(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Ermenistan – Azerbaycan, Karabağ sorunu 2. Bölüm

    Sorunun hukuksal boyutları Azerbaycan’a karşı toprak iddialarını haklı çıkarmak için Ermenistan yetkilileri sık sık Dağlık Karabağ’ın hiçbir zaman bağımsız Azerbaycan’ın yönetiminde olmamasını dile getirmektedirler. Ayrıca, resmi Erivan’a göre, Dağlık Karabağ’ın 1991 yılında SSCB’nin parçalanması sürecinde Azerbaycan’dan ayrılması ve “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti”`nin oluşturulması yasal yollarla gerçekleşmiştir. Düşüncelerini kanıtlamak için onlar çoğu zaman “Müttefik cumhuriyetlerin […]

Ermenistan – Azerbaycan, Karabağ sorunu 2. Bölüm
28 Temmuz 2017 - 23:38 'de eklendi ve 838 kez görüntülendi.

 

 

bayrak-atatürk ile ilgili görsel sonucuSorunun hukuksal boyutları

Azerbaycan’a karşı toprak iddialarını haklı çıkarmak için Ermenistan yetkilileri sık sık Dağlık Karabağ’ın hiçbir zaman bağımsız Azerbaycan’ın yönetiminde olmamasını dile getirmektedirler. Ayrıca, resmi Erivan’a göre, Dağlık Karabağ’ın 1991 yılında SSCB’nin parçalanması sürecinde Azerbaycan’dan ayrılması ve “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti”`nin oluşturulması yasal yollarla gerçekleşmiştir.

Düşüncelerini kanıtlamak için onlar çoğu zaman “Müttefik cumhuriyetlerin SSCB`den çıkmasıyla ilgili sorunların çözümü kuralları hakkında” 3 Nisan 1990 tarihli SSCB Yasası`nın hükümlerine atıfta bulunuyorlar.

Ermenistan - Azerbaycan, Karabağ sorunu ile ilgili görsel sonucu

Bu Yasa`ya göre, müttefik cumhuriyet tarafından Kanun`la öngörülen ayrılma prosedürü gerçekleşmesi durumunda, özerk kurumlar SSCB veya ayrılan cumhuriyetin bünyesinde kalıp kalmama konusunda bağımsız karar verme, aynı zamanda kendi haklarının korunması status konusunu kaldırmağa olanak kazanmaktadırlar. Ayrıca, Ermenistan`ın iddia ettiği gibi, Azerbaycan`ın SSCB’nin varisi olmaktan imtina ettiğini düşünürsek, onun Sovyet dönemi sınırlarına iddia etmesi için hiçbir neden bulunmamaktadır.

Ermenistan tarafı da sık sık uluslararası hukukun halkların kendi kaderini tayin ilkesine dayanarak, onu Dağlık Karabağ’ın Ermeni nüfusunun taraflı olarak ayrılmasına bağlamak için çaba harcıyorlar.

Yukarıda da belirtildiği üzere, 20 Şubat 1988 tarihinde DKÖB Halk Milletvekilleri Kurulu oturumunda Ermeni topluluğunun temsilcileri Azerbaycan SSC ve Ermenistan SSC Yüksek Sovyet Kurumlarına DKÖB`nin Azerbaycan SSC`den ayrılarak Ermenistan SSC’ye birleştirilmesi konusunda çağrıda bulundular.

Bununla ilgili olarak belirtmekte fayda vardır ki, müttefik cumhuriyetlerin sınırlarının değiştirlmesi kuralları SSCB ve müttefik cumhuriyetlerin anayasalarında tespit edilmiştir. Öyle ki, SSCB Anayasası`nın 78 maddesine göre, müttefik cumhuriyetin arazisi onun rızası olmadan değiştirilemez.

Müttefik cumhuriyetler arasında sınırlar ilgili cumhuriyetlerin mutabakatıyla ve SSCB’nin onayı sonucunda mümkün olabilir.

Ermenistan - Azerbaycan, Karabağ sorunu ile ilgili görsel sonucu

Bu hüküm Ermenistan SSC ve Azerbaycan SSC anayasalarında da yer almaktaydı. DKÖB Halk Milletvekilleri Kurulu 20 Şubat 1988 tarihli talebine cevap olarak, 15 Haziran 1988 tarihinde Ermenistan SSC Yüksek SovyetiDKÖB`nin Ermenistan SSC’ye birleştirilmesi kararına rızasını belirten ve SSCB Yüksek Soveti`nden özerk bölgenin Azerbaycan SSC`den alınarak Ermenistan SSC`ye katılması konusunu gözden geçirmesini ve onay vermesini istedi.

Azerbaycan SSC Bakanlar Kurulu ve Yüksek Sovyeti 13 ve 17 Haziran 1988 tarihlerinde aldığı kararlarda SSCB Anayasasının 78. ve Azerbaycan SSC Anayasası’nın 70 maddesini esas getirerek, DKÖB`nin Azerbaycan SSC den alınarak Ermenistan SSC’ye birleştirilmesini kabul edilemez ve imkansız bir durum olduğunu ilan etti.

Müttefik cumhuriyetler arasında sınır değişikliğinin olasılığını tartışmak için ciddi bir temel olmadığını ve SSCB Anayasası’nın hükümleri ve Azerbaycan SSC ve Ermenistan SSC`nin yürürlükte olan Ana yasalarını dikkate alarak bu meselenin artık kapandığını düşünmek mümkündü. Ama, 12 Temmuz 1988 tarihinde DKÖB Halk Milletvekilleri Kurulu bölgenin Azerbaycan SSC`den tek taraflı olarak ayrılmasıyla ilgili yasadışı bir karar verdi.

Ermenistan - Azerbaycan, Karabağ sorunu ile ilgili görsel sonucu

Buna yanıt olarak, 13 Temmuz 1988 tarihinde Azerbaycan SSC Yüksek Sovyeti Yönetim Kurulu SSCB ve Azerbaycan SSC anayasalarına, aynı zamanda Azerbaycan SSC’nin “Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi hakkında” Yasalarına dayanarak, DKÖB Halk Milletvekilleri Kurulu vilayetin Azerbaycan SSC den tek taraflı olarak ayrılmasına ilişkin DKÖB Halk Milletvekilleri Kurulu 12 Temmuz 1988 tarihli kararının yasadışı ve hiçbir geçerliliği olmadığını beyan eden karar verdi.

16 Ağustos 1989 tarihinde “Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi Nüfusunun Kongresi” kendi toplantısında Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan SSC bünyesinde özerkliğini tanımaktan vazgeçtiğini kesin bir dille beyan etti. Aynı zamanda “Kongre” DKÖB’ni Azerbaycan SSC Anayasası`nın ve ülkenin diğer yasalarının hükümsüz olduğu “bağımsız ittifak toprakları” olarak ilan etti. “Kongre” DKÖB`de özel halk eğemenliğini beyan eden “ulusal konsey” yarattı. Beklenildiği üzere, Azerbaycan tarafının tepkisi çok ta gecikmedi.

"Dağlık Karabağ ile ilgili görsel sonucu

26 Ağustos 1989 tarihinde Azerbaycan SSC Yüksek Sovyeti Yönetim Kurulu “Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi Nüfusunun Kongresi” isimli kurumun kararını yasadışı olduğunu belirten bir bildirge yayınladı.

Tabii, Ermenistan SSC de DKÖB`nin Azerbaycan SSC`den alınmasının mevzuat yoluyla temizleme girişimlerinde aktif yer alıyordu.

Ermenistan SSC Yüksek Sovyeti 15 Haziran 1988 tarihli kararından başka, bu müttefik ülkenin yüksek yasama organı anayasaya aykırı diğer kararlar da aldı. Bunlardan en önemlisi “Ermenistan SSC`i ve Dağlık Karabağ’ı birleştirmek hakkında” 1 Aralık 1989 tarihli karardır.

İlgili resim

Ermenistan Parlamentosu Dağlık Karabağ’a dair bir müttefik ülkenin topraklarının belli bölümünün diğerinin yararına tek taraflı olarak ele geçirilmesini yasalaştırmağa ve diğer devletin topraklarında anayasaya aykırı kurumun oluşturulmasına yönelik açık girişimlerinden haber veren bu ve birçok diğer kararları zemininde Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarının işgalinde yer almaması ile ilgili bugün resmi Erivan’ın seslendirdiği açıklamalar en azından şaşırtıcı ve saçmadır.

Bilindiği üzere, Azerbaycan ve Ermenistan bağımsızlık elde etmeden ve sorunun çözümü uluslararası kuruluşlara tahsis edilmeden önce hakem rolünü SSCB’nin merkezi birimleri üstlenmişti.

"Dağlık Karabağ ile ilgili görsel sonucu

1980’lerin sonlarında DKÖB’ni Azerbaycan’dan ayırarak Ermenistan’a birleştirilmesiyle alakalı yasadışı karar vermesiyle, SSCB Yüksek Sovyeti ve onun Yönetim Kurulu Dağlık Karabağ’daki krizle ilgili durumu defalarca tartıştı.

Eski SSCB yüksek devlet organının tüm kararları, özellikle de 10 Ocak ve 3 Mart 1990 tarihli kararları Azerbaycan SSC ve Ermenistan SSC arasındaki sınırların ve anayasayla belirlenmiş ulusal toprak bütünlüğünün değiştirilmesinin kabul edilemez olduğunu net bir biçimde beyan etti.

Böylece, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan SSC`den Ermenistan SSC lehine 20 Şubat 1988 tarihinde başlayan ayrılma süreci SSCB Anayasası’nın açık şekilde bozulması anlamına gelmekteydi ve dolayısıyla hiçbir hukuksal sonuç vermedi.

"Dağlık Karabağ ile ilgili görsel sonucu

Ermeni tarafının Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’dan ayrılmasını yasallaştırmağa yönelik sonraki girişimi olarak bilinen 2 Eylül 1991 tarihinde “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti”ni ilan etmesi bizim açıklamamızın doğruluğuna açıkça tanıklık etmektedir.

Ermeniler düşünün ki, bu adımın yasal dayanağı olarak “Müttefik cumhuriyetin SSCB`den ayrılmasıyle ilgili sorunların çözümü kuralları hakkında” 3 Nisan 1990 tarihli SSCB Yasa`sını görür. Ermeni tarafının düşüncesine göre, “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti”`nin kurulması uluslararası hukuk standartları açısından kusursuzdur.

Guya, Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlığını kazandığı tarihte “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti” artık onun bir parçası değildi. Fakat basit analiz bile belirtilen “kusursuzluğun” hukuksal açıdan ciddi şüpheler oluşturduğunu ve imkansızlığını göstermektedir.

"Dağlık Karabağ ile ilgili görsel sonucu

Öncelikle belirtmek gerekmaktedir ki, 3 Nisan 1990 tarihli yasanın amacı müttefik cumhuriyetlerin SSCB`den ayrılacağı takdirde uymalı oldukları özel kurallar oluşturarak, SSCB kapsamında karşılıklı ilişkileri ortaya çıkarmaktan oluşmaktaydı.

Müttefik cumhuriyetin ayrılma konusunda kararını cumhuriyet nüfusunun referandum yoluyla özgürce ifade edilmiş iradesine dayanmalıydı ki, bu karar da daha sonra müttefik ülkenin yüksek yasama organı tarafından onaylanmak zorundaydı. Ayrıca, bu yasaya göre, özerk kurumları olan müttefik cumhuriyetlerde referandum kurumların her birinde ayrı ayrı geçirilmeli idi.

"Dağlık Karabağ ile ilgili görsel sonucu

Bu kurumların nüfusu SSCB veya ayrılan müttefik cumhuriyet bünyesinde kalıp kalmamak meselesi hakkında karar verme, hem de kendilerinin devlet-hukuksal statü konusunu kaldırmak hakkına sahipti. .

3 Nisan 1990 tarihli Kanunda tespit edilmiş kurallara uymak zorunluluğunu varsayarsak, bir müttefik cumhuriyetin SSCB den ayrılma girişiminin nasıl sonuçlanacağını anlamak zor değil. Dolayısıyla 3 Nisan 1990 tarihli Kanunun sınırladığı işte halkların kendi kaderini tayin gibi hukukun aşırı kullanımının savunucuları tarafından bu Akta atıfta bulunulması çok şaşırtıcıdır.

"Dağlık Karabağ ile ilgili görsel sonucu

Özellikle belirtmek gerekir ki, müttefik cumhuriyetin SSCB`den ayrılması sadece karmaşık ve çok aşamalı işlemin yerine getirilmesinden ve nihayet, SSCB Halk Milletvekilleri Kurulu ilgili kararının kabulünden sonra meşru kabul edilebilir.

Bununla birlikte, Sovyetler Birliği uluslararası hukukun konu olarak varlığını durduruncaya kadar, söz konusu Kanunun hiç bir işlevi yoktu, zira hiçbir müttefik cumhuriyet, aynı zamanda Azerbaycan ve Ermenistan SSCB den ayrılmak için orada tespit edilmiş kuralları kullanma düşüncesinde değildi.

26 Kasım 1991 tarihine kadar DKÖB toprakları Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlığını tam elde edene ve uluslararası kamuoyu tarafından tanınan kadar Azerbaycan’ın bir parçasıydı.

SSCB’nin dağılmasından sonra “utipossidetisjuris” uluslararası hukuk doktrini yeni bağımsız devletlerin sınırlarının ulusal, bölgesel ve uluslararası hukuklarının temelini oluşturdu.

Söz konusu doktrine göre, Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlığını elde ettikten sonra DKÖB`nin de dahil olduğu eski Azerbaycan SSC’nin idari sınırları uluslararası sınırlar olarak tanındı ve uluslararası hukukun koruması altına alındı.

"Dağlık Karabağ ile ilgili görsel sonucu

Bu anlayış Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Dağlık Karabağ ve çevre ülkelerindeki çatışmayla ilgili BM Güvenlik Konseyi’nin yukarıda bahsedilen dört kararında da belirtilmektedir.

Halkların kendi kaderini tayin etme hakkına gelince, bilinmektedir ki, ilgili uluslararası belgelerde tespit edildiği gibi, bu hakkın uygulamada gerçekleştirilmesi aslında tek taraflı ayrılmanı değil, net tanımlanmış kısıtlamalar çerçevesinde uluslararası ve iç yasalara uygun olarak gerçekleştirilen yasal süreci öngörüyor.

Kuşkusuz, söz konusu çatışan kendi kaderini tayin meselesinin uygulanmasında temel faktör şudur, Azerbaycan topraklarının bir bölümünün koparılmasını yönelik tüm faaliyet anayasaya aykırı olduğunu ve uluslararası hukukun temel, özellikle de güç uygulanmasını ve toprak ele geçirilmesini yasaklayan kurallarının ihlali eşlik ediliyordu.

Azerbaycan’ın kendi kaderini tayin hakkına yaklaşımı onun asıl değerinden kaynaklanıyor ve Dağlık Karabağ bölgesinin Azerbaycanlı ve Ermeni toplumunun huzurlu ortak yaşamı ve işbirliğinin sağlanmasını, onların sosyal yaşama katılımı için kendi hakları da dahil olmakla, tüm düzeylerde meşru bölgesel yönetimin oluşturulması yoluyla gerçekleştirilmesi için gerekli koşulların oluşturulmasını öngörüyor.

Veysel KAVRAYAN

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER