(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Soçi, ABD ve Cenevre

SETA Stratejik Araştırmalar Uzmanı Veysel Kurt, “Soçi’de üzerinde mutabakata varılan konuların Cenevre’de tartışılacak olması ve ABD’nin de bu masada yer alacak olması krizin gidişatı üzerinde etkili olacaktır” dedi. SETA Stratejik Araştırmalar Uzmanı Veysel Kurt Veysel Kurt, iki yılı aşkın bir süredir Suriye krizinin temel anlamda iki hat üzerinden devam ettiğini hatırlatarak,  “Birinci eksen çatışmalar devam ederken aynı […]

Soçi, ABD ve Cenevre
28 Kasım 2017 - 14:13 'de eklendi ve 86 kez görüntülendi.

SETA Stratejik Araştırmalar Uzmanı Veysel Kurt, “Soçi’de üzerinde mutabakata varılan konuların Cenevre’de tartışılacak olması ve ABD’nin de bu masada yer alacak olması krizin gidişatı üzerinde etkili olacaktır” dedi.

SETA Stratejik Araştırmalar Uzmanı Veysel Kurt ile ilgili görsel sonucu

SETA Stratejik Araştırmalar Uzmanı Veysel Kurt

Veysel Kurt, iki yılı aşkın bir süredir Suriye krizinin temel anlamda iki hat üzerinden devam ettiğini hatırlatarak,  “Birinci eksen çatışmalar devam ederken aynı zamanda Türkiye ve Rusya’nın başlattığı müzakere zemini. Bu yılın başında Türkiye, Rusya ve İran’ın müzakereci ve garantör ülke rolüyle başlayan Astana müzakereleri bu sürecin bir ürünü. Soçi zirvesi ise Astana’nın yeni bir aşamaya taşındığının açık göstergesi” olduğunu açıkladı..

“Soçi’de bütün konular üzerinde bir mutabakat sağlanabilmiş değil” diye konuşan Veysel Kurt, “Bu durum da gayet doğal. Ancak krizin siyasi boyutta çözülme iradesinin perçinleştiği ortada. Buna yönelik somut mekanizmaların oluşturulması üzerindeki mutabakat da bu durumun önemli bir göstergesi” dedi.

Araştırmacı Veysel Kurt, “İkinci eksen ABD’nin liderliğinde DEAŞ’a karşı başlatılan savaş. Uluslararası koalisyonun buradaki rolü hava saldırılarına destek vermek. Bu savaşın ana aktörleri ise ABD ve YPG. ABD savaşı planlayıp koordine ediyor; YPG ise bu savaşın kara gücü mahiyetinde. Tabi hikayenin bununla sınırlı olmadığı biliniyor. Bu süreçte ABD’nin YPG’ye yaptığı yatırım sonucunda bu örgüt Suriye’de hem insan gücü hem donanım ve teçhizat açısından paralel bir orduya dönüşmüş durumda” olduğunu söyledi.

“Buna karşın ABD ise YPG’nin kontrol ettiği bölgelerde bir çok askeri üs kurarak Suriye sınırları içinde varlık sahibi oldu. Bu üslerin daha geniş bir stratejinin parçası olup olmadığı, İran’ın sınırlandırılması için bir işleve sahip olup olmayacağı soruları ayrı bir tartışma konusu” olduğuna dikkat çeken Veysel Kurt, DEAŞ’la savaşın sonuna doğru gelinmesinin ABD’nin bu stratejisinin de sınırlarına ulaştığı anlamına geldiğini ve dolayısıyla ABD’nin bu noktadan sonra nasıl bir tavır takınacağı sorusunun da önemli hale geldiğini ifade etti.

PYD’nin gücünü tahkim ederek Suriye krizine başka bir denklemde müdahil olmamasının bir seçenek olduğuna dikkat çeken Veysel Kurt, bu durumda PYD’nin özerkliğini savunmaktan başka bir seçenek kalmayacağını, bu durumda başta Türkiye, İran ve Rusya başta olmak üzere birçok aktörü karşısına almayı göze almış olacağını ve bir başka seçeneğin ise ‘Cenevre üzerinden Suriye’nin yeniden dizayn edilme sürecine dahil olmak’ olduğunu kaydetti.

SOÇİ VE TRUMP – ERDOĞAN GÖRÜŞMESİ

SETA Stratejik Araştırmaları Uzmanı Veysel Kurt, Trump’ın Erdoğan’ı arayacağını twitter’dan duyururken kullandığı ifadelerin de  dikkat çekici olduğunu söyledi.

Veysel Kurt, “Trump öncelikle Obama’dan bir karmaşayı devraldığını ifade etmekteydi. Aslında karmaşa dediği şey de ABD hava kuvvetleri ve YPG’nin DEAŞ’a karşı başlattıkları savaştı. Trump bu stratejiyi devralmış ve birkaç kez denemesine rağmen değiştirememişti” dedi.

Trump’tan gelen istek üzerine gerçekleşen görüşmenin hem bu stratejinin sınırlarına ulaştığı bir dönemde hem de Soçi zirvesinin hemen arkasından gelmiş olmasının  tesadüf  olmadını açıklayan Veysel Kurt, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la birlikte Ortadoğu’ya barış getireceğine dair ifadelerinin de ikinci dikkat çekici nokta olduğuna vurgu yaptı.

Stratejik Araştırmaları Uzmanı Veysel Kurt, “Bu ifadeler ABD’nin Cenevre üzerinden Suriye krizine daha geniş bir bağlamda müdahil olmaya devam edeceğine işaret ediyor. Bu anlamda birlikte çalışabileceği müttefik olarak da Türkiye’yi görüyor. İki ülke arasında bu kadar sorun varken bu kolay olmayacak. YPG’ye artık silah verilmeyeceğine dair taahhüt bunun için iyi bir başlangıç olabilir, ancak yeterli değil. YPG’nin silahsızlandırılarak tasfiye edilmesine giden bir süreç başlamalı. Aksi takdirde Türkiye’ye uzatılan bu zeytin dalı havada iken kurumaya mahkum olacaktır”dedi.

Soçi’de üzerinde mutabakata varılan konuların Cenevre’de tartışılacak olmasının ve ABD’nin de bu masada yer alacak olmasının krizin gidişatı üzerinde etkili olacağına değinen Veysel Kurt, “Söz gelimi Ulusal Diyalog Kongresinde kimlerin yer alacağı, Esed rejiminin bundan sonra oynayacağı rol, mültecilerin geri dönüşü, seçimler gibi birçok konuda ABD’nin takınacağı tavır Türkiye’yi doğrudan ilgilendirecektir. Bu anlamda Türkiye, ABD-Rusya dengesini gözetmeye devam etmelidir. Ayrıca ABD ile krizin başında olduğu gibi muhayyel bir gelecek üzerinden büyük angajmanlara girmemeye dikkat etmelidir” diye kaydetti.

HABER : Ataner YÜCE

KAYNAK : SETA

Veysel Kurt

Araştırmacı, Stratejik Araştırmalar, İstanbul
Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden 2006 yılında mezun oldu. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda başladığı yüksek lisansını 2009 yılında tamamladı. Doktora çalışmasını İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda tamamlamıştır. Ortadoğu’da otoriteryenizm, demokratikleşme, asker-sivil ilişkileri konularında çalışan Kurt’un, siyaset bilimi alanında yayınlanmış makaleleri ve yorumları bulunmaktadır.

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER