(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

‘Alman istihbaratının ülkemizde fink attığını kendilerinden dinledik’

    Ömer Halisdemir Üniversitesi Öğretim Üyesi Talas, Alman vakıflarının Türkiye’deki faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Talas, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Alman vakıfları ve dünya genelinde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu olarak isimlendirilen oluşumlara ilişkin bilgi verdi. Sivil toplum örgütü adı altındaki hükümet dışı organizasyonların değişik […]

‘Alman istihbaratının ülkemizde fink attığını kendilerinden dinledik’
12 Nisan 2017 - 0:34 'de eklendi ve 116 kez görüntülendi.

 

 

Pelin Çift İle Gündem Ötesi

Ömer Halisdemir Üniversitesi Öğretim Üyesi Talas, Alman vakıflarının Türkiye’deki faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Talas, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Alman vakıfları ve dünya genelinde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu olarak isimlendirilen oluşumlara ilişkin bilgi verdi.

Sivil toplum örgütü adı altındaki hükümet dışı organizasyonların değişik alanlarda pek çok faaliyeti bulunduğuna işaret eden Talas, “Bu anlamda toplumun kendisi bir örümcek ağı gibi işlev görür. Böyle olunca sivil inisiyatif grupları da sivil örümcek ağı gibi çalışıyor. Gelişmiş toplumlarda bu sivil yapılanmalar çok önemli boşlukları doldurur. Yer yer devletin boşluk bıraktığı alanları doldurmak, yer yer devletin kontrolünde devlet adına birtakım eylemleri daha kolay yapabilmek gibi işlev görürler.” diye konuştu.

“Alman istihbaratlarının ülkemizde fink attığını kendilerinden bile dinledik”

Talas, Alman vakıflarının, Hitler zamanından beri Almanya’nın dünyada ve Türkiye’de politik yönlendirme için çabaları bulunduğuna işaret ederek şunları söyledi:

“Yani İkinci Dünya Savaşı esnasında Türkiye savaşa girmemekte ısrar etti, Almanya savaşa çekmek için her türlü yolu denedi. Türkiye’yi savaşa çekemeyince bu sefer Türkiye’yi milli düşman ilan etti. O zamandan kalma Türkiye’ye milli kinleri var. İkinci Dünya Savaşı’na biz yanlarında girmiş olsaydık sanki farklı sonuç alacaklarmış gibi bir tutum içerisindeler. Bugün Almanların Türkiye’ye karşı tutumu, geçmişten bağımsız değildir. Bugünkü şansölyeler, dünya kamuoyuna karşı her ne kadar ırkçılık karşıtıymış gibi görünseler de hepsi Hitler’in bakiyesi niteliğinde. Dolayısıyla onların kurduğu örgütsel yapılar ve Alman istihbaratlarının ülkemizde fink attığını kendilerinden bile dinledik. Bunların hiçbirisi rastlantı değildir.”

“Referandum sonuçlarını etkilemeye çalışıyorlar”

Avrupa Birliği’nin çöküş süreci içerisine girdiğini aktaran Talas, şöyle konuştu:

“Avrupa Birliği çöküş içerisindeyken biz uzun süre istikrarlı bir dönemden dolayı bir gelişme ivmesi yakaladık. Bütün dünya kamuoyunun üzerimize çullanmasına rağmen, etrafımız ateş çemberi iken burada bir istikrar unsuru olmamız da önem arz ediyor. Bu durumun uzunca süre devam etmesi, rakip kategorisindeki ülkeleri, bence rahatsız ediyor. Avrupa Birliği’ndeki Almanya’nın çekirdeğini oluşturduğu yapının da tutumlarının bundan bağımsız olduğunu düşünmüyorum. O örgütlerin Türkiye’ye yönlendirilmesi de bizzat devletlerinin istihbaratlarının marifetidir diye düşünüyorum.

Özellikle Alman vakıflarının son dönemdeki hamlelerini görmeden doğrudan hüküm veremeyiz ama görünen o ki referandum sonuçlarını etkilemeye çalışıyorlar. Öyle bir görüntü var. Bu bir satranç hamlesi niteliğindedir. Dünyada zaten büyük güçler, küresel güçler satranç hamlesi gibi siyaset yapar ve düşünürler. Bazen bir adım geri çekilirler, bir iki adım ileri gitmek için bazen yerlerinde dururlar, karşının hamlesini beklerler. Bu tür durumlardan dolayı satranç hamlesini anlayabilmek için biraz daha gözlem yapmak gerekiyor. Hangi yönde Türkiye’yi etkilemek istediklerinden emin değiliz. Ne yapmaya çalıştıklarını bilmiyoruz ama referandumu etkileyip de daha sonrasında da ülkemizin politikaları üzerinde hak sahibi olmayı kendileri için bir görev görüyorlar. Özellikle AB süreci ile bütün politikayı kontrol altına almışlardı. Daha sonradan Avrupa Birliği ile ilgili kendi isteksizliklerine bizim toplumumuzun da isteksizlikleri etkilenince oradan güç elde etme imkanlarını kaybettiler.”

Küresel aktörlerin güçlerinden vazgeçme gibi bir durumlarının söz konusu olmadığına dikkati çeken Talas, Alman vakıflarının çalışmalarının da bu kapsamda olduğunu kaydetti.

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER