(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’dan ‘Fetö’nün Anatomisi’

    Türkiye’nin önemli, bağımsız, tarafsız düşünce ve yayın kuruluşu olan (SETA)  Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Dış Politika Araştırmaları Direktörü Ufuk Ulutaş ve SETA  Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı tarafından ‘Fetö’nün Anatomisi’ ni kitap haline getirdi. SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Ufuk Ulutaş ve SETA  Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı ‘Fetö’nün Anatomisi’ adlı […]

SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’dan ‘Fetö’nün Anatomisi’
04 Eylül 2017 - 1:25 'de eklendi ve 160 kez görüntülendi.

 

 

ne mutlu türküm diyene ile ilgili görsel sonucu

Türkiye’nin önemli, bağımsız, tarafsız düşünce ve yayın kuruluşu olan (SETA)  Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Dış Politika Araştırmaları Direktörü Ufuk Ulutaş ve SETA  Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı tarafından ‘Fetö’nün Anatomisi’ ni kitap haline getirdi.
SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Ufuk Ulutaş ve SETA  Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı ‘Fetö’nün Anatomisi’ adlı kitapla ilgili olarak (UHA) Uluslararası Haber Ajansı‘na değerlendirmede bulundu.
Ufuk Ulutaş,  uzun bir süredir Türkiye’nin gündeminde olan Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte dünya gündemine de hızlı bir giriş yaptığını hatırlatarak, on yıllardır farklı isim, metot ve simalarla faaliyetlerini sürdüren ve nihai oyuna hazırlanan FETÖ’nün, 1990’lardan beri yurt dışında da yoğun faaliyet gösteren
bir örgüt olduğunu söyledi..
Ulutaş, “Bu sebepten FETÖ’nün iyi anlaşılması ve anlatılması sadece Türkiye sınırları içerisinde örgütün hedefi haline gelen milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için değil örgütün faaliyet gösterdiği tüm ülkeler için de hayati önem arz etmektedir” dedi.
Bu çabada araştırmacıların önündeki en büyük zorluğun, örgütün ontolojisinin gizlilik ve takiye üzerine kurulması olduğuna dikkat çeken Ufuk Ulutaş, Zira FETÖ’nün bir istihbarat örgütünü aratmayacak derecede gizliliğe dikkat eden ve takiyeyi Sünni dünyanın aksine bir sızma ve ele geçirme stratejisi olarak kullandığını belirtti.
SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Ufuk Ulutaş, FETÖ’nün, gizledikleri ve açığa vurduklarıyla neşvünema bulduğu tüm coğrafya ve devletler için de büyük bir tehlike arz ettiğnini açıkladı.
Ulutaş, Türkiye’de Risale-i Nur temelli bir “İslami” cemaat kisvesiyle Fetullah Gülen kültürü etrafında ortaya çıkan FETÖ’nün, birçok dönüşüme uğramış ve önüne çıkan fırsatları değerlendirmedeki performansıyla uluslararası bir network ve suç örgütüne dönüştüğünün altını çizdi.
Ufuk Ulutaş, çelişkilerle dolu tarihinde Türkiye’nin hemen hemen tüm kırılma noktalarından güçlenerek çıkan FETÖ’nün, kompleks yapısı, adam kazanma stratejileri, uluslararası bağlantıları, militanlarının adanmışlıkları ve konjonktürün de yardımıyla Türkiye’de birçok sektörü domine eden bir örgüte dönüştüğünü ifade etti..
SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Ulutaş, “FETÖ’nün lideri Fetullah Gülen kendisiyle ruhsal mücadele halinde psikolojik çalkantılar yaşayan; bununla birlikte kurduğu örgütü mitler, batıni hikayeler ve psikolojik yönlendirmelerle idare eden bir kişiliktir. Örgüt, Fetullah Gülen figürünün ululanmasını temel amaç edinmiş ve aksi yöndeki ifadelerine rağmen Gülen’i, patolojik derecedeki ben merkeziyetçiliğiyle ön plana çıkarmıştır” şeklinde konuştu.
Ufuk Ulutaş, birçok mesiyanik harekette olduğu gibi Gülen de herkesi şaşırtacak ve hatta gerektiğinde kurulu dini tahrif edecek hareket, fetva ve yönlendirmelerden kaçınmamış ve bu “sapkınlığı”yla ana akım İslami hareketlerden net bir şekilde ayrıldığını söyledi.
Fetullah Gülen’i salt dini bir lider, FETÖ’yü de yalnızca dini bir hareket olarak değerlendirnin oldukça yanlış olduğuna değinen Ulutaş, örgütün gizlilik ve takiye üzerine kurulu yapısının bu tür değerlendirmeleri yaygın kıldığını açıklayarak,  17-25 Aralık 2013 sonrasındaki dönemde ve özellikle 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından örgütün siyasi emelleri olan, istihbarat teşkilatlarıyla bağlantılı, uluslararası suç şebekesine sahip ve adanmışlıklarıyla DEAŞ militanlarına taş çıkaracak bir yapı olduğunun ortaya çıktığını ifade etti.
Ufuk Ulutaş, “Diğer bir ifadeyle FETÖ’yü sosyal veya dini bir hareket olarak değerlendirmek en azından yapının böbürlendiği kompleks ağın gözardı edilmesi anlamına gelmektedir. Türkiye’de artık bu değerlendirmelerin rafa kaldırılması bir 15 Temmuz gerçekliğidir. Fakat yurt dışında örgütü tanımayan veya hala bu yapıdan siyasi fayda umanların, FETÖ’nün yapısına dair kanıtlanan gerçekleri göz ardı edebildiği görülmektedir” ifadesini kullandı.
“Tam da bu sebeple FETÖ’ye dair bir fikir ve çerçeve vermesi açısından elinizdeki bu çalışma hazırlanmıştır” diye konuşan SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Ulutaş,  “Gizlilik üzerine kurulu her harekette olduğu gibi FETÖ’nün incelenmesinde de birçok zorluk vardır. Yine de 7 Şubat 2012’deki MİT krizi, 17-25 Aralık ve nihayetinde 15 Temmuz darbe girişimleriyle birlikte örgüt kendisini, işleyişini, siyasi emel ve bağlantılarını kısacası senelerce korudukları gizlilik üzerine kurulu yapılarını afişe etmiştir” dedi.
Ufuk Ulutaş, bu çalışmayla FETÖ’cülerin itirafları, tutanaklar ve kamuoyuna mal olan bilgilere dayanarak örgütün anlaşılması hedeflendiğini söyledi.
Bu doğrultuda ilk kısımda FETÖ’nün daha iyi anlaşılmasını sağlayacak şekilde örgütsel kronolojinin de  ortaya koyularak ve örgütün hiyerarşik yapısının ele alın dığına dikkat çeken Ulutaş, örgütün küçük ve yerel bir yapılanmadan uluslararası bir suç şebekesine dönüşümünde finansal genişleme ve stratejilerin önemine vurgu yapıl dığını ifade etti.
Ufuk Ulutaş, kitapta aynı şekilde bu genişlemede kritik rol oynayan başarılı adam kazanma metotlarına da değinildiğini ve FETÖ dendiği zaman birçok ülkede binlerce militanıyla operasyon yürüten bir yapıdan bahsedildiğini, bu sebeple örgütün uluslararası boyutlarının da bu çalışmada ele alındığını  ve medya üzerinden yürüttükleri propaganda faaliyetlerinin incelendiğini belirtti.
‘Fetö’nün Anatomisi’  adlı kitabın ikinci kısımda FETÖ’nün yerel bir grup olmaktan çıkıp NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip ve büyüme rakamlarıyla zirvede yer alan Türkiye gibi bir ülkede darbe girişiminde bulunacak bir örgüt seviyesine nasıl ulaştığı sorusunun da irdelendiğine hatırlatan Ulutaş, “Bunun için örgütün üç kritik kurum olan emniyet, ordu ve yargıdaki yapılanmalarının birbirini tamamlayan sızma, yayılma ve ele geçirme stratejileri için nasıl kullanıldığı sorusuna cevap aranıyor.  Kitapta FETÖ’nün tehdit, şantaj, iddianameler, soru hırsızlığı ve personel dairelerini zapt etme metotlarıyla kritik devlet kurumlarını ele geçirmesinin örgütü devlet içerisinde bir paralel yapılanmaya çevirmesi daha da iyi anlaşılıyor” açıklamasında bulundu.
(SETA)  Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Dış Politika Araştırmaları Direktörü Ufuk Ulutaş, “kitabın son kısımda ise FETÖ’nün zihinsel kodlarına inilerek ve “cemaat”ten bir terör şebekesine dönüşmesinde örgütün zihinsel dünyasının izleri aranıyor. Bu noktada Fetullahçı Makyavelizm ve Fetullah Gülen kültü etrafında toplanan ve kendilerine kozmik bir değer atfeden FETÖ’nün mesiyanik düşünceleri ön plana çıkıyor.
Ufuk Ulutaş, kitapla ilgili  son olarak şunları aktardı: “FETÖ birçok özelliğiyle nevi şahsına münhasır bir hareket olsa da nihayetinde beslendiği ortak mesiyanizm havuzu sebebiyle başka örgütlere de benzemektedir. Elinizdeki kitapta FETÖ’nün Haşhaşilik, New Age ve Opus Dei gibi yapılarla benzerliklerine değinilecek ve bu sayede örgütün özellikle Türkiye dışında daha iyi anlaşılması çabalarına katkıda bulunulacaktır”.
Öteyandan SETA  Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı da  ‘Fetö’nün Anatomisi’  adlı kitabın bir bölümünde  ‘FETÖ’ nün  Örgütsel Kronolojisi’ değerlendiriyor.
1970-1990 “KULUÇKA” DÖNEMİ
Enes Bayraklı, FETÖ lideri Fetullah Gülen’in 27 Nisan 1941 yılında Erzurum’da doğduğunu hatırlatarak, dini eğitimine küçük yaşlarda başladığını,  Eğitiminin sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı’nda imam ve vaiz olarak görev yaptığını hatırlattı.
Bayraklı, “Nur Risaleleri”nin müellifi Said Nursi’nin teolojik ve düşünsel argümanlarını ilerleyen yıllarda kendi planları için bir araç olarak kullanan Gülen’in, 1960’ların sonu itibarıyla Türkiye’nin farklı yerlerinde verdiği vaazlar sayesinde toplumsal bir figür olarak belirmeye başladığını açıkladı.
SETA  Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı, 12 Mart Muhtırası’ndan sonra Yeni Asya Grubu içerisindeki etkinliği sebebiyle 5 Mayıs 1971’de tutuklanan ve yedi ay cezaevinde kalan Gülen’in, tutukluluk süresinin sona ermesiyle bir süre topluluk içerisine çıkmadığını da söyledi.
Enes Bayraklı, kendi içine çekildiği dönemde Yeni Asya Grubu ile arasına mesafe koyan Gülen, ilerleyen zamanlarda çevresinin genişlemesi ve bazı iş adamlarının da kendisine geniş destek vermesiyle 1970’li yılların ortasında bu gruptan tamamen ayrılıp kendi grubunun temellerini attığını kaydetti.
UHA Haber
HABER : Ataner YÜCE

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER