(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Analiz : ‘Meral Akşener’in Siyasi Anlamı ve IYI Parti’ (3)

Meral Akşener’in İçişleri Bakanlığı döneminde yürüttüğü politika “askerle doğrudan karşı karşıya gelmemek” ve “temsilcisi olduğu siyaset kurumunu tamamen dışlamamak” arasında gidip gelen bir çizgide seyretti. *** 28 Şubat sürecindeki icraatleri Akşener’in genel kanaatin aksine askeri vesayete karşı sivil siyaseti savunmadığını gösteriyor. *** Akşener’in bu tutumunu örneklendiren olaylardan ilki 28 Şubat’a gidilen süreçte ilk ve orta […]

Analiz : ‘Meral Akşener’in Siyasi Anlamı ve IYI Parti’ (3)
14 Kasım 2017 - 0:33 'de eklendi ve 93 kez görüntülendi.

Meral Akşener’in İçişleri Bakanlığı döneminde yürüttüğü politika “askerle doğrudan karşı karşıya gelmemek” ve “temsilcisi olduğu siyaset kurumunu tamamen dışlamamak” arasında gidip gelen bir çizgide seyretti.

***

28 Şubat sürecindeki icraatleri Akşener’in genel kanaatin aksine askeri vesayete karşı sivil siyaseti savunmadığını gösteriyor.
***
Meral Akşener ile ilgili görsel sonucu
Akşener’in bu tutumunu örneklendiren olaylardan ilki 28 Şubat’a gidilen süreçte ilk ve orta dereceli okullara yönelik hazırladığı taslaktı.
25 Kasım 1996’da Akşener tarafından Bakanlar Kuruluna sunulan taslak tüm ilk ve orta dereceli okulların yönetiminin il özel idarelerine geçmesini öngörüyordu. İmam hatip okullarını “kontrol altına almak” anlamına gelen bu düzenleme Refah Partisi’nin büyük tepki göstermesi sebebiyle rafa kaldırıldı. Fakat sürecin devamında imam
hatip okulları zorunlu ve kesintisiz ilköğretim süresinin sekiz yıla çıkarılması ve üniversiteye giriş sisteminin değiştirilmesi sonucu pasifize edildi.
Akşener’in genel kanaatin aksine askeri vesayete karşı sivil siyaseti savunan bir duruş sergilemediği bir diğer durum Refah Partisi’ne ait belediyelere karşı soruşturma açmasıyla görüldü.

28 Şubat sürecinde ordunun siyasete müdahalesi basın aracılığı ile yürütülen psikolojik bir harekatla meşrulaştırılmaya çalışılmıştı.

30 Ocak 1997’de Sincan’ın Refah Parti’li Belediye Başkanı Bekir Yıldız’ın düzenlediği Kudüs’ü Anma Gecesi de
psikolojik harekatın bir parçası olarak araçsallaştırıldı. Meral Akşener ordunun Sincan’dan askeri tanklar yürüterek siyasete ve halka mesaj verdiği 4 Şubat günü Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız’ı görevinden uzaklaştırdı.
Bekir Yıldız daha sonra tutuklanarak cezaevine koyuldu. Bu sürecin devamında “ordudaki rahatsızlık” nedeniyle
Meral Akşener bir genelge yayımlayarak Refah Partisi’ne ait 344 belediyenin Emniyet İstihbarat tarafından araştırılması talimatını verdi.
Akşener bu tavrını askerin siyasete müdahalesini kınama amaçlı toplantı ve yürüyüşler düzenlenmesine karşı da sürdürdü.
15 Haziran’da bir genelge daha yayımlayarak toplantı ve yürüyüşlere izin verilmemesini, bu tarz bir etkinlik
düzenlendiği takdirde polis tarafından gerekirse zor kullanılarak etkinliğin dağıtılmasını istedi.
Genelgeye rağmen Sultanahmet’te imam hatip liselerinden öğrencilerle toplantı yapan Refah Partisi’nden Abdullah Gül ve İsmail Kahraman hakkında bir soruşturma başlattı.
Meral Akşener ile ilgili görsel sonucu
“Türk Watergate’i”: Orduda Dinleme Skandalı
30 Haziran 1997’de Refah-Yol hükümetinin düşmesiyle birlikte Akşener’in İçişleri Bakanlığı da sona erdi. Fakat Bakanlık dönemindeki faaliyetleri Türkiye gündemindeki yerini korumaya devam etti.

Akşener 26 Nisan 1997 tarihinde gerçekleştirilen MGK toplantısından çıkarken masada unuttuğu bir dosya ile Temmuz ayında tekrar gündeme oturdu.

Akşener’in Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı görevine getirdiği Bülent Orakoğlu aracılığı ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde oluşturulan Batı Çalışma Grubu ile alakalı istihbarat topladığı ortaya çıktı.
Basın aracılığıyla kamuoyuna duyurulan olay tarihe “Türk Watergate’i” olarak geçti. Olaya karışan Emniyet İstihbarat Daire sindeki isimlere yönelik soruşturma başlatıldı.
Meselenin arkasında o dönem İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Akşener bulunuyordu. Fakat Akşener kendisine yöneltilen suçlamaları reddederken Emniyet teşkilatının yasalara uygun olarak kendisine tevdi edilen bir görev çerçevesinde çalıştığını söyledi.
Akşener’in orduda edindiği istihbaratı hangi kanallara ilettiği ve hangi amaçla kullandığı soruları ise cevapsız kaldı.
Akşener’in DYP’den Ayrılışı ve Yenilikçiler Hareketine Katılması
Akşener bakanlık görevinin bitmesinin ardından ordudaki dinleme skandalı ile gündemde kaldı. DYP Genel Başkan Yardımcılığı ve milletvekilin sıfatları ile siyasi hayatını sürdüren Akşener Refah-Yol hükümetinin sona ermesinin ardından DYP içerisinde gerçekleşen istifalar karşısında sessizliğini korurken Çiller’in parti içerisinde kendisine en yakın gördüğü isim olarak adlandırılıyordu.

Meral Akşener ile ilgili görsel sonucu

Fakat bu sessizlik uzun sürmedi. Akşener beklenmedik bir şekilde 9 Haziran 1999’da partideki genel başkan yardımcılığı görevinden istifa etti. İstifa gerekçesi olarak “bireysel değer yargıları”nın farklılaşmasını ve Çiller’in partiyi yönetememesini öne sürdü.

İstifası ile beraber yıllar sonra MHP’de de izleyeceği stratejiyi uygulayarak parti içerisinde mevcut yönetimden memnun olmayan kitleleri örgütlemeye başladı. Partide olağanüstü kongreye gidilmesi için düzenlenen imza kampanyasının öncülerinden birisi oldu.
Fakat parti içi muhalefet 20 Kasım’da gerçekleştirilen DYP kongresinde başarısız oldu. DYP’de 18 Nisan 1999 genel seçimlerinde yaşanan oy kaybının ardından 20 Kasım 1999 Büyük Kongresi’ne gidilen süreçte Akşener’in sergilediği tutum partisinin içinde olduğu siyasi açmaza bir çözüm getirmekten ziyade bu sorunlu dönemi parti içi muhalefeti örgütlemek için bir fırsat olarak gördüğünü ortaya koyuyordu.
Akşener benzer bir tutumu 1 Kasım 2015 genel seçimlerinin ardından MHP’de yaşanan oy kaybı ile başlayan süreçte de sergileyecekti.
DYP Büyük Kongresi’nin ardından Akşener ve muhalif cephenin gelecek planlarına dair farklı yorumlar yapıldı. Akşener’in siyasi hayatına nasıl devam edeceği belirsizliğini koruyordu.
O dönemde Akşener’in MHP’ye katılacağı ya da kapatılan FP’deki Yenilikçilerin kuracağı partiye dahil olacağı iddiaları gündemdeydi. Bu belirsizlik Akşener’in 4 Temmuz 2001’de DYP’den istifa edip daha sonra AK Parti’yi kuracak Yenilikçilerin saflarına katılması ile son buldu.
Yenilikçilerin muhafazakar çizgisinin kendisini rahatsız etmeyeceğini öne süren Akşener siyasi tavrındaki değişimi, “Geçmişte ülkücüydüm, ama bundan pişmanlık duymuyorum… Ancak bugün kendimi, demokrat yanımın öne çıktığı bir birey olarak tanımlıyorum” sözleriyle belirtti.
Akşener Yenilikçilerin yeni bir siyasi anlayışı temsil ettiğini ve Türk siyasetine yön vereceklerine inandığını dile getirdi. Fakat Akşener’in Yenilikçiler hareketindeki siyasi hayatı uzun sürmedi. Harekete katıldıktan yaklaşık bir ay sonra 3 Ağustos’ta hareket ile yollarını ayırdığını açıkladı.

İlgili resim

Hareket henüz bir siyasi oluşuma dönüşmemişken Akşener’in ayrılmasının gerekçeleri sorgulandı. Yenilikçiler hareketinin lideri Recep Tayyip Erdoğan, “Henüz kurumsallaşmamış, programı, tüzüğü, kurulları kesinleşmemiş bir çalışmadan bu süratle ayrılmasını doğrusu ben de anlayamadım” açıklamasını yaptı.

Akşener yaptığı yazılı açıklamada ayrılık sebebini yeni oluşumun düşündüğü ve hayal ettiği Türkiye vizyonuyla örtüşmemesi olarak belirtti. Fakat basında çıkan yorumlarda Akşener’in parti üst yönetiminde görev alma beklentilerinin boşa çıkması, ailesinin yeni harekete mesafeli olması, yeni oluşum içerisine dahil etmek istediği
Mehmet Ağar ve ekibine sıcak bakılmaması ve Akşener’in MHP ile temas kurması nedeniyle
hareketten ayrıldığı iddia edildi. (devam edecek)
YAZAR HAKKINDA
Hazal Duran
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden 2012 yılında mezun oldu. İstanbul Şehir Üniversitesi Modern Türkiye Çalışmaları Programı’nda yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Doktora eğitimine Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde devam etmektedir. SETA Ankara Siyaset Araştırmaları Direktörlüğü’nde araştırma asistanı olarak görev yapmaktadır.

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER