(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Analiz : Askeri Darbeler ve Ekonomi : Temel Yaklaşımlar

    Türkiye’de derin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel travmalara sebep olan 15 Temmuz darbe teşebbüsünün üzerinden tam bir yıl geçti. 15 Temmuz 2016 Cuma gecesi Türkiye’de demokratik hayat uzunca bir aradan sonra bir kez daha askeri bir darbe ile kesintiye uğratılmak istendi. Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) iltisaklı askerler, bürokratlar ile iş dünyası, akademi ve […]

Analiz : Askeri Darbeler ve Ekonomi : Temel Yaklaşımlar
27 Temmuz 2017 - 4:55 'de eklendi ve 125 kez görüntülendi.

 

 

bayrak-atatürk ile ilgili görsel sonucu

Türkiye’de derin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel travmalara sebep olan 15 Temmuz darbe teşebbüsünün üzerinden tam bir yıl geçti.
15 Temmuz 2016 Cuma gecesi Türkiye’de demokratik hayat uzunca bir aradan sonra bir kez daha askeri bir darbe ile kesintiye uğratılmak istendi.
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) iltisaklı askerler, bürokratlar ile iş dünyası, akademi ve medyadaki geniş bir ağ tarafından tasarlanıp hayata geçirildiği anlaşılan darbe girişimi Türkiye’nin karanlık darbeler tarihinde başarısız bir darbe girişimi olarak yerini aldı.
Soğuk Savaş döneminden itibaren NATO gözetiminde kurulan gizli güç odakları ile iş birliği yapan ve sahip olduğu eğitim kurumları, bankalar, şirketler ve medya kuruluşları yoluyla kamuoyunda meşruiyet sağlamayı amaçlayan
FETÖ nihayet açık bir askeri darbe ile demokratik rejimi yıkmak için harekete geçti.
17-25 Aralık sürecinde emniyet güçleri, medya ve yargı iş birliğiyle bir operasyon gerçekleştirerek iktidar partisi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı siyaset sahnesinden silme girişiminde bulunan örgüt bu teşebbüsün başarısız olması üzerine 15 Temmuz gecesi Türk Silahlı Kuvvetlerindeki (TSK) unsurlarını emir-komuta zinciri haricinde bir darbe için mobilize etti ve hüsrana uğradı.

Türkiye’nin 2000’li yıllarda Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik müzakereleri çerçevesinde atılan tüm demokratikleşme adımlarına ve sivilleşme yolundaki yasal-anayasal reformlara rağmen bu türden sıra dışı bir darbe girişimine maruz kalması ülkenin henüz askeri darbe tehdidinden tam olarak kurtulamadığını gösterdi.

Demokrasi serüvenine 1950’de çok partili hayata geçişle birlikte başlayan Türkiye’nin Adnan Menderes ve Turgut
Özal ile siyasi alanda yaşadığı normalleşme sosyo-ekonomik alanda standartların yükselmesi ve toplumsal refahın
artmasıyla perçinlendi. Buna karşın konvansiyonel askeri darbelerle toplumsal ve siyasal hayat felce uğratılırken
ülke ciddi makroekonomik krizlerle baş başa bırakıldı.
27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri Türkiye’nin uluslararası alanda demokrasi karnesini
zayıflatırken ciddi sosyo-ekonomik çöküntüleri de beraberinde getirdi. Konvansiyonel darbelerden ayrışarak “demokrasiye balans ayarı vermek” iddiasıyla başlatılan 28 Şubat süreci ise yargı, medya ve sermaye ayakları üzerinden kurgusu profesyonelce hazırlanmış postmodern bir darbe olarak Türk siyasi tarihinde yerini aldı.
Toplumsal vicdan ve hafızada derin yaralar bırakan darbeler yatırım ortamı, gelecek beklentileri ve hukuk devleti algısını yıkarak ekonomik gelişme ivmesini de kesintiye uğrattılar.
Bu çalışma 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye demokrasisine karşı girişilen başarısız askeri darbe teşebbüsünden bu yana geçen bir yıllık sürenin ekonomi politik arka planını analiz etmek üzere kaleme alındı.
Darbe girişiminin hemen sonrasında ve ilerleyen aylarda ekonomi yönetimi ile piyasa oyuncuları tarafından verilen
tepkiler mercek altına alınarak ekonomik parametrelerdeki değişimler incelendi. Darbe girişiminin görece kısıtlı kayıplarla atlatılmasına yol açan etkenlere odaklanıldı.
Türkiye’de yaşanan darbe süreçlerinin tarihsel gelişimine bakıldığında genellikle ekonomik daralma dönemlerinin sonunda gerçekleştikleri, ekonomi politikalarında ciddi hasarlara yol açtıkları ve konjonktürel dalgalanmaları
tetikledikleri görülür. Ekonomik ve siyasi krizlerin ardından gelen askeri müdahaleler yaklaşık on yıllık aralıklarla istikrarsızlık ortamlarından beslenmiş ve bunları derinleştirmişlerdir.
Türkiye’nin demokratik normalleşmeyi birçok yönüyle sağladığı, siyasi istikrar ve makroekonomik yönetişimin güçlü biçimde sürdüğü bir ortamda gerçekleşen 15 Temmuz darbe girişimi ise maddi temellerden yoksundur.
Seçilmiş demokratik iradeye ve millet egemenliğine karşı kalkışılan bu darbe girişimi ekonomik alanda hiçbir somut istikrarsızlık ya da kriz zeminine oturmadığı gibi toplumun temsil kabiliyeti olan hiçbir kesiminden de meşruiyet desteği alamamıştır.
Demokratik kanallarla sağlanan siyasi istikrar devam ederken gerçekleştirilmek istenen bu tür kalkışmaların hiçbir şekilde toplumsal meşruiyet ve yaygın sosyal destek bulamayağı 15 Temmuz’dan bu yana geçen bir yıllık süreçte görülmüştür.

 Askeri Darbeler ve Ekonomi : Temel Yaklaşımlar

Ekonomik küreselleşme ve entegrasyon çağında artan etkileşim kanallarına ve küresel çapta demokrasi üzerindeki geniş uzlaşmanın güçlenmesine rağmen askeri darbeler halen bir realite olarak varlığını korumaktadır. Bir ulusun askeri güçlerinin kendilerine çizilen yasal alanın dışına çıkarak ulusal bütünlüğü korumak iddiası ve siyasal iktidarı ele geçirmek amacıyla darbe girişimlerine kalkışmasını motive eden etkenler çokça tartışılmıştır.
Askeri darbelerin daha ziyade ekonomik yapı ve kurumları oturmamış yoksul ülkelerde gerçekleştiğini iddia eden zengin bir literatür mevcuttur. Bu teoriler büyük ölçüde ekonomik yapıları hammaddeler ve tarım ürünlerine dayanan Latin Amerika ve Afrika ülkelerinin tecrübelerine referans yaparken nadiren de Asya ülkelerine uygulanmıştır.

Darbelerin ülkelerin ulusal refah ve kalkınma süreçlerine negatif etkileri,darbe girişimlerini besleyen ekonomik geri kalmışlık dinamikleri ve askeri harcamalar ile darbe ilişkisi üzerine çeşitli çalışmalar yapılmıştır.

Örneğin Acemoğlu ve Robinson yaptıkları çalışmada Brezilya (1964), Şili (1973) ve Arjantin’de (1976) ekonomik durgunluk ya da ekonomik zorluk dönemlerinde darbelerin gerçekleşme ihtimalinin arttığına işaret etmektedirler.
Pakistan’daki darbe girişimlerinin ekonomik boyutu üzerine yapılan çalışmada 1951-1998 yılları arasında
gerçekleşen darbeler sonrasında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyüme oranı, ihracat değeri ve savunma harcamaları rakamlarının düşük kaldığı aynı zamanda ülkedeki zayıf ekonomik performansın darbe tehlikesi ihtimalini artırdığı vurgulanmıştır.
Ekonomik istikrarsızlığın oluştuğu ortamda siyasi istikrarsızlık baş göstermekte ve sonrasında silahlı kuvvetlerin sivil hükümeti devirmesine yol açan sürecin önü açılmaktadır.
Geçtiğimiz on yıllarda darbelerin temel sebepleri üzerine geliştirilen yaklaşımlar giderek öne çıkmışlardır. Vurgulanan ana fikir başarısız ekonomik performans ve refah azalmasının darbe riskini ö nemli ölçüde artırdığı yönündedir.
Örneğin Rosenary O’Kane ekonomik olarak gelişmemiş ülkelerin darbe tehlikesi ve kalkışmasına en fazla ve sık maruz kalan uluslar olduklarını ileri sürmüştür.
Bu ülkelerin hammadde ya da birincil ürün üreticisi olmaları ve ana malların ihracatına bağımlı bulunmaları sebebiyle küresel fiyatların dalgalanması ve gelirlerin istikrarsızlığı gibi durumlara karşı kırılganlıklar taşıdıkları sıkça vurgulanmıştır.
Ekonomik istikrarsızlık genel olarak belirsizliklere yol açmakta ve hükümetin meşruluğunu kaybetmesine neden olabilmektedir. Siyasi istikrarsızlık ihtimali yükseldiğinde ise darbe tehlikesi artmaktadır. Aynı şekilde Paul Colier ile Anke Hoeffler’in fakirlik üzerine yaptıkları çalışmada az gelişmiş ülkelerdeki düşük kazançların siyasi istikrarsızlığa ve darbelere çok elverişli bir ortam hazırladığı vurgulanmıştır.
***
Yazarlar aynı çalışmada az gelişmiş ülkelerde kötü ekonomik performansın darbeleri, darbelerin ise ekonomik gerilemeyi tetiklediği “darbe kapanı”ndan bahsetmişlerdir. Zayıf kurumlar, silahlı kuvvetlerin siyasi gücü, sosyal çatışmalar, ekonomik krizler gibi birçok etken darbe riskine sebep olmakta ve ülkenin gelişme potansiyelini etkilemektedir.

***

Siyaset bilimi literatürüne klasik çalışmalarıyla geçen Samuel Huntington da zayıf bir ekonominin darbe ihtimalini ciddi anlamda güçlendiren bir etken olduğunu kabul etmektedir.
Huntington, Latin Amerika’da ekonominin geliştiği ve kişi başına gelirin arttığı yıllara nazaran ekonominin kötüleştiği dönemlerde ülkelerin darbelere daha yatkın olduğunu ortaya koymaktadır.
Fukuyama, Huntington’a katılmakta ve tarihsel olarak da siyasi istikrarsızlığın genel olarak ekonomik başarısızlık ve
durgunluk dönemlerinde artmakta olduğuna işaret etmektedir. Genel olarak askeri darbeler ve ekonomi ilişkisi üzerine analiz yapan tüm uzmanların vurguladığı ortak nokta zayıf bir ekonomik yapının muhtemel siyasi istikrarsızlıklara yol açtığı ve darbe tehlikesini artırdığıdır.
Bir diğer yaklaşım da kurumsal ya da ortak çıkarlar üzerinden geliştirilmiştir. Hükümetler tarafından savunma bü
tçesinin daraltılması gibi durumlar askerlerin grupsal ve kurumsal çıkarlarını tehlikede hissetmelerinden dolayı
büyük ihtimalle darbe ortamına zemin hazırlamaktadır.
Finer’e göre darbelerin organize edilmesi sürecinde genelde “grup statüsü ve ayrıcalıkları”nı (corporate status and privileges) savunmak ve askeri özerkliği (military autonomy) muhafaza etmek yer almaktadır.
Askeri darbeler ve ekonomik kalkınma süreçleri arasında negatif bir ilişki olduğu açıktır. Zayıf kurumlar, silahlı kuvvetlerin siyasi gücü, sosyal çatışmalar, ekonomik krizler gibi birçok etken darbe riskine sebep olmakta ve ülkenin
gelişme potansiyelini etkilemektedir.
Darbe girişimlerinin başarısı askeri müdahaleden önceki demokratik kurumların kapasitelerine ve darbeyi yapan grupların geniş kitlelerin desteğini alabilmelerine bağlıdır. Tarihsel tecrübe askeri darbelerin ülke refahı üzerinde olumsuz bir etki oluşturduğunu göstermektedir.
Darbeler başarılı oldukları ülkelerde on yıl içinde kişi başına düşen gelirin yıllık büyümesini ortalama yüzde 1 ile yüzde 1,3 arasında düşürmektedirler. Aynı zamanda seçilmiş liderlerin devrilmesiyle ekonomik reformların önü kesilirken ülkeler derin bir borç batağı içine itilerek ekonomik krize sokulmaktadır. Büyüme oranının yanı sıra sağlık,
eğitim ve yatırım alanlarında da önemli olumsuz etkiler oluşmaktadır.
Darbelerden sonra sosyal programlar üzerindeki harcamalar düşerken ekonomik ayrıcalıklar kitlelerden uzaklaşmakta, siyasi ve ekonomik elitlere doğru geçiş yapmaktadır. Uluslararası alanda 1950 yılından bu yana 94 devlette 232 darbe girişimi olmuş ve bunların yaklaşık dörtte biri seçilmiş hükümetlerin devrilmesiyle sonuçlanmıştır.
***
YAZARLAR HAKKINDA
Sadık ÜNAY ile ilgili görsel sonucu
Sadık ÜNAY
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde lisans (1997), İngiltere’de Manchester Üniversitesi’nde uluslararası ekonomi politik alanında yüksek lisans (1999) ve doktora (2005) eğitimi aldı. İngiltere’de Manchester, Birmingham ve Huddersfield; Türkiye’de ise Maltepe, Yıldız Teknik, İstanbul Şehir ve İstanbul üniversitelerinde uluslararası ekonomi politik dersleri verdi.
Kalkınmacı Modernlik: Küresel Ekonomi Politik ve Türkiye (2013) ve Neoliberal Globalization and Institutional Reform: Political Economy of Development Planning in Turkey (2006) telif kitaplarını ve Doğu Asya’nın Politik Ekonomisi (2015) başlıklı derlemeyi kaleme aldı. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) bünyesindeki IRCICA’nın uluslararası ilişkiler sorumluluğunu yürüttü. Uluslararası ekonomi politik, insani kalkınma, sanayi-teknoloji politikaları ve
Asya-Pasifik alanlarında uzmanlaşan Prof. Dr. Sadık Ünay’ın saygın ulusal ve uluslararası dergilerde makaleleri yayımlandı. Kendisi halen İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi ve Daily Sabah gazetesinde köşe yazarıdır.
***
Şerif DİLEK ile ilgili görsel sonucu
Şerif DİLEK
Lisans eğitimini Deniz İşletmeciliği ve İşletme alanlarında 2009 yılında, yüksek lisansını da 2012 yılında İstanbul Üniversitesi Deniz Ekonomisi alanında tamamladı. Doktora tez çalışmasını Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü Ortadoğu Ekonomi Politiği Anabilim Dalı’nda sürdürmektedir. Akademik eğitiminin yanında uzun bir süre özel sektörde çalışan Dilek, uluslararası ekonomi politik, Ortadoğu’da siyaset-ekonomi ilişkisi, uluslararası iktisat, kalkınma, deniz işletmeciliği gibi alanlarda çalışmalarına devam etmektedir.

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER