(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Bir Örgütün Anatomisi: Boko Haram’ın ortaya çıkışı (2)

Boko Haram Nijerya’nın Borno eyaleti merkezde olmak üzere Nijerya, Nijer, Çad ve Kamerun sınırının kesiştiği, Hausa, Kanuri ve Fulani dillerinin yaygın konuşulduğu, Müslümanların çoğunlukta yaşadığı bölgede ortaya çıkmıştır.   Uluslararası literatür ve Türkiye kamuoyunda “Boko Haram” adıyla bilinen örgütün resmi adı “Cemaatu Ehlü’s-Sünne Li’d-Dava ve’l-Cihad ala-Menheci’s-Selef ” yani “Selef Yöntemi Üzerine Ehl-i Sünnet Davet ve […]

Bir Örgütün Anatomisi: Boko Haram’ın ortaya çıkışı (2)
03 Kasım 2017 - 0:00 'de eklendi ve 26 kez görüntülendi.

Boko Haram Nijerya’nın Borno eyaleti merkezde olmak üzere Nijerya, Nijer, Çad ve Kamerun sınırının kesiştiği, Hausa, Kanuri ve Fulani dillerinin yaygın konuşulduğu, Müslümanların çoğunlukta yaşadığı bölgede ortaya çıkmıştır.

 İlgili resim
Uluslararası literatür ve Türkiye kamuoyunda “Boko Haram” adıyla bilinen örgütün resmi adı “Cemaatu Ehlü’s-Sünne Li’d-Dava ve’l-Cihad ala-Menheci’s-Selef ” yani “Selef Yöntemi Üzerine Ehl-i Sünnet Davet ve Cihat
Cemaati”dir.
Örgütün Boko Haram olarak tanınmasının nedeni kurucusu olarak bilinen Muhammed Yusuf ’un kurguladığı ideolojik
söylemin temelindeki Batılı eğitim almanın haram olduğu iddiasıdır. “Boko Haram” ifadesi örgütün etkin olduğu bölgede konuşulan Hausa dilinde “Batılı eğitim haramdır” anlamına gelmektedir.
Boko Haram ile ilgili görsel sonucu
Örgütün belirtilen sınır bölgesinde ortaya çıkarak güç kazanmasında ve sınır-aşırı örgütlenmesinde bölge ülkeleri arasındaki din, dil ve kültür benzerliği etkili olmuştur. Muhammed Yusuf ’un taraftar toplamaya başladığı ilk dönemde vaaz kasetleri Nijerya’nın kuzey eyaletlerinde olduğu gibi Nijer’in güney kentlerinde de yaygın olarak dinlenmiştir.
Buna karşın belirtilen bölge ve Nijerya’nın güneyi arasında din, dil ve kültür açısından ciddi farklılıklar
bulunmaktadır. On dokuzuncu yüzyılın başından itibaren bölgede kontrolü ele geçiren İngiliz sömürge yönetiminin takip ettiği politikalar kuzey ve güney arasındaki farklılaşmayı derinleştirmiştir.
1906’dan itibaren kuzeydeki Müslüman emirler İngiliz emperyalizmine tabiiyeti kabul etseler dahi halk yeni yönetime mesafeli durmuş, özellikle Batı tarzı eğitime olumsuz bakmıştır.
nijerya ile ilgili görsel sonucu
Bu nedenle kuzey ve güney arasında İngiliz eğitim sistemi üzerinden kültürel birlik tesis edilmesi mümkün olmamış, kuzeydeki halk güneydeki kültürel yapıdan ziyade İslam dünyasıyla daha derin bir ilişki içine girmiştir.
İngiltere’den 1960’da bağımsızlığını kazanan Nijerya’da etnik ve dini farklılıkları dikkate alarak kurulan federal sistem, ülkenin kuzey ve güneyi arasındaki kültürel çeşitliliğin devam etmesine katkı sunmuştur.
Ülkede bağımsızlıktan 1999 yılına kadar diktatörlük hüküm sürmüş, demokrasiye geçilmesiyle birlikte başkanlığın kuzeydeki Müslümanlar ve güneydeki Hristiyanlar  arasında dönüşümlü olması noktasında mutabakata varılmıştır.

Hristiyan Olusegun Obasanjo 1999-2007 yılları arasında başkanlık görevini yürütürken Müslüman Umaru Musa Yar Aduwa 2007 yılından 2010’da ölünceye kadar başkanlık görevini ifa etmiştir. Aduwa’nın ölümüyle Hristiyan olan başkan yardımcısı Goodluck Jonathan’ın görevi devralması tartışmalara neden olmuştur.

 Boko Haram ile ilgili görsel sonucu
2011’de yapılan seçimleri kazanarak görevine devam eden Jonathan 2015’te tekrar aday olmuşsa da Muhammed Buhari karşısında seçimleri kaybetmiştir.

Başkentte Müslüman siyasetçilerin varlığı kuzeydeki Müslümanları ülkenin yönetiminde söz sahibi oldukları yönünde bir düşünceye sevk etmemiştir. Çünkü gerek sömürgecilik döneminde gerekse bağımsızlık sonrası süreçte Batı örnek alınarak yapılandırılmış kurumlar ve siyasi düzen toplumsal refah ve özgürlük anlamında istenilen sonuçları oluşturamamıştır.

Dolayısıyla halk demokrasi, insan hakları ve pazar ekonomisi gibi yönetimin kullandığı kavramlara inancını kaybetmiştir. Örneğin Nijerya’nın dördüncü anayasa metni ABD Anayasası örnek alınarak hazırlanmıştır ancak halk demokratik kurumlar aracılığıyla yönetimi denetleme imkanı elde edememiştir.

Boko Haram ile ilgili görsel sonucu

Yöneticilerini denetleyemeyen halk İslami yönetimi herkesin eşit olacağı ve karşılıklı olarak birbirini denetleyebileceği bir siyasi düzen biçiminde hayal etmeye başlamıştır. Diğer taraftan yerel yöneticilerin toplumsal destek adına İslam ve şeriat gibi kavramları kamusallaştırması Boko Haram’ın propagandasına imkan sunmuştur.

Boko Haram bir yönüyle de yolsuzluk, toplumsal ayrımcılık ve dini istismara maruz kalan gençlerin öfkesini yönetmiştir. Maidiguri ve Kano’daki gençlerin Boko Haram’ın dini ve siyasi söylemini kabul etmeleri analiz boyunca değinilen birçok toplumsal, dini ve ekonomik nedene dayanmaktadır.
İlgili resim
Müslümanların çoğunlukta yaşadığı kuzey eyaletlerinde toplum İslam’ın geleneksel tasavvufi yorumuna inanmaktayken 1970’li yıllardan itibaren İslam dünyasındaki çeşitli merkezlerde eğitim alan kişiler farklı İslam yorumlarını halk arasında yaymaya başlamıştır.
Kadiriye ve Ticaniye tarikatlarının yaygın olduğu bölgede 1970’lerin sonundan itibaren Şeyh Mahmud Ebu Bekir
Gumi tarafından yönetilen “İzaltu’l-Bid’a ve’l- İkamti’s-Sünne” (İzala) hareketi yeşermiştir.

İzala, Boko Haram gibi devlet kurumlarına karşı doğrudan tavır almamış ancak geleneksel yöneticiler, yolsuzluk ve halktaki “ahlaki çöküntü”ye karşı çıkmış, kullandığı dini ve siyasi söylemle selefi ve radikal dini anlayışın yayılmasına öncülük etmiştir.

Bunun yanında 1979’da gerçekleşen İran Devrimi de Nijerya’daki Müslüman halk ve elitleri etkilemiş, İbrahim Zikzaki’nin liderliğindeki “Nijerya İslam Hareketi” bölgede Şiilik ve İran Devrimi propagandası yapmaya başlamıştır.
İran Devrimi’nin devrimci ideolojik çerçevesinin propagandasını yapan kitaplar Zikzaki hareketi üzerinden Nijerya’da güçlendirilmek istenmiştir. Ayrıca Seyyid Kutup’un Yoldaki İşaretler kitabının İngilizce tercümesi başta olmak üzere İslam dünyasındaki çağdaş düşünceler Nijerya’daki genç Müslümanlar arasında yayılmış, bu konular “İslam” ve “cahiliye toplumu” üzerinden tartışılmaya başlanmıştır.
 Boko Haram ile ilgili görsel sonucu
“Boko Haram” ifadesi örgütün etkin olduğu bölgede konuşulan Hausa dilinde “Batılı eğitim haramdır” anlamına gelmektedir.”
Bölgenin yaşadığı bütün dönüşümlerden derinden etkilenen örgütün kurucusu Muhammed Yusuf Nijerya’nın Yobe eyaletinde doğmuş, Borno bölgesinde büyümüş, modern okullara gitmemiş, geleneksel sistemle temel düzeyde İslami eğitim almış ve süreç içinde radikalleşmiştir.
Yusuf ’un 1970’te Yobe eyaletindeki Girgir köyünde dünyaya geldiği, babasının ölümünden sonra amcası (ya da dayısı ile) Borno eyaletinin başkenti Maidiguriye’ye geçtiği ve burada büyüdüğü ifade edilmektedir.
Bölgesel diller olan Hausa ve Kanuri’yi iyi bildiği, geleneksel okullarda Arapça ve modern eğitim sisteminde
okuyanlarla temas ederek İngilizce öğrendiği kaydedilmektedir.
Boko Haram ile ilgili görsel sonucu
Muhammed Yusuf ’un babasının İslami eğitim almak için Nijer’den Nijerya’ya göçtüğü, Yobe eyaletindeki Gashua kentine yerleştiği, süreç içinde Batılı eğitimin yayılması için çalışan Gashua Sultanı Sarki Abubakar’la çatışmaya başladığı belirtilmektedir.
Batılı eğitimin haram olduğunu iddia eden Yusuf ’un babası, Gashua Sultanı aleyhinde vaazlar vermiştir. Bu nedenle Yusuf ’un babası Girgir köyüne göçmeye mecbur kalmış, Yusuf ise o köyde doğmuştur. Yusuf ’un babasının dönemin radikal hareketi olan Maitatsine’yekatıldığı ve güvenlik güçleriyle çıkan bir çatışmada öldürüldüğü kaydedilmektedir.
Yusuf ’un geleneksel medrese eğitimi gördüğü, 90’ların ortalarında İzala’ya bağlandığı, İzala’nın öne çıkan isimlerinden Şeyh Cafer Mahmud Adem tarafından eğitildiği, Adem’in onu Maiduguri’de İzala’nın en büyük camilerinden olan İndimi Camii’nde tefsir dersi vermek üzere görevlendirdiği belirtilmiştir.
Oldukça etkileyici bir hitap gücüne sahip olan Yusuf ’un dini bilimlere vukufiyet açısından zayıf kaldığı, İzala
liderleriyle girdiği dini tartışmalarda hep mağlup olduğu ve kamuoyu önünde kendi fikirlerini dillendirmekten kaçındığı iddia edilmektedir.
İlgili resim
Bölgede İslam’ı yorumlamada farklı eğilimlerin kendini gösterdiği bir ortamda hayat bulan örgütün ne zaman ortaya çıktığı konusunda mevcut literatürde farklı görüşler ifade edilmiştir.

Nijerya Savunma Enformasyon Direktörlüğünün verdiği bilgilere göre Boko Haram’ın kökeni 1995’te Abubakah Lawan tarafından kurulan “Ehlü’s-Sünne ve’l-Cemaati’l-Hicre”ye kadar gitmektedir. Daha sonra örgüt isim değiştirerek sırası ile Nijerya Talibanı, Yusufiye ve Boko Haram adlarını almıştır.

2003 yılında bir grup gencin kendisine “Nijerya Talibanı” adı vererek Maidugiri’nin kentlerinden Nijerya’nın kuzeybatısındaki Yobe eyaletinin Yusufari yerel yönetiminin otoritesi altındaki bölgeye çekilmesiyle örgütün ilk nüvesinin ortaya çıktığı ifade edilmektedir.
Kontrolü zor ormanlık arazide konuşlanan gençler 2003 yılının son ayında Yobe eyaletindeki devlet kurumlarına saldırmaya başlamıştır.
Boko Haram ile ilgili görsel sonucu
Boko Haram’ın kurucusu Muhammed Yusuf ’un Kanama isyanı ile ilişkisi tartışmalı bir konudur,ancak isyan Nijerya devleti tarafından bastırıldıktan sonra sağ kalanların Yusuf ’a katıldığı iddia edilmektedir.
Hatta Kanama isyanının liderlerinden olan Muhammed Ali’nin, Muhammed Yusuf ’un cihatçı ideolojiye yönelmesinde etkisi olduğu dillendirilmektedir.
Kanama operasyonunun kendisi ile ilişkilendirilmesinden endişelenen Muhammed Yusuf bu isyan sırasında
Suudi Arabistan’a gitmiştir.
Yusuf Suudi Arabistan’dan döndükten sonra görüşlerini yaymaya devam etmiş, gençler arasında taraftar toplamıştır. Yusuf ’un bölgede etkili bir kanaat önderine dönüşmesi nedeniyle bazı yerel siyasetçiler Yusuf ile yakın ilişki kurmuştur.

Borno Eyaleti Valisi Ali Madu Şerif 2007 yerel seçimlerinde Yusuf ’un desteğini almak için onunla ilişkisini güçlendirmiş hatta bazı iddialara göre Yusuf ’a finansal destek sağlamıştır. Kuzeydeki birçok siyasetçinin Yusuf ’un nüfuzundan yararlanmak için onu desteklediği iddia edilmektedir.

Yusuf ’un etkisi, bölgedeki siyasetçi ve bürokratlarla kurduğu ilişki ileride Boko Haram’a dönüşecek olan “Yusufiye”
hareketinin palazlanmasına imkan sunmuştur.
İlgili resim
Bu bağlamda örgütün teşekkül evreleri şu şekilde ifade edilebilir: Muhammed Yusuf 1970’lerin sonundan itibaren Nijerya’nın kuzeyinde ortaya çıkan İzala’nın Selefi fikirlerinden etkilenerek gruba dahil olmuş ancak süreç içerisinde daha aşırı görüşleri benimsemiş, Nijerya Talibanı gibi gruplarla ilişki kurmuş ya da söylem düzeyinde benzeşmiştir.
Yusuf ’un dillendirdiği söylem zamanla bazı gençlerin ilgisini çekmiş, Yusufiye diye bir ekol oluşmuş ve bu ekolün
ikinci bölümde anlatılan ideolojik söylemi dillendirilmeye başlanmıştır.
Yusuf ’un bu görüşleri İzala yöneticileri içinde rahatsızlığa sebep olmuş ve İzala şeyhleri Yusuf ’u ikna etmeye çalışmış, ancak Yusuf fikirlerinde ısrarcı olunca Yusuf’un taraftarları ile İzala şeyhleri arasında 2008’den itibaren mescitlerin hakimiyeti üzerinden bir tartışma çıkmış ve en nihayet Yusuf ’un taraftarları İzala camilerinden büyük oranda atılmıştır.
Boko Haram ile ilgili görsel sonucu
Bu kesin kopuşla birlikte Boko Haram adını alacak örgüt müstakil olarak teşekkül etmeye başlamıştır. Nijerya güvenlik birimleri 2009 yılında örgütün lider kadrosuna yönelik aşırı şiddet içeren operasyonlar yapmış ve başta Muhammed Yusuf olmak üzere 700 kişi öldürülmüştür. Ancak örgüt kısa bir süre içinde kendisini toparlamış, özellikle 2010 yılında gerçekleştirdiği hapihane baskınıyla kendi üyeleri de dahil yüzlerce kişinin serbest kalmasına sebep olmuştur.
Operasyonlar sonrasında örgüt mensuplarının sahil bölgesindeki küresel cihatçı gruplarla temasa geçerek orada eğitim aldığı, bundan sonraki süreçte eylemlerinin küresel cihatçı örgütlerle benzeştiği ifade edilmektedir.
(devam edecek)
EMRAH KEKİLLİ, HAYRI ÖMER, İBRAHİM BACHİR ABDOULAYE
 
YAZARLAR HAKKINDA :
Emrah Kekilli ile ilgili görsel sonucu
Emrah Kekilli
2009 yılında Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamladı, halihazırda Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü’nde başladığı doktora eğitimine Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’nde devam etmektedir. 2012’de Anadolu Ajansı temsilcisi olarak Libya’ya giden Kekilli, 2013 yılı itibarıyla Libya’da faaliyet gösteren bir Türk şirketinde yönetici olarak çalıştı. 2015 yılında Türkiye’ye dönerek uluslararası basın kuruluşları için Arapça-Türkçe tercümanlık yaptı. Libya üzerine çok sayıda akademik ve politik makalesi olan Kekilli, Libya’yı merkeze alarak Batı Arap Dünyası üzerine çalışmalarını yürütmektedir. Libya tarihi, siyaseti, ekonomisi, Kuzey Afrika’da devlet dışı silahlı gruplar, cihadi gruplar ve
cihadi grupların ideolojik söylemi üzerine yoğunlaşmaktadır.
***
Dr.Hayri Ömer
Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü’nde öğretim görevlisi olan Dr. Ömer, Kahire Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş, aynı üniversitede yüksek lisans ve doktorasını tamamlamıştır. Birçok araştırma kuruluşunda Ortadoğu ve Kuzey Afrika üzerine araştırmacı olarak çalışmış, çok sayıda uluslararası sempozyuma katılmıştır. Dirasat’ül-Şarki’l-Evsat adlı dergide, Ürdün’deki Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nde, Katar’daki Aljazeera Araştırma Merkezi’nde, Arap Siyasi Araştırmalar Merkezi’nde bölge üzerine kaleme aldığı analizler yayımlanmıştır.
Ibrahim Bachir Abdoulaye ile ilgili görsel sonucu
Ibrahim Bachir Abdoulaye
Lisans eğitimini 2016 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve İlahiyat bölümlerinde tamamladı. Ankara Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yüksek lisans eğitimine devam eden Ibrahim Bachir, Kuzey-Batı Afrika bölgesinde devlet dışı silahlı aktörler ve cihadi gruplar üzerine yoğunlaşmaktadır. Nijerya siyaseti de araştırma alanları arasında yer almaktadır.

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER