntı geçirmesi geleceğimiz açısından endişe vericidir.

2017 yılını tamamlamak üzere olduğumuz şu günlerde Umut Vakfı’nın ulusal basından derlediği verilere göre, 2016 yılında 317 si silahla olmak üzere 397 kadın aile içi cinayet sonucu yaşamını kaybetmişti.

2017 yılı süresince de aile içi kadın ve çocuk cinayetleri devam etti. Ekim ayı sonu itibarıyla da ülkemizde 337 kadın yaşamını kaybetmişti. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre de ülkemizde on kadından dördü erkek şiddetine maruz kalmaktadır.

Aile, mutlu ve huzurlu bir gelecek kurma amacıyla oluşturulan toplumsal bir yapıdır. Bu yapının temeli atılırken dikkate alınmasında yarar umulan hususlar bulunmaktadır.

Öncelikle bu hususların neler olması gerektiği üzerinde duralım.

EVLİLİK ÖNCESİ DURUM DEĞERLENDİRMESİ

Evlilik, evlenme arzusunda olan çiftler açısından aceleyle verilebilecek bir karar değildir. Tanışma, sözlenme ve nişanlanma evlilik yolunda birer geçiş dönemidir.

Evlilik kararı almadan önce bu geçiş döneminin iyi değerlendirilmesi gerekir. Geleneksel yapı içinde oluşmuş ‘görücü usulü, çoğu kez çiftlerin birbirlerini yeterince tanıması açısından olumlu sonuçlar vermemektedir.

Çiftlerin evlenme öncesi birbirini sadece görmesi, birbirlerini tanımaları açısından yeterli değildir. İnsan kapalı bir kutudur! İnsanı tanımak; davranışları, hayatı bakışı ve belirgin bir yaşam tecrübesine sahip olup olmadığı hakkında bilgi edinmekle mümkün olabilir.

Günümüzde ‘görücü usulü, ile birlikte diğer tanışma ve flört edinme döneminde beklenmedik durumlarla karşılaşılmaktadır.

Özellikle genç kızlarımızın evlenme arzusunda olduğu erkeği çok iyi tanıması şarttır. Bu konuda medyaya yansıyan haberler, kızlarımızın acele hareket etmesi ve karşısındaki erkeğe güvenmesi sonucu tehdit veya şantajla karşı karşıya kaldıklarını ortaya koyuyor.

Genç kızlarımızı geçici heves uğruna tuzağa düşürüp daha başlangıçta aldatma yoluna giden bazı erkekler; karanlık ve sabıkalı geçmişlerini saklamayı başarabilmektedir.

Genç kızlarımızın; kendilerine gelecek vaat etmekten uzak, karşısındakini bir insan olarak değil de cinsel bir meta olarak gören erkeklerden uzak durmaları gerekir.

Bilhassa adli kovuşturma geçirmiş, emniyette sabıkası olan erkekler konusunda çok dikkatli olunmalıdır.

Evlilik bir gelecek inşa etmektir. İnşa edilmesi istenen yapının temeli sağlam atılmaz ise sonu hüsranla bitebilir.

Şimdi de evlilik sonrası oluşan aile içinde yaşanan ve cinayetle sonuçlanan olaylara yol açan nedenler üzerinde durmaya çalışalım.

AİLE İÇİ CİNAYETLERE YOL AÇAN NEDENLER ile ilgili görsel sonucu

AİLE İÇİ CİNAYETLERE YOL AÇAN NEDENLER

Aile içi cinayetler sadece kadınlara yönelik değildir. Bazı cinayetlerde tüm aile bireyleri yanında kardeşlerden biri ya da birkaçı da hedef olabilmektedir.

Aile bireyleri arasında çoğu kez bir tartışma ile başlayan ve aniden gelişen öfke sonucu işlenen cinayetlerin temel nedenleri üzerinde durmak gerekir.

Ailedeki bireylerden birinin akıl sağlığının yerinde olmaması, psikolojik rahatsızlık veya cinnet geçirme gibi nedenlerle tüm aile bireylerini yaşamını kaybedebilmektedir.

Evde babanın yaşadığı ekonomik sıkıntı veya çocuklardan birinin uyuşturucu bağımlılığı diğer aile fertleri üzerinde psikolojik baskıya neden olabilmektedir.

Uyuşturucu almaya para bulamadığı için anne veya babasını öldüren veya yaşadığı ekonomik sıkıntı nedeniyle borcunu zamanında ödemeyip cinnet geçirerek eşini ve çocuklarını öldüren babaların varlığını duymakta ve görsel medyada izlemekteyiz.

İlgili resim

Aile içinde işlenen ve çoğu kez kadınları hedef alan cinayetlerde boşanma ya da evi terk etme önemli bir neden olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bazı erkekler boşanan veya boşanmak isteyen eşine karşı tahammüllü olamamakta boşanmayı medenice kabul etme yerine şiddete başvurup eşinin canına kıymaktadır. Bu düşünce yapısındaki erkeklere göre kadın boşanmış olsa bile ayrıldığı erkekten habersiz hiçbir davranışta bulunamaz!

Eşinden gördüğü şiddet nedeniyle evini terk edip baba evine ya da sığınma evine yerleşen bazı kadınlarımız da koruyucu güvenlik önlemlerine rağmen eşi tarafından takip edilip canice işlenen cinayete kurban gitmektedir.

Aile içi cinayetlerde kıskançlık ve aldatma da önemli bir yer tutmaktadır. Medyaya yansıyan haberlerden öğrendiğimize göre eşlerden birinin telefon görüşmesi, mesajlaşma veya eşi bir başkasının yanında görme cinayete neden olabilmektedir.

Kadınlarımızın işlemek zorunda kaldığı cinayetler ise erkeklere göre oldukça az olup nedeni ise eşinden uzun süre gördüğü şiddet ve işkence sonucu kendini veya çocuklarını koruma amacına dayanmaktadır.

Eşlerden birinin diğerini aldatması, boşanma yolunda hukuki açıdan önemli bir nedendir. Ailenin devamı açısından eşlerden birinin diğerini aldatması asla mazur görülemez. Ancak bu durumda hukuki yollara başvurma yerine cinayetle intikam almak bir insanın yaşamını kaybetmesinin yanı sıra işleyeni de ömür boyu mahkum etmekten başka bir sonuç vermez. Geride kalan çocuklar için ise hayat tam bir kabus olacaktır.

Aile içinde işlenen bir başka cinayet türü de; takıntı, kumar ya da zararlı alışkanlıkların neden olduğu cinayetlerdir. Sürekli alkol kullanımı veya uyuşturucu bağımlılığı hiç beklenmedik bir anda cinayet nedeni olabilmektedir.

Çok azda olsa da eşi bulaşık yıkamadı veya yemeği zamanında pişirmedi, evi temizlemedi diye şiddet ve işkence uygulayan çıkan tartışma sonucu eşini katleden erkeklerin varlığını da duyup sosyal medyada görüp basında okumaktayız.

Alkol, kumar ve benzeri alışkanlık ise aile içinde büyük tahribata yol açmaktadır. Ailede yetişen çocuklar bu tür alışkanlıklardan olumsuz etkilenmekte bu tür alışkanlıkların neden olduğu tartışma yüzünden cinayet işlenmektedir.

Aile içinde işlenen cinayetlerin eşlerin eğitim düzeyi ile de yakın ilgisi vardır. Eğitim düzeyi yükseldikçe aile içi cinayetler azalmakla beraber yine de anlık öfke ve tahammülsüzlük sonucu eğitimli-eğitimsiz fark etmeksizin cinayet işlendiği görülmektedir.

AİLE İÇİ CİNAYETLERE YOL AÇAN NEDENLER ile ilgili görsel sonucu

AİLE İÇİ SORUNLAR CİNAYETLE DEĞİL ANLAŞARAK ÇÖZÜLMELİ

Sorunlardan uzak bir aile yapısı oluşturabilmek genelde arzu edilen bir durum olmakla beraber bunu tesis edebilmek sanıldığı kadar kolay değildir.

Yaşam koşulları insanları değişik sorunlarla karşı karşıya bırakabilir. Ekonomik sıkıntı, hastalıklar ve gelecek kaygısı aile içinde sorun yaşanmasına neden olabilir.

Güzel olan, çözülebilir sorunlar karşısında ailece dik durmak ve güçlüklere karşı hep birlikte göğüs gerebilmektir.

Aile içinde olabilecek sorunlara karşı kullanılabilecek en etkili yöntemlerin başında sevginin sağladığı güçle birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla hareket etmek gelir. Sevgi, aile bireylerini birbirlerine yaklaştırır ve bireyler arasında güçlü bir bağ oluşturur.

Nitekim Cenabı Allah Rum Suresi 2.1nci Ayette şöyle buyurmaktadır:

Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhameti var etmesi de O’nun ( varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır., (Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an-ı Kerim Meali, 2009, S.405)

AİLE İÇİ CİNAYETLER ile ilgili görsel sonucu

Sevgi, saygı ve merhametin kapıdan içeri giremediği evlerde bu değerlerin yerini öfke, kin ve intikam gibi insanlık dışı değerlere bırakmakta ardından cinayetler peşi sıra gelmektedir.

Eşinde oluşan kin ve intikam sonucu bir anlık öfkenin kurbanı olmak istemeyen kadınlarımız da adaletin gücüne sığınma gereksinimi hissetmektedir.

Sığınma evi, ile ilgili görsel sonucu

Sığınma evi, mahkemelerce verilen koruma kararı, boşanan eşler için eşlerin birbirinin yüzünü görmeden çocuklarını alıp görebilecekleri ‘ Çocuk Teslim Merkezleri, kadın cinayetlerini durdurmak için hükümetimizce alınan hukuki önlemlerdir.

Ancak sorunun temel çözümünü insan yaşamına bakış açımızı değiştirecek düşünce yapısında aramak gerekiyor.

Ne zaman ki insanı eşref-i mahlukat ( yaratılmışların en şereflisi ) olarak yaratan Cenabı Allah’ın buyruğunu kendimize rehber edinir; sevgi, saygı ve merhamet gibi değerlerimizi baş tacı eder, insanı yaşatmayı temel ilke edinirsek cinayetlere karşı önemli bir kalkanı kendimize siper edinmiş oluruz.

Dileriz 2018 yılı aile içi cinayetlerin önlenmesinde önemli adımların atıldığı, insan yaşamına gereken değerin verildiği bir yıl olsun!

[UHA Haber, 03 Ocak 2018]

Atıf  ÖZGEN

İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi
e-mail: ozgenatif@gmail.com

Share
Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER