(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

“Yeni Türkiye” ve de “Devrim”

Referandumun az farkla evet lehine sonuçlanması, iktidar çevrelerinde önce bir şaşkınlık yarattı. “Nerede yanlış yaptık?” sorularını soranlar yüksek sesle konuşmaya başladılar. Bir süre sonra, bir üst ses, bunları bastırdı: “Susun artık, kazandık işte.” Bu yönlendirme üzerine, başarının büyüklüğü ve ihtişamı konusunda tahliller gelmeye başladı. “Yeni Türkiye” sürecinin başladığı, bu anayasa değişikliğinin bir devrim olduğu gibi […]

“Yeni Türkiye” ve de “Devrim”
22 Nisan 2017 - 19:07 'de eklendi ve 520 kez görüntülendi.

Referandumun az farkla evet lehine sonuçlanması, iktidar çevrelerinde önce bir şaşkınlık yarattı.

“Nerede yanlış yaptık?” sorularını soranlar yüksek sesle konuşmaya başladılar.

Bir süre sonra, bir üst ses, bunları bastırdı: “Susun artık, kazandık işte.”

Bu yönlendirme üzerine, başarının büyüklüğü ve ihtişamı konusunda tahliller gelmeye başladı. “Yeni Türkiye” sürecinin başladığı, bu anayasa değişikliğinin bir devrim olduğu gibi tezler öne çıktı.

Tezlerin özeti şu: “Bürokratik ve askeri vesayet yenildi. Artık milletin iktidarı kuruldu. Bundan sonra halkın temsilcileri konuşacak. Bu devrim, içerdeki ve dışarıdaki düşmanlara karşı kazanılmış bir zafer. Ancak tehlike geçmedi. (Hatta, lider etrafında toplanan millet, yeni bir savaş ihtimaline de hazır olmalı. OHAL de bu nedenle çok gerekliydi. Millet tetikte olmalı.)”

Jakoben gelenek

Devrim sözcüğünün yaygınlaşması ve siyasetin gündemine oturması, Fransız İhtilali (1789) ile başlar. “Sovyet İhtilali”yle, sözcük, sosyalist bir boyut kazanır. Bu iki devrim, genelde, “öncü azınlık” teorisine dayanak oluşturur: Aydınlanmış ve bir parti etrafında örgütlenmiş, toplumu değiştirmeye kararlı “öncü grup”; devrimi başlatır. Devrim, “yukarıdan aşağıya” bir yol izler. “Devrimin otoritesi”ni sağlamak için, zor da kullanılır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun zihniyet dünyası da, buradan esinlenir: “Tek parti”, “yukarıdan aşağıya bilinç götürme”, “gerekirse devrimin önündeki engelleri kaldırmak için zor kullanma”…

Tek parti

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, anayasa değişikliğini savunurken, Atatürk dönemine gönderme yaparak, “tek adam” konusunu gündeme getirmişti. Şanssız bir benzetmeydi bu.

AK Parti, kuruluşundan bu yana, “tekçilik” yerine “iştişare”yi, “tek parti” yerine “çoğulculuğu” savunduğu noktalarda toplumda destek bulmuş bir parti. Türkiye’nin demokratikleşme yönünde bir değişime ihtiyacı olduğunu görebiliyoruz. Aşağıdan yukarıya bir değişim gerekliliği var. Yukarıdaki temsilcilerden ziyade, doğrudan millet iradesinin öne çıktığı bir değişim.

“Öncüler” liderliğinde bir “devrim” yapıldığını söylemek, böyle bir tahayülle bugünü açıklamak; bir “daralma” veya “kitlelerden kopuş sinyali” olarak görülebilir. 16 Nisan’ı böyle de okuyabiliriz.

……….

Ressam Arzu Başaran’ın yeni sergisi, Teşvikiye’de 44A Sanat Galerisinde. “Hala Orada” başlıklı etkileyici sergi, 15 Mayıs’a kadar sürecek. Ana teması, katliamlar. (1915 Ermeni, Ruanda ve Bosna…vd.)

311

Oral ÇALIŞLAR

 oralcalislar@gmail.com

 YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları TÜHA Eğitim ve Danışmanlık Şirketi‘ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazı sadece (UHA) Uluslararası Haber Ajansı http://http://www.uhahaberajansi.com  tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

Bunu paylaşınız!

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER