(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Başbakan Yıldırım: Artık sürekli istikrar ve güçlü iktidar dönemi başlamıştır

    Başbakan Yıldırım TBMM’de yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanlığı sistemine ilişkin, ‘Bu sistemle beraber artık sürekli istikrar ve güçlü iktidar dönemi başlamış, milletin doğrudan yetkilendirdiği bir yürütme tesis edilmiştir.’ dedi. Yıldırım, TBMM’nin açılışının 97. yıl dönümü, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel olarak toplanan TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Ulusal Egemenlik ve Çocuk […]

Başbakan Yıldırım: Artık sürekli istikrar ve güçlü iktidar dönemi başlamıştır
24 Nisan 2017 - 0:34 'de eklendi ve 76 kez görüntülendi.

 

 

Başbakan Yıldırım TBMM’de yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanlığı sistemine ilişkin, ‘Bu sistemle beraber artık sürekli istikrar ve güçlü iktidar dönemi başlamış, milletin doğrudan yetkilendirdiği bir yürütme tesis edilmiştir.’ dedi.

Yıldırım, TBMM’nin açılışının 97. yıl dönümü, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel olarak toplanan TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı.

Bugünün mübarek Miraç gecesine denk gelmesinin kendilerini ayrıca mutlu ettiğini belirten Başbakan Yıldırım, Miraç gecesini de tebrik etti.

Milli iradeyi hakim kılarak, Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için TBMM’nin açılışından bugüne kadar, başta ilk Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşları olmak üzere, Meclis çatısı altında çalışan bütün milletvekillerinden vefat edenlere Allah’tan rahmet dileyen Yıldırım, hayatta olanlara da ülke adına teşekkür etti.

Meclisin açılışının 97. yıl dönümünü kutlarken, bugünü çocuklara bayram olarak armağan eden bir ülke olmanın gururunu da yaşadıklarını anlatan Başbakan Yıldırım, şunları söyledi:

“Çocuklarımızın, milletimizin değerlerine sahip çıkarak, fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür olarak ve öz güvenleri yüksek bir şekilde yetişmesini arzu ediyoruz. Onların milli iradeye her şartta sahip çıkmalarını, daha demokratik ve özgür yarınları inşa etmelerini ümit ediyoruz. Bu yolda önemli mesafe aldığımızı da ifade etmek isterim.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünlerini hakkıyla anlayabilmek için, 97 yıl önceki zor şartları hatırlamamız gerekiyor. Unutmayalım ki TBMM’nin kurulduğu o günlerde yurdumuzun birçok yeri işgal edilmiş, orduları dağıtılmış, ülke fakr-u zaruret içerisindeydi. Bu şartlar içerisinde tek umut veren şey, milletimizin gönlünde canlı ve dipdiri olan bağımsızlık aşkı ve vatan sevgisi idi. Bu aşk ve sevgiyle vatanın dört bir yanından gelen milletvekillerinin katılımıyla 23 Nisan 1920’de Meclisimiz heyecanla, umutla ve dualarla açıldı. TBMM’nin açılışı, egemenliğin millete ait olduğunun ve milli iradenin üstünlüğünün ifadesiydi.”

Başbakan Yıldırım, milli mücadelenin, Meclis öncülüğünde, Gazi Mustafa Kemal liderliğinde yapılan bir halk mücadelesi olduğunu ifade etti.

Meclisin bu mücadeleyi başarıyla yürüterek, Cumhuriyeti kurduğunu vurgulayan Yıldırım, “Devlet kuran Meclisimiz, dünyadaki tek Gazi Meclistir. Meclis 97 yıl önce olduğu gibi, bugün de tam istiklalimizin, aydınlık geleceğimizin ve millet olarak bir arada yaşama azim ve kararlılığımızın teminatı olmaya devam ediyor.” diye konuştu.

Halk iradesini yok sayarak demokratik rejimin kesintiye uğratılmasının millete acı bedeller ödettiğini belirten Yıldırım, “27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 27 Nisan gibi açık ve örtülü müdahalelerin yaşattığı acılar hala zihinlerimizdedir. Milli egemenliği çiğnetmemek, Meclisin hukukunu ve milletin egemenliğini korumak hepimizin görevidir. Bu görev anlayışıyla aziz milletimizin temsilcisi olan yüce Meclisimiz, 15 Temmuz’da milli iradeye karşı kalkışılan FETÖ ihanet şebekesinin darbe girişimine karşı dimdik durmuş ve milli iradeyi alçaklara teslim etmemiştir.” ifadesini kullandı.

“Akıl ve uzlaşma ile sorunların çözüm yeri milletin evidir, TBMM’dir”

Gazi Meclisin “Gazi” sıfatını hakkıyla kazandığı o gece dost, düşman tüm dünyaya gösterdiğini vurgulayan Yıldırım, bundan sonra da bu tür girişimlere karşı tek yürek olarak karşı koymak, milli iradeyi korumak ve demokrasinin geliştirilmesi herkesin ortak sorumluluğu olduğuna değindi.

O gece istiklale ve istikbale sahip çıkan başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hükümet ve Mecliste grubu bulunan bütün partilerin üyelerine şükranlarını sunan Yıldırım, şöyle devam etti:

“Bu darbenin önlenmesinde şüphesiz en büyük katkı yüce Türk milletinindir. Milletin kararlılığı ve cesareti darbecilere darbe indirmiştir. Yüksek ve hızlı bir değişim sürecinde birlik ve beraberlik içerisinde ülkemizin ve milletimizin beklentisi doğrultusunda demokrasimizi daha da geliştireceğiz. Bu konuda iktidarı, muhalefeti hepimize, bu çatı altında görev yapan hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Toplumsal sorunlar değişerek halkın gündeminde her zaman yer alır. Akıl ve uzlaşma ile sorunların çözüm yeri milletin evidir, TBMM’dir. Bunun gereğini yerine getirmek de bütün bu Mecliste yer alan hepimizin görevidir. Bu Meclis Gazi Meclistir, bu Meclis kahraman bir Meclistir. Böyle bir Meclisin üyesi olarak bu millete hizmet etmek bizim için bir şereflerin en büyüğüdür. Bu anlayışla Türkiye’nin çocuklarına, daha güvenli, demokrasisi daha gelişmiş, hukuk düzeni sağlam temeller üzerine oturmuş bir ülke devretmek için çalışıyoruz. Bu yolda önemli mesafeler aldık almaya devam ediyoruz.”

“Yapılan halk oylamasında milletimiz bu değişikliği onaylamıştır”

Yıldırım, Türkiye’nin nereden nereye geldiği ve hangi badirelerden geçtiğinin unutulmaması gerektiğini bildirdi.

Çok partili hayata girilen 1950’den sonra demokrasiye ilk darbenin 1960’da olduğunu anlatan Yıldırım, 1960’dan bugüne milli iradeye müdahale anlayışının sürekli tehdit olarak hep var olduğuna dikkati çekti.

Yıldırım, 27 Mayıs’ın darbelerin anası olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“27 Mayıs darbelerin anasıdır ve onun getirdiği düzen içinde adeta darbeler süreklilik kazanmıştır. Her 10 yılda bir demokrasimiz saldırıya uğramış yüce Meclis yer yer kapatılmıştır. Darbe sonrası hazırlanan anayasaların demokrasi dışı müdahaleleri önlemediği de tecrübeyle sabit olmuştur. Bunun temel nedenleri anayasanın millet iradesi dışında vesayetçi bir anlayışla hazırlanmış olmasıdır. Bu muhtıra bildiğiniz gibi cumhurbaşkanı seçilme tartışmalarıyla birlikte yine gündeme gelmiştir. Maalesef 2007’de cumhurbaşkanının seçilememesiyle başlayan yeni bir sürece bu Meclis şahit olmuştur. O gün Meclis cumhurbaşkanını seçemediği için bir anayasa değişikliği zorunlu hale gelmiş ve cumhurbaşkanının millet tarafından seçilmesi gerçekleşmiştir. Yapılan halk oylamasında milletimiz bu değişikliği onaylamıştır. Ondan sonra devam eden süreç artık milletin iradesine dışarıdan müdahaleleri önleyecek şekilde bu Meclisin gereken adımları atması olmuştur. En son gerçekleştirilen anayasa değişikliği yüce Meclisimizin milletvekilleri tarafından görüşülmüş ve halk oylamasıyla millete götürülmüştür.

Milletimiz değişiklik yönünde kararını vermiş ve böylece Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin önümüzdeki genel seçimle birlikte devreye girmesi benimsenmiştir. Bu sistemle beraber artık sürekli istikrar ve güçlü iktidar dönemi başlamış, milletin doğrudan yetkilendirdiği bir yürütme tesis edilmiştir. Aynı zamanda yeni değişiklikle birlikte yüce Meclis daha da güçlenmiş ve asli işleri yasama ve denetleme konusundaki görevleri artarak devam edecektir. Bu yapılan değişikliğin ülkemize, milletime hayırlı olmasını dilerken bütün cumhuriyeti bize emanet eden ve cumhuriyetimiz ve bağımsızlığımız için hayatını seve seve veren bütün şehitlerimizi, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere şükranla, minnetle anıyoruz. Hedefimiz, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmaktır. Bunu da bugün 97’nci yıl dönümünü kutladığımız Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın, ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz çocuklara gösterdiğimiz önemin bir göstergesi olarak ifade etmek istiyor ve yüce Meclisi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.”

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER