(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Türkiye ve Karadeniz’de Değişen Dengeler (4)

    6. Sonuç ve Değerlendirme: Soğuk Savaş’ın sona ermesi, uluslararası ortamın giderek daha az güvenlikli bir hal alması ve yeni tehdit algılamalarının ortaya çıkması Avrasya’nın tam kalbinde yer alan Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmektedir. SSCB’nin dağılması ertesinde geçtiğimiz yirmibeş yıl zarfında Karadeniz bölgesi uluslararası ilişkilerde yeni bir odak noktası olarak öne çıkmaya başlamıştır. Bu çerçevede, Türkiye’nin […]

Türkiye ve Karadeniz’de Değişen Dengeler (4)
08 Haziran 2017 - 0:00 'de eklendi ve 123 kez görüntülendi.

 

 

bayrak-atatürk ile ilgili görsel sonucu

6. Sonuç ve Değerlendirme:
Soğuk Savaş’ın sona ermesi, uluslararası ortamın giderek daha az güvenlikli bir hal alması ve yeni tehdit algılamalarının ortaya çıkması Avrasya’nın tam kalbinde yer alan Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmektedir.
SSCB’nin dağılması ertesinde geçtiğimiz yirmibeş yıl zarfında Karadeniz bölgesi uluslararası ilişkilerde yeni bir odak noktası olarak öne çıkmaya başlamıştır.
Bu çerçevede, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde gerek ulusal güvenliği, gerek Montrö rejiminin bekası, gerekse Karadeniz’in yeni gerginliklerden uzak tutulması amacıyla izlemesinde yarar görülen politikaların ana esaslarını dikkatle incelemek yerinde olacaktır.
a. Türkiye’nin tek başına Karadeniz bölgesinin tümüne ilişkin politika belirleme gücü sınırlıdır. Türkiye’nin bir yandan NATO üyesi olmanın, bir yandan Rusya gibi bölge politikalarını etkileme yeteneği yüksek bir küresel aktörle aynı
coğrafyayı paylaşmanın gereği olan dengeli politikalarını özenle sürdürmesi uygun olacaktır. Bu dış politika anlayışı Soğuk Savaş döneminde Türkiye tarafından başarıyla izlenmiş ve sonuç vermiştir.
b. Karadeniz’de Rusya’nın askeri varlığını ve donanma gücünü artırarak jeopolitik dengeleri kendi lehine çevirme çabaları artmaktadır. ABD’nin de NATO aracılığı ile bu gelişmeyi dengelemeye, hatta kendine avantaj oluşturacak şekilde dönüştürmeye çalıştığı gözden kaçmamaktadır. Bu gelişmeler karşısında Türkiye için en önemli konu Montrö hükümlerinin titizlikle uygulanmasını gözetmektir.
Türkiye’nin, Karadeniz’de NATO’nun mevcudiyetini artırma çabalarının Rusya ile tırmanmaya yol açmayacak ve bölgeyi yeni bu askeri gerginlik alanı haline dönüştürmeyecek şekilde kurgulanmasına gayret göstermesi uygun olacaktır. Bu bağlamda Montrö rejimine Rusya’nın da Türkiye kadar titizlikle bağlı olduğunun dikkate alınmasında yarar görülmektedir.
c. Türkiye’nin NATO içindeki konumunu güçlü tutmaya ve müttefikleriyle olan ilişkilerinde güven duygusunu aşındırmamaya azami dikkat sarf etmesi yararlı olacaktır. Rusya ile de benzer bir güven dengesi içinde kalınması önemlidir.
NATO’nun Karadeniz bölgesinde artması öngörülen tatbikat ve eğitim programlarının planlama ve eşgüdümünün ileride nasıl bir dönüşüm geçireceği önem taşımaktadır. Türkiye bu faaliyetlerin planlama bölümünde aktif, operatif alanlarında ise daha düşük bir profil izleyebilir.
d. Romanya’da tFP ile ilgili gelişmelerin Türkiye tarafından yakından izlenmesi gerekir. Türkiye’nin bu konuşlanmayı kontrol edebilecek bir konumda kalmasında yarar vardır. Karadeniz’e kıyıdaş NATO ülkeleri içinde Deniz Kuvvetleri bakımından en güçlü devletin Türkiye olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Dolayısıyla, ileride Karadeniz’deki NATO varlığının planlama ve eşgüdümü komutasının önderliği söz konusu olacaksa, bu gerçekler üzerinden hareket edilmesi yararlı olacaktır. Böyle bir önderliğin Türkiye tarafından üstlenilmesinin Rusya ile karşılıklı güven ilişkileri ne olumsuz yansımaları olabileceği değerlendiriliyorsa, mevcut sistemin muhafazasından (bu görevin MARCOM tarafından sürdürülmesi) Karadeniz’deki üç NATO üyesinin ortak
komutasına kadar çeşitli alternatiflerin mümkün olabileceğine yönelik önermelere şimdiden hazır olmakta yarar görülmektedir.
e. Türkiye Karadeniz havzasının özellikle enerji arz güvenliği bakımından kazanmakta olduğu önemi dengelemeye yönelik politikaları önemsemelidir. Bu durumun enerji üzerinden yeni gerginliklere yol açmasının önlenmesi enerji arzının ve enerji taşıma ve nakil yollarının çeşitlendirilmesinden geçmektedir.
Bu bağlamda, doğu Akdeniz’de belirlemeye başlayan yeni dinamiklerin Türkiye için yeni olanaklar hazırladığının dikkate alınması, bu projelerde Türkiye’nin yapıcı bir katılımcı olabilmesi için gereken politikaların planlanması
ve üretilmesi için çalışılması yerinde olacaktır.
f. Türkiye NATO’nun doğu kanadının öncelikleri bağlamında kuzey ile güney bölgeler arasında dengesiz bir yaklaşımın öne çıkmasını engelleyecek söylemler ve politikaların geliştirilmesine devam etmelidir. Doğu Akdeniz’in
güvenliği Karadeniz’in güvenliğinden daha az önemli değildir. Uluslararası terörle mücadele bağlamında NATO’nun doğu ve güney kanat önceliklerinin Türkiye’yi daha fazla tehdide maruz bırakmayacak şekilde ve dengeli biçimde kurgulanmasına çalışılması yararlı olacaktır. (bitti)

BİLGESAM, Dış politika ve Savunma Araştırmaları Grubu*

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER