(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Dişli’den ‘Komutana okuduğum notları silah zoruyla yazdırdılar’ savunması

    FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullanılan Akıncı Hava Üssü’ndeki eylemlere ilişkin davada, suç tarihinde tümgeneral rütbesiyle Genelkurmay Stratejik Dönüşüm Başkanı olan sanık Dişli’nin savunmasına başlandı. Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Hava Üssü’ndeki eylemlere ilişkin 486 kişinin yargılandığı davada suç […]

Dişli’den ‘Komutana okuduğum notları silah zoruyla yazdırdılar’ savunması
12 Ağustos 2017 - 0:44 'de eklendi ve 113 kez görüntülendi.

 

 

bayrak-atatürk ile ilgili görsel sonucu

FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullanılan Akıncı Hava Üssü’ndeki eylemlere ilişkin davada, suç tarihinde tümgeneral rütbesiyle Genelkurmay Stratejik Dönüşüm Başkanı olan sanık Dişli’nin savunmasına başlandı.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Hava Üssü’ndeki eylemlere ilişkin 486 kişinin yargılandığı davada suç tarihinde tümgeneral rütbesiyle Genelkurmay Stratejik Dönüşüm Başkanı olan sanık Mehmet Dişli, “saat 20.45’te evinden karargaha, silahlı kuvvetlerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’a yapacağı bir sunum için gittiğini” ve “makam odasına girerken silah zoruyla rehin alındığını” öne sürdü.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsünde görülen davada, iddianamede, olay tarihinde saat 21.00 sıralarında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar’ın makam odasına girerek, “Komutanım, operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar yola çıktı, biraz sonra göreceksiniz” dediği ve darbeciler tarafından düzenlenen sözde atama listesinde görevine devam edeceği belirtilen tutuklu sanık Dişli’nin savunmasına başlandı.

Savunmasına “hiçbir zaman FETÖ’ye dahil olmadığını, aksine örgütün hedefinde bulunduğunu” iddia ederek başlayan Dişli, ardından askerlik eğitiminden ve meslek hayatından bahsetti.

Örgütün “ışık evlerine” gitmediğini, dershane geçmişi olmadığını anlatan Dişli, kariyerindeki herhangi bir başarı veya ödülün, herhangi bir yapının parlatması olarak düşünülemeyeceğini, bunların kendi çalışmaları sonucu olduğunu savundu.

Hiçbir zaman ibadetini gizli yapmadığını, muhafazakar bir aileden geldiğinin bilindiğini kaydeden Dişli, hiçbir dönemde FETÖ’nün ideolojisini savunmadığını, sempati duymadığını, kod adı, özel haberleşme kanalları, ByLock kullanmadığını, himmet vermediğini, örgüt sohbetlerine katılmadığını, Zaman gazetesi aboneliği bulunmadığını, Bank Asya hesabı olmadığını aktardı.

Dişli, “Hiçbir terör örgütüne dahil değilim. Dahil olduğum tek hiyerarşik yapılanma, Türk Silahlı Kuvvetleri’dir.” dedi.

“Silahla rehin alındım”

Gelişini, “çatı davası” sanıkları arasında yer alan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar’ın o dönemdeki yaveri Levent Türkkan’a bildirdiğini ifade eden Dişli, “Komutanın odasına gitmek isterken silahla rehin alındım.” iddiasında bulundu ve şunları söyledi:

“Önüme boş kart ve kalem attılar. TSK’nın yönetime el koyduğu, Yurtta Sulh Konseyinin kurulduğu, bildirinin yakında okunacağı, karşı çıkanların etkisiz hale getirileceği, komutanın onlarla birlikte olmalarının istendiği söylendi. ‘Sizi tanır, size güvenir’ dediler. Bu talepleri kartlara not ettirdiler. Beni komutanın odasına gönderdiler. Kartlara silah zoruyla yazdırdıkları notları komutana okudum. Ama, önce ciddiye almadım. Bu arada kışladan silah sesleri gelmeye başladı. Daha sonra İkinci Başkan Yaşar Güler’in emir subayının vurulduğunu öğrendik. Gelişmeler vahim bir hal almıştı. Kısa süre sonra da içeri giren bir grup, Sayın Genelkurmay Başkanını etkisiz hale getirmeye çalıştı.”

“Silahlı tehditle” Akıncı’ya gittiğini iddia etti

Orgeneral Akar’ın etkisiz hale getirilmesi için emir vermediğini savunan Dişli, bu işleri yapan ve planlayanlarla ne olaydan önce ne de olay esnasında irtibatta bulunduğunu savundu.

Silah ve uçak sesleri yoğunlaşınca Orgeneral Akar’ın emin bir yere alınmasını önerdiğini ileri süren Dişli, şöyle konuştu:

“Bir süre sonra da helikopterle komutan, ben, 2-3 Özel Kuvvet görevlisi karargahtan ayrıldık. Komutanın makam odasından nasıl çıkarıldığımız, etrafımızdaki silahlı Özel Kuvvet personelinin kontrolünde nasıl götürüldüğümüz kamera görüntülerinde sabittir. Yani, Sayın Genelkurmay Başkanı ile aynı akıbete uğrayarak, kendi irademiz dışında silahlı tehditle Akıncı’ya götürüldük. Karargahtan çıkarılırken nereye götürüldüğümüzü bilmiyorduk. Akıncı’ya götürüldüğümüzü inince anladım. Rehin alındığım saat 21.00’den saat, Akıncı’ya varana kadar olan 23.25 civarına kadar hiçbir iletişimim yoktu. Dolayısıyla Akıncı’da olanlar ile irtibatım olduğu asılsızdır. Ne karargahta ne Akıncı’da Sayın Genelkurmay Başkanının darbeye katılması için tek bir telkinim, iknaya yönelik tek bir cümlem yoktur. Sayın komutana söylediklerim, bana yazdırılanları rapor etmek, askeri deyimle vukuat tekmili vermektir.”

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER