(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Evet söz milletin

    Vesayet odaklarının türlü kumpaslarla karanlığa hapsetmeye çalıştığı Türkiye, en anlamlı direnişini 15 Temmuz’da tankların önündeki dik duruşuyla gösterdi. Unutma…Bugün de pusuda bekleyen demokrasi düşmanlarına asıl tokadın ineceği ve milletin hem iktidar hem de muktedir olacağı tarihe imza atılacak. Haydi sandığa… Türkiye’deki mevcut yönetim sisteminde ortaya çıkan vesayet odakları; bürokrasi, ordu, yargı, medya ve […]

Evet söz milletin
16 Nisan 2017 - 10:44 'de eklendi ve 84 kez görüntülendi.

 

 

Vesayet odaklarının türlü kumpaslarla karanlığa hapsetmeye çalıştığı Türkiye, en anlamlı direnişini 15 Temmuz’da tankların önündeki dik duruşuyla gösterdi. Unutma…Bugün de pusuda bekleyen demokrasi düşmanlarına asıl tokadın ineceği ve milletin hem iktidar hem de muktedir olacağı tarihe imza atılacak. Haydi sandığa…

Türkiye’deki mevcut yönetim sisteminde ortaya çıkan vesayet odakları; bürokrasi, ordu, yargı, medya ve ekonomi dünyasındaki kollarıyla ülkeye yön vermek istedi. AK Parti hükümeti 15 yıldır tek başına iktidar görünse de 13 kez demokrasi dışı vesayet güçlerinin hedefi oldu. 3 Kasım 2002 seçimlerinden zaferle çıkan AK Parti, iktidardaki 68. gününde ilk muhtıra ile karşılaştı. Ancak başta Recep Tayyip Erdoğan’ın dik duruşu ve halk desteği ile yeni 28 Şubat sürecinin yaşanmasına izin verilmedi. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’ye yönelik bugüne kadar yapılan saldırılar ve darbe girişimleri şöyle:

MUHTAR OLAMAZ DEDİLER 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1997’de Siirt’te okuduğu milli mücadeleyi anlatan şiir bahane edilerek belediye başkanlığı görevinden alınarak hapse atıldı. “Artık muhtarlık  bile yapamaz” denildi.  Ama karanlık plan uzun sürmedi. 14 Ağustos 2001’de kurulan AK Parti, 3 Kasım 2002 seçimlerinde iktidar oldu.Siyasi yasağı kaldırılan Erdoğan, 9 Mart 2003’teki ara seçimle milletvekili seçildi, 14 Mart 2003’te de başbakan oldu.

2 AY SONRA MUHTIRA

AK Parti’ye yönelik ilk muhtıra, iktidara geldikten sadece 68 gün sonra verildi. 8 Ocak 2003’teki MGK’da ‘irtica tehdidi’ ile yeterince mücadele edilmediği iddia edildi. Aynı gün medya patronları ve yazarlarıyla bir araya gelen Genelkurmay heyeti, dönemin Başbakanı Abdullah Gül’ün YAŞ kararlarına muhalefet şerhi koymasını eleştirdi. 28 Şubat’ın benzer bir versiyonu 2003’te AK Parti için başlatılmak istendi.

SARIKIZ PLANI 

Askeri vesayet, AK Parti iktidara gelir gelmez hükümeti düşürmenin planlarını yaptı.  Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’e ait olduğu iddia edilen günlüklerinde 2002-2004 yılları arasında dört aşamalı darbe planı yapıldığı ortaya çıktı. Darbe planlarından ‘Sarıkız’ ile ülkede darbe zemini oluşturmak için medya ve yargının kullanılarak siyasi kriz çıkarılmasının amaçlandığı iddia edildi. Ayışığı ve Yakamoz ile darbe sürecinin devreye sokulup tamamlanması, Eldiven ile de darbe sonrası faaliyet ve kurulacak hükümetin planlandığı belirlendi.

VETO ENGELİ

Erdoğan’ın idari, ekonomik ve siyasi reformları gerçekleştirme isteğinin önündeki en büyük engellerden biri de dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer oldu. Sezer öncesi 40 yılda TBMM’ye iade edilen yasa sayısı 99 olurken, Sezer’in tek başına veto ettiği yasa sayısı 73 olarak kayıtlara geçti. Sezer, bu yasaların 64’ünü Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde veto etti.

KARANLIK OLAYLAR

17 Mayıs 2006’da Danıştay saldırısında Mustafa Yücel Özbilgin katledildi. Olay, AK Parti’ye yönelik linç kampanyasına dönüştürüldü. 19 Ocak 2007’de Hrant Dink öldürüldü, 18 Nisan 2007’de Zirve Yayınevi katliamında Hristiyanlık misyonerleri Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel’in boğazı kesildi. ‘Yanlış istihbarat’ ile Uludere’de PKK’lı sanılan 34 kişinin yanlışlıkla öldürüldüğü açıklandı. Olaydan ‘Türk-Kürt çatışması’ çıkarılmak istendi.

 E-MUHTIRA VE 367 KRİZİ

Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı adayı olarak açıkladığı gün, Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi web sitesinden, muhtıra verildi. 27 Nisan 2007’deki bu e-muhtıra ile hükümet hedef alındı. AYM ise TBMM’de Cumhurbaşkanı seçimi için ‘367 milletvekilinin bulunması’ gibi hukuk dışı bir kararla Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı engellenmek istendi.

KAPATMA DAVASI

2008’de başörtüsüne özgürlük getiren AK Parti’ye karşı yargı vesayeti devreye girdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, sahte andıç haberleri olduğu belirlenen ‘google’ belgeleri ile AK Parti’ye kapatma davası açtı. AYM oy çokluğu ile davayı reddetti.

ÇOK YILDIZLI İSTİFA

2011 yılında ise Genelkurmay Başkanı ile birlikte Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri komutanları eş zamanlı istifa etti. Hükümet hızlı adım atıp, yeni atamalar ile kaosu engelledi.

MİT KUMPASI

2012’de Cumhuriyet tarihinin en büyük toplumsal projelerinden biri olan “Çözüm Süreci” vesayet odakları tarafından sabote edildi. Süreç doğrultusunda MİT temsilcilerinin Oslo’da yaptığı görüşmelere ilişkin ses kayıtları internete servis edildi. Bu görüşmeler üzerinden Erdoğan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan hedef alındı.

GEZİ KALKIŞMASI

2013’te Taksim Gezi Parkı’nda bir kaç ağacın kesilmesinin ardından küresel güçlerin desteğiyle çeşitli illerde hükümet karşıtı protestolar yapıldı. Erdoğan’ın kararlı duruşu ile darbe girişimine dönüşen Gezi Olayları amacına ulaşamadı. Ancak ülke ekonomisine milyarlarca dolar zarar verildi.

AYM KISKACI

AK Parti hükümetleri, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) iptalleriyle de sık sık karşılaştı. CHP, 2002 ile 2010 yılları arasında TBMM’den geçen 157 yasayı AYM’ye taşıdı. AYM ise 35 yasayı anında iptal ederken, 70 başvurunun incelenmesi 2010 sonrasına kaldı. CHP ve AYM, bu dönemde güç birliği yaparak AK Parti hükümetini kıskaca aldı.

17-25 ARALIK DARBESİ

FETÖ’nün emniyet ve yargı içindeki uzantıları, 2013 yılında düzmece belge ve montaj ses kayıtlarıyla AK Parti’ye yönelik darbe girişiminde bulundu. Dört bakan hakkındaki asılsız iddialar üzerinden hükümet düşürülmek istendi. Erdoğan, dik duruşu ile hainler amacına ulaşamadı. FETÖ ikinci darbe girişimini de 15 Temmuz’da yaptı ancak milyonlar tarafından püskürtüldü.

15 TEMMUZ YENİDEN DİRİLİŞ DESTANI 

Terör Örgütü FETÖ cuntası Yurtta Sulh Konseyi, 12 Temmuz’da Ankara’da yaptığı toplantında, 16 Temmuz sabahı 03.00’da “Darbe” kararı aldı. Ancak darbede görevlendirilen bir pilot binbaşının ihbarını değerlendiren MİT Başkanı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın görüşme trafiğinden tedirgin olan cunta, darbeyi öne çekerek 15 Temmuz 20.00’da darbeye başladı. Hain suikast timlerinin saldırısından birkaç dakika önce kaldığı otelden ayrılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın televizyonlarda yaptığı çağrının ardından sokaklara dökülen halk, Boğaz Köprüsü ve Kuleli’de olduğu gibi bazen yaylım ateşine bazen de tanklara karşı gövdesini siper ederek darbeye karşı durdu. 15 Temmuz darbe ve Türkiye’yi işgal hareketi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde halk direnişiyle püskürtüldü. Ancak saldırılarda 249 kahraman şehit oldu, 2 bin 183 kişi de yaralandı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile kuvvet komutanları da Akıncı’daki 4. Ana Jet Üs Komutanlığı’na düzenlenen operasyonla kurtarıldı.  Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarının başlattığı soruşturma kapsamında, yaklaşık 100 generalinde içinde yer aldığı 3 bin subay ve asker gözaltına alındı ve toplu fotoğrafları yayımlandı. Gözaltındaki isimler arasında eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti de vardı.

DEMOKRASİ TARİHİNDEKİ KARA LEKELER

Türkiye 15 Temmuz’da halk direnişiyle darbe ve işgal hareketi engelledi ama mili irade için tehlike geçti mi? Sadece AK Parti’nin güçlü halk desteğiyle 15 yılda karşılaştığı 13 darbe girişimi bile, Türkiye’de vesayet sisteminin hala çok güçlü olduğunu ve sistem değişmezse her zaman yeni darbe girişimleriyle karşılaşılabileceğini gösterdi. Türkiye’de İttihat ve Terakki ile başlayan ve 27 Mayıs darbesiyle kurumsallaşan vesayet sistemi hala çok güçlü.  Merhum Başbakan Adnan Menderes’in ‘İktidar olduk ama muktedir olamadık’ sözüyle özdeşleşen, halk oyuyla seçilmiş Meclis, hükümet ve siyasi liderler yerine başka güç odaklarının ülkeyi yönettiği vesayet sisteminin resmini çekmek için, geçmiş yarım asra bakmak yeterli.

– Askeri vesayet ve 27 Mayıs: Halk oyuyla seçilmiş Başbakan Adnan Menderes’in ‘Ülkeyi baskı rejimine götürdüğü’ gibi subjektif bir gerekçeyle TSK yönetime el koydu. Yassıada’daki mahkeme başkanının ‘Sizi buraya tıkan irade böyle istiyor’ sözleri de tarihe kara bir leke olarak geçti. Genelkurmay Başkanı, ‘milli egemenliğe ortak’ yapılarak askeri vesayet sistemi kuruldu. TSK İç Hizmet Kanunu 37 Maddesi ile askere “Cumhuriyeti koruma” görevi verilerek, darbeler için yasal zemin hazırlandı.

-12 Mart Muhtırası:Halkın seçtiği Başbakan Süleyman Demirel, ABD başkanı Richard Nixon’un ‘Haşhaş ekimini yasaklayın’ isteğine uymaması ve sanayi hamleleri için Rusya ile yakınlaşması, 12 Mart’ın temel nedenlerinden biri oldu. Demirel hükümeti düşürüldü. Vesayetin atadığı başbakanlar yıllarca ülkeyi yönetti. Bunlar arasında yer alan Nihat Erim’in “Gerekirse demokrasinin üzerine bir şal örtmeli” sözü vesayet tarafından uygulamaya geçirildi.

-12 Eylül 1980 darbesi: TSK, ‘anarşi ve terör’ gerekçesiyle yönetime el koydu. Darbeci general Kenan Evren, “Darbe için şartların olgunlaşmasını bekledik” sözüyle terörü azdırdıklarını adeta itiraf etti. Meclis fesih edildi, siyasi partiler kapatıldı ve liderleri yasaklı hale getirildi. 27 Mayıs darbesiyle getirilen vesayet kurumlarına MGK ve YÖK de eklendi. MGK, gölge bir kabineye dönüştürüldü.

-l, 28 Şubat süreci: 28 Şubat 1997’de askerlerin yoğunlukta olduğu MGK’da, Necmeddin Erbakan’ın Başbakanlık’ta dini liderlere verdiği iftar yemeği ‘darbe’ gerekçesi gösterildi. Askeri vesayet, bu hükümete darbe tehdidiyle imzalattığı yasal düzenlemeler metniyle hem yürütmeyi hem de yasamayı devre dışı bıraktı. Erbakan hükümeti düşürüldü. İmam hatiplerin orta bölümü kapatıldı. Türkiye, bir generalin ülkenin başbakanına kamuoyu önünde küfrettiği utancına tanıklık etti.

Medya patronları hükümet kurup yıktı

– Laik vesayeti: Anayasa’daki ‘laiklik’ tanımının sınırları zorlanarak, üniversite öğrencilerine başörtüsü yasağı getirildi. Binlerce öğrenci, başörtüsü sorunu yüzünden okullarını yarım bırakmak ya da yurtdışında okumak zorunda kaldı. Fazilet Partisi milletvekili Merve Kavakçı, başörtüsüyle Meclis’e girdiği gerekçesiyle TBMM’den zorla çıkarıldı, vekilliği düşürüldü.

– 27 Nisan Muhtırası :  Vesayet sistemi, devlet organları ve kamu kuruluşlarının yanı sıra özel sektörde de yapılandı. Kağıt üzerinde bir işadamı derneği olan TÜSİAD, ‘tüzüğünün 2. maddesine’ dayanarak 1979 gazete ilanları ve halkın temel gıda ihtiyaçlarını piyasaya sürmeyerek Ecevit hükümetini düşürdü. TÜSİAD, Ecevit hükümetinin düşmesine hemen arkasından da 12 Eylül darbesinin gelmesine zemin hazırlayan ‘Şartları olgunlaştırdı’.

– Vesayetin medya kolu:  Vesayetin medya kolu, Türkiye’de hükümetler düşürüp yenilerini kurdu. Medya patronu Aydın Doğan, evinde ağırladığı ANAP Lideri Mesut Yılmaz’la hükümette yer alacak bakanları bile belirledi. ‘Başkanlık sistemini’ gündeme getiren Turgut Özal’ı ‘Diktatör’ ilan eden Aydın Doğan medyası AK Parti hükümetlerini de baskı altına almak istedi ancak başarılı olamadı.

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER