(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Analiz : ‘Meral Akşener’in Siyasi Anlamı ve IYI Parti’ (1)

Bu analizde MHP içerisindeki muhalif grubun öncülüğü ve Meral Akşener liderliğinde ortaya çıkan İYİ Parti’nin kuruluş süreci değerlendirilmektedir. Bu analizde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) içerisindeki muhalif grubun öncülüğü ve Meral Akşener liderliğinde ortaya çıkan İYİ Parti’nin kuruluş süreci değerlendirilmektedir. Analizin giriş bölümünde Türkiye siyasi tarihinde ana akım partilerden bölünerek kurulan siyasi partiler ve bu partilerin […]

Analiz : ‘Meral Akşener’in Siyasi Anlamı ve IYI Parti’ (1)
07 Kasım 2017 - 0:57 'de eklendi ve 164 kez görüntülendi.

Bu analizde MHP içerisindeki muhalif grubun öncülüğü ve Meral Akşener liderliğinde ortaya çıkan İYİ Parti’nin kuruluş süreci değerlendirilmektedir.

Meral Akşener ile ilgili görsel sonucu

Bu analizde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) içerisindeki muhalif grubun öncülüğü ve Meral Akşener liderliğinde ortaya çıkan İYİ Parti’nin kuruluş süreci değerlendirilmektedir.

Analizin giriş bölümünde Türkiye siyasi tarihinde ana akım partilerden bölünerek kurulan siyasi partiler ve bu partilerin kurulmasına etki eden faktörler ele alınacak, bu kapsamda İYİ Parti’nin konumuna değinilecektir.

Partinin Genel Başkanı Meral Akşener’in siyasi hayatının merkezde olduğu ilk bölümde Doğru Yol Partisi’nden (DYP) Yenilikçiler hareketine, oradan MHP’ye ve yeni partiye uzanan süreç incelenecektir.

Bu değerlendirme İYİ Parti’nin liderlik kadrosunun siyasi anlayışını analiz etmek açısından önem taşımaktadır. Analizin ikinci bölümünde MHP içerisindeki muhalefetin ortaya çıkışı ve yeni partinin kuruluş süreci ele alınacaktır.

Çalışmanın üçüncü bölümünde ise partinin gelecek projeksiyonuna odaklanılacak, bu kapsamda partinin kısa ve uzun vadede Türk siyasi hayatına muhtemel etkilerine yoğunlaşılacaktır.

Bu değerlendirmenin 2019 seçimlerine giden süreçte İYİ Parti’nin siyasetteki muhtemel etkisinin anlaşılması ve bu doğrultuda yapılan tartışmalara katkı sağlaması amaçlanmaktadır.

GİRİŞ
Türk siyasal hayatı ana partilerden bölünerek ortaya çıkan ancak başarılı olamayan parti örnekleriyle doludur. Bunların en bilinenlerinin başında MHP’den ayrılan Muhsin Yazıcıoğlu’nun önderliğinde kurulan Büyük Birlik Partisi (BBP), Demokratik Sol Parti’nin (DSP) bölünmesiyle ortaya çıkan Yeni Türkiye Partisi (YTB), Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AK Parti) bırakan Abdullatif Şener’in kurduğu Türkiye Partisi (TP) ve Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) kopan Emine Ülker Tarhan liderliğiyle oluşturulan Anadolu Partisi (ANA Parti) gelmektedir.
Ana partiden ayrılanlar tarafından kurulan yeni partilerden sadece birisi önemli ölçüde seçmen desteği almış ve tek başına iktidara gelmiştir. Bu, 1946’da CHP’den ayrılan Demokrat Parti’dir (DP). Siyaset bilimi literatüründe “splinter party” olarak adlandırılan ana partiden ayrılarak kurulan partilerin oluşumunda etkili olan faktörlerin başında ideolojik ayrışma, partinin liderlik kadrosu ile girilen mücadele sonucunda başarısız olma ve sistemde yeni bir partiye yönelik duyulan ihtiyaç gelmektedir.
Bunun yanı sıra özellikle ABD örneğinde görüldüğü gibi coğrafi etkenler nedeniyle de parti bölünmeleri gerçekleşebilmekte, bölünerek kurulan partiler ülkenin farklı kesimlerinde faaliyetlerini sürdürebilmektedir.
Türkiye siyasi hayatında bölünerek kurulmuş partiler girdikleri ilk seçimlerde ayrıldıkları ana partilere kıyasla çok daha düşük bir oy oranı elde etmiştir. Bu durumun istisnası Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nden (CKMP) ayrılanların kurduğu Millet Partisi’dir (MP). Ayrıca 1946’da CHP’den ayrılan bir grup tarafından kurulan DP “açık oy-gizli sayım” ilkesinin uygulandığı ve dolayısıyla meşruluğu tartışmalı 1946 seçimlerinde CHP karşısında başarısız olsa da 1950 seçimlerinde tek başına iktidara gelmiştir.
Bu durum partiyi başarılı örnekler arasına koymaktadır. Bölünerek kurulan partilerin önemli bir kısmının seçimlerde başarı gösterememelerinde etkili faktörlerin başında uzun ömürlü olamamaları gelmektedir. Seçmende karşılık bulan ve uzun ömürlü olan birkaç örnek hariç bu partilerin büyük bir bölümü birkaç yıl içinde dağılmaktadır.
Bunun yanı sıra bu partilerin kurulduktan sonra kendi aralarında tekrar bir siyasi ayrışma yaşamaları söz konusu partilerde tekrar bölünmelere yol açmaktadır. Örneğin CHP’den ayrılarak kurulan DP’nin içerisinden kopanlar zaman içerisinde MP, Türkiye Köylü Partisi (TKP) ve Hürriyet Partisi’ni (HP) oluşturmuşlardır.
Türkiye’de ana partilerden bölünerek meydana gelen partiler ya eski bir parti teşkilatı altında yeni bir isimle yeniden teşkilatlanmış ya da yeni bir teşkilat yapısı oluşturarak kurulmuşlardır. Yeni partilerin oluşumlarında belirleyici olan ana unsur parti içerisindeki muhalif kanat ile parti liderini destekleyen grup arasındaki mücadelenin seyridir.
Bu mücadele zamanla uzlaşıya evrilebileceği gibi çatışma durumunun büyümesiyle ve lider ya da muhalif kanadın
partiden ayrılmasıyla sonuçlanabilir. Zaman, maliyet ve muhalif kanadın siyaseten bir karşılığının olup olmaması gibi durumlar da bu sürecin gidişatını belirlemektedir.

Özellikle muhalif kanadın parti liderini destekleyen grubu alt edemediği durumlarda partiden ayrılarak yeni bir parti kurma sürecine girdiği görülmektedir.

2015 yılının sonlarında MHP içerisinde başlayan parti içi iktidar mücadelesinin akabinde İYİ Parti’nin kurulması bu duruma örnek teşkil etmektedir.

7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra MHP içerisinde yaşanan çatışmalar ve uzun süren kurultay süreçleri sonucunda Meral Akşener önderliğinde kurulan İYİ Parti Türkiye’de bölünerek kurulan partilerin son örneğidir. Parti içerisindeki muhalif ekibin Genel Başkan Devlet Bahçeli ile girdikleri mücadele sonucunda başarısız olmaları İYİ Parti’nin kuruluşu ile sonuçlanmıştır.

Meral Akşener ile ilgili görsel sonucu
25 Ekim’de ismi, tüzüğü, programı ve amblemi açıklanan partinin Türk siyasetine etki edip edemeyeceğinin anlaşılması için mevcut siyasi konjonktürde bölünerek kurulan partilerin herhangi bir karşılığının olup olmayacağını iyi analiz etmek gerekmektedir.
2002 yılından itibaren Türkiye’de bölünerek kurulan parti sayısında ciddi bir azalma görülmesi bu durumun anlaşılması için önemli bir veri sunmaktadır. Zira bu azalışın nedeni olarak seçmenlerin belirli partilere yönelik konsolidasyonu gösterilmektedir.
Seçimlere katılım oranlarının artışı da göz önüne alındığında seçmenlerin ilgili partilerde konsolide olduğu varsayımı daha da güçlenmektedir. Bu varsayımı güçlendiren bir diğer etken ise son dört genel seçimde partilerin aldıkları oy oranlarının belirli bir aralıkta sabitlenmiş olmasıdır.
****
Bu veriler ışığında yeni kurulan/kurulacak partilerin kitleselleşme ve oy alma ihtimalinin düşük olduğunu söylemek mümkündür. Bu durumun İYİ Parti için de geçerliliğini koruduğu akılda bulundurulmalıdır. Bölünerek kurulan partilerin önündeki en büyük handikaplardan biri ekseriyetle kendilerine yeni bir kimlik oluşturmada başarısız olmalarıdır.

***

Bölünerek kurulan partilerin önündeki en büyük handikaplardan bir diğeri ekseriyetle kendilerine yeni bir kimlik oluşturmada başarısız olmalarıdır. Ana parti seçmeninden oy almak için aynı söylemi devam ettirmek ile yeni bir
ideolojik çizgi edinme kaygısı arasındaki dengenin ne şekilde gözetileceği bu noktada önemlidir.
Meral Akşener ile ilgili görsel sonucu
Akşener’in partisinin MHP ile arasında fark yaratacak bir çizgiye gelememesi durumunda parti yeni bir kimlik inşa etme konusunda başarılı olamayabilir.
Yeni oluşumun kendisini MHP içerisinden bölünerek kurulan bir partiden ziyade yeni bir parti olarak sunma çabasının da bu durumla ilintili olduğu düşünülmektedir. Örneğin Akşener ve Özdağ gibi partinin önde gelen isimleri kendilerini milliyetçi olarak tanımlarken partinin tüm kesimleri kucaklayacak yeni bir anlayışa sahip olacağını iddia etmektedir.
Partinin bu iddiası ve tercihi siyaset bilimi literatüründe toplayıcı parti (catch-all party) olarak adlandırılan ve bölünerek kurulan partilerin birçoğunun tercih ettiği bir oluşum yönteminin öne çıktığını göstermektedir.
Bu şekilde oluşan partilerin başlıca özellikleri belirgin bir ideolojinin bulunmaması, hem yönetim hem de seçmenler nezdinde geniş bir tabanı hedeflemesi ve üst liderlik kadrosunun çok fazla ön planda bulunmasıdır.
Bu sebeple bu tarz partilerde belirli bir ideoloji değil pragmatizm hakim olan ana unsurdur. Pragmatik söylemin daha çok parti lideri tarafından üretilmesi kendisini ayrıcalıklı bir konuma oturtmaktadır.
Bu sebeple İYİ Parti’nin doğru değerlendirilmesi için Meral Akşener’in geçmişten günümüze gelen siyasi anlayışını kapsamlı bir şekilde analiz etmek önemlidir. (devam edecek)
YAZAR HAKKINDA
Hazal Duran
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden 2012 yılında mezun oldu. İstanbul Şehir Üniversitesi Modern Türkiye Çalışmaları Programı’nda yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Doktora eğitimine Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde devam etmektedir. SETA Ankara Siyaset Araştırmaları Direktörlüğü’nde araştırma asistanı olarak görev yapmaktadır.

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER