(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

17-25 Aralık Süreci (5)

  Türkiye’nin içinden geçtiği bir diğer kritik süreç 17-25 Aralık 2013 darbe girişimidir. Devlet kurumlarında kadrolaşan FETÖ/Paralel Devlet Yapılanması bürokrasideki gücünü kullanarak hükümetin istifa etmesini sağlamaya çalışmıştır. FETÖ’nün 17-25 Aralık girişimi yayıncılık alanına oldukça ilginç bir şekilde yansımıştır. FETÖ’ye yakınlığıyla bilinen Kaynak Holding’in sahibi olduğu NT kitap mağazaları zinciri örgütün girişimini gayrimeşru bulan yayınevleri ve […]

17-25 Aralık Süreci (5)
16 Nisan 2017 - 0:00 'de eklendi ve 144 kez görüntülendi.

 


Pelin Çift İle Gündem Ötesi

Türkiye’nin içinden geçtiği bir diğer kritik süreç 17-25 Aralık 2013 darbe girişimidir.

Devlet kurumlarında kadrolaşan FETÖ/Paralel Devlet Yapılanması bürokrasideki gücünü kullanarak hükümetin istifa etmesini sağlamaya çalışmıştır.
FETÖ’nün 17-25 Aralık girişimi yayıncılık alanına oldukça ilginç bir şekilde yansımıştır. FETÖ’ye yakınlığıyla bilinen Kaynak Holding’in sahibi olduğu NT kitap mağazaları zinciri örgütün girişimini gayrimeşru bulan yayınevleri ve yazarların kitaplarına raflarında yer vermemiştir.
Özellikle muhafazakar camia için yayıncılık alanında adeta bir tekel haline gelen NT FETÖ’ye yakın olmayan muhafazakar yayınevlerini de kendi görüşü doğrultusunda etkilemek istemiştir. Yayıncılık sektöründeki gücünü kullanan grup 17-25 Aralık darbe girişimini savunan, meşrulaştıran ve sonrasında paralel yapıyla mücadeleyi eleştiren kitaplar yayımlamıştır.
Bu noktada Ufuk Yayınları’ndan çıkan Emir Büyük Yerden: Paraleli Batırın, Kemalizmden Erdoğanizme, Dün İrtica Bugün Paralel; Zaman Kitap’tan çıkan 14 Aralık Medyaya Darbenin Anatomisi, Yalanlar İftiralar Çarpıtmalar ve
İstihbarat Yalanları ve İftiralar; Kaynak Kültür Yayınları’ndan çıkan Zor Zamanlar, Tescilli Yalanlar ve Alimler ve Zalimler kitapları bu çerçevede zikredilebilir. Örneklerden görülebileceği üzere FETÖ’ye yakın yayınevleri bir yandan kendi tezlerini destekleyecek kitaplar çıkarırken diğer yandan yayıncılığın satış kısmında etkin olmaları nedeniyle diğer yayınevlerini de kendi çizgilerine çekmeye çalışmışlardır.
Neyse ki FETÖ’ye finans kaynağı oluşturan ve yapının siyasi meşruiyetini sağlamasında bir aparat vazifesi gören NT mağazalarına kayyum atanarak, mağazalar büyük ölçüde örgütün propaganda yayınlarından arındırılmıştır. Yeni
yönetimiyle NT “tüm Türkiye’ye hitap edecek, herkesin ihtiyacına en iyi şekilde cevap verecek”noktaya ulaşmak için çabalamaktadır.
Gezi Parkı Şiddet Eylemleri’nden yana tavır alan onlarca kitaptan bahsetmek mümkünken
eylemlere eleştirel bakan sadece birkaç  kitabın çıktığının altı çizilmelidir.
15 Temmuz Darbe Girişimi
15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye hain bir darbe girişimine şahit olmuştur. Yıllarca devlet içerisinde örgütlenen FETÖ askeri bir darbe yaparak devlet yönetimini ele geçirmeye çalışmıştır. Ancak Türkiye tarihindeki daha önceki darbelerin aksine millet meydanları doldurarak bu hain girişimi durdurmuştur.
Tam da bu yüzden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle 15 Temmuz “yeni Türkiye’nin cemresidir.” Henüz 15 Temmuz darbe girişiminin yayıncılık alanındaki etki ve yansımaları hakkında değerlendirme yapmak için erken olsa da ortaya çıkan resim genel eğilimler hakkında önemli fikirler vermektedir.
15 Temmuz’un iki açıdan yayın dünyasına yansıdığını söylemek mümkündür: Birincisi özellikle 15 Temmuz sonrası milletin meydanlara çıkarak FETÖ’nün darbe girişimini engellemesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetiyle yapılan Yenikapı Mitingi’nde muhalefet partilerinin liderlerinin katılmasıyla ortaya çıkan “Yenikapı ruhu” yayıncılığa yansımıştır.
Farklı siyasi pozisyonlardan birçok yayınevi 15 Temmuz’un hafızalarda yer etmesini sağlayacak çalışmalar ortaya koymuştur. İkincisi ise 15 Temmuz ile birlikte 17-25 Aralık sürecinde gördüğümüz FETÖ’cü kitaplar –belki de örgütün yenilmesinin netleşmesiyle birlikte– tarihe karışmış hatta örgüte dair kitaplar birçok şehirde çöplere bırakılmıştır.
15 Temmuz sonrası ilk etapta o gecenin kahramanlarının anlatıldığı duygu yoğunluğu yüksek çalışmalar öne çıkmıştır.
Okçular Tepesi (Erdem Yayınları) ve Bir Millet Direniyor (Doğan Kitap) bu anlamda ilk akla gelen eserlerdir. Bu dönemde Doğan Kitap 15 Temmuz’la ilgili yayımladığı kitaplarla öne çıkmıştır. Grubun bünyesinde çalışan Hande Fırat ve Cüneyt Özdemir’in yanı sıra İlker Başbuğ, Ahmet Zeki Üçok, Saygı Öztürk gibi isimlerin 15 Temmuz’a ve FETÖ’ye dair kitapları da Doğan Kitap tarafından yayımlanmıştır.
Çok satan kitaplarla ön plana çıkan Destek Yayınları Mete Yarar ve Ceyhun Bozkurt’un birlikte yazdığı Darbenin Kayıp Saatleri kitabını, Timaş ise Hekimoğlu İsmail’in Müslüman Darbeci Olamaz, Bahadır Yenişehirlioğlu’nun Kara Güneş kitaplarını basmıştır.
Kapı Yayınları’ndan ise Kemal Sayar’ın Karanlıkta Görmek adlı kitabı çıkmıştır. Ayrıca Timaş yazarlarıyla birlikte darbe karşıtı bir bildiri açıklamıştır. Alfa Yayınları ise Yalçın Akdoğan’ın Asker Sivil İlişkileri ve Kumpastan Darbeye FETÖ kitabını çıkarmıştır.  Profil Yayınları da Cem Küçük, Çetin Acar, Abdurrahman Üzülmez ve Helin Şahin’in kitaplarını yayımlamıştır. Birçok kamu kurumu da 15 Temmuz’un daha iyi anlaşılması için kitaplar çıkarmıştır.

Cumhurbaşkanlığı, Adalet Bakanlığı ve Anadolu Ajansı bu noktada akla ilk gelen kurumlardır. Bu çalışmaların yabancı dillerde de yayımlanması konunun yurt dışında anlaşılması açısından önemli bir boşluğu doldurmuştur. Kamu yararına çalışan bir vakıf olan SETA da yurt dışındaki birçok think tankin yaptığı gibi kitap yayımlamaktadır.

Triumphof Turkish Democracy, Demokrasi Nöbetleri ve Milletin Zaferi 15 Temmuz SETA’nın 15 Temmuz ile ilgili çıkardığı kitaplar arasında yer almaktadır.
Bütün bunlarla birlikte 15 Temmuz sonrası çıkan kitapların içeriği gözden geçirildiğinde öncelikle FETÖ ile ilgili daha önceden yazılan ve hatta bazen basılan çalışmaların tekrar piyasaya sürüldüğü görülmektedir. Bunun yanında FETÖ tehlikesinin 17-25 Aralık 2013’te ve daha erken bir tarih olan 7 Şubat 2012 MİT krizinde anlaşılmış olmasına rağmen yayın dünyasında bu konuyla ilgili hala yeterli ve kapsamlı çalışmalar yoktur.
Görüldüğü gibi Türkiye’nin son yıllarda atlattığı Gezi Parkı Şiddet Eylemleri ve 17-25 Aralık darbe girişiminin ardından çıkan kitapların pozisyonları oldukça nettir. Yayıncılık sektöründe seçilmiş iktidara karşı gayrimeşru girişimlere destek vermekten çekinmeyen hatta bunun için dış dünyada lobi yapan yayınevlerinin önemli
bir ağırlığının olduğu anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte 15 Temmuz darbe girişimi sonrası sektör daha olumlu bir tablo çizmiştir. Bununla birlikte alınacak daha çok mesafe olduğu ortadadır.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Bu çalışmada yayıncılık alanındaki hegemonyanın niteliği üç ana başlık altında incelenmiştir:
Bu hegemonya Türkiye’nin en büyük kitap fuarı olan İstanbul Kitap Fuarı’nın stant ve onur yazarı politikası tercihleri üzerinden değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Daha sonra benzer bir durumun varlığı yerel kitabevlerinin azalmasıyla birlikte sayıları artan yaygın iki önemli kitap satış zinciri üzerinden ele alınmıştır.
Son olarak Türkiye’nin son yıllarına darbe vuran Gezi Parkı Şiddet Eylemleri ve 17-25 Aralık darbe girişiminin yayıncılık piyasasına nasıl yansıdığı basılan kitaplar üzerinden tahlil edilmiştir.

Üzerinden çok fazla zaman geçmemiş olmasına rağmen 15 Temmuz’un yayıncılık piyasasına yansıması da

değerlendirilmiştir. Sonuç olarak yayıncılık sektöründe çok ciddi bir çoğulculuk probleminin olduğu görülmektedir.
Kitapların ortaya çıkış süreci kısa bir zamanda gerçekleşmez.
Güçlü içeriği olan onlarca hatta yüzlerce kitabı yayımlayan bir yayınevi ancak çoğulculuğun gelişmesi noktasında bu sektöre katkıda bulunabilir. Bu da kısa vadede problemin çözümünün beklenmemesi gerektiğini göstermektedir. Dolayısıyla aceleci adımlarla çözümün gelmeyeceğinin farkında olmak gerekmektedir.
Bu bağlamda yayıncılık sektöründe çoğulculuğun sağlanması için şu öneriler getirilebilir:
Yayıncılık sektöründe bugünkü manzara büyük ölçüde devletin tercihlerinin sonucu ortaya çıkmıştır. Bu noktada devlet düzenleyici tedbirler almaktan çekinmemelidir. Yayıncılık piyasasında tekellerin oluşması
önlenmelidir. Bir kurumun bütün kitap üretim zincirine sahip olması engellenmelidir. Kültür Bakanlığı bu konuda düzenleyici rol oynayabilir.
Yayıncılık alanındaki tekeli ve tek sesliliği bozacak yayıncılar başta Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve üniversite kütüphaneleri tarafından desteklenmelidir.
 
Çoğulculaşmaya yardımcı olacak e-kitap ve bireysel yayıncılık teşvik edilmelidir. Tekelleşmeye alternatifler sunan yeni fuarlar (CNR, Ramazan Kitap ve Kültür fuarları vb.) devlet kurumlarınca desteklenmelidir. Bu fuarlar sayesinde alternatif fikirler kendilerini gösterebilmektedir.
Belediyeler ve diğer kurumlara bağlı kültür merkezlerinde popüler olmayan kitap ve yazarlar için çeşitli etkinlikler düzenlenebilir ve yazarlar davet edilebilir.
Farklı fikirlerdeki büyük sermaye grupları yayıncılık sektörüne girmelidir. Zira İş Bankası ve Yapı Kredi gibi bankaların yayıncılık sektöründeki faaliyetlerinin hem sektörü çeşitlendirdiği hem de kaliteyi artırdığı her zaman dile getirilen bir husustur. Bu noktada muhafazakar ve dindar sermayedarlara önemli görevler düşmektedir.
 
Yayıncılık sektörünün daha ileri gitmesi için nitelikli insan kaynağı önemlidir. Özellikle yayınevlerinin üye olduğu birlikler meslek içi eğitimlerle bu konuda öncü rol oynayabilir.
YAZAR HAKKINDA
Mehmet Akif Memmi
2010 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. 2010-2014 yılları arasında yayıncılık sektöründe editör olarak çalıştı. Aynı zamanda İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tarih Bölümü’nde yüksek lisans programına devam eden Mehmet Akif Memmi, 2014 Mart ayından beri SETA’da editör olarak çalışmaktadır.

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER