(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na hodri meydan! ‘Bu iş yürek işi, yürek. Lafla olmuyor’

  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Hani ya Kılıçdaroğlu sen diyordun ki ‘Bu ülkede darbe olsa tankın üzerine ilk defa ben çıkarım’. Bak orada duran tanklar vardı, birisinin üzerine çıksaydın da oradan bir resim çektirseydin ve bugünün belgesi olsaydı nasıl olurdu? Bu iş yürek işi, yürek. Lafla olmuyor bu’ dedi. Erdoğan, İstasyon Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış […]

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na hodri meydan! ‘Bu iş yürek işi, yürek. Lafla olmuyor’
09 Nisan 2017 - 0:16 'de eklendi ve 172 kez görüntülendi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Hani ya Kılıçdaroğlu sen diyordun ki ‘Bu ülkede darbe olsa tankın üzerine ilk defa ben çıkarım’. Bak orada duran tanklar vardı, birisinin üzerine çıksaydın da oradan bir resim çektirseydin ve bugünün belgesi olsaydı nasıl olurdu? Bu iş yürek işi, yürek. Lafla olmuyor bu’ dedi.

Erdoğan, İstasyon Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış töreninde, yaklaşık bir yıllık aranın adından tekrar Adanalılarla beraber olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Adana’nın ilçelerinden, mahallelerinden gelenleri selamlayan Erdoğan, “Nasılsınız gadasını aldıklarım?” diye sordu.

Programa katılmak için Kozan’dan kent merkezine gelen vatandaşları taşıyan bir otobüsün İmamoğlu çıkışında kaza yaptığını dile getiren Erdoğan, kazada 3 kişinin hayatını kaybettiğini, 20 kişinin yaralandığını belirtti. Erdoğan, “Ne kadar hassasiyet gösterirsek gösterelim, bazen kazaların önüne geçmek mümkün olmuyor. Kazada hayatını kaybeden kardeşlerime Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm Adanalılara başsağlığı diliyorum. Aynı kazada yaralanan kardeşlerime Rabbimden acil şifalar niyaz ediyorum.” şeklinde konuştu.

Tarih boyunca Türkiye’nin başının ne zaman dara düşse ilk ayağa kalkan yerlerden birinin Adana olduğunu ifade eden Erdoğan, “Anadolu’da Kurtuluş Savaşı yeni başlamışken, ‘Adana’ya gavur gelmiş.’ diye ayağa kalkan bu şehrin yiğitleri düşmanı dize getirmişlerdir. Toroslar gibi heybetli, Çukurova gibi bereketli, Akdeniz gibi vakur duruşuyla delikanlılığın kitabını yazmış insanlarıyla Adana’nın karşısında kim durabilir? Fransız ordularını, Ermeni çetelerini bu topraklara geldiklerine, geleceklerine pişman eden Adana, bugün de istikbal mücadelemizin en ön safında yer alıyor.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adana’nın, terörle mücadelede son iki yılda 72 şehit verdiğini belirtti. Bu sırada alandaki vatandaşların, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez.” sloganları üzerine Erdoğan, “Eyvallah, zaten Rabbim müjdeyi veriyor.” karşılığını verdi.

– “Bu FETÖ alçaklarını onlar çıldırttı”

“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Onlar diridirler ancak siz bilemezsiniz.” ayetini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Böyle inandıkları için zaten 15 Temmuz’da bizim gençlerimiz, hanım kardeşlerimiz, yaşlılarımız F-16’lardan kaçtı mı? F-16’ların, tankların, topların üzerine üzerine gitti mi? Bakıyorsunuz bir hanım kardeşimiz, hiç yılmadan tankın üzerine gidiyor. Onlar zannediyor ki ‘Hanım olduğu için korkar’. Onlarda Nene Hatun yüreği var, onlar korkmaz. Onlar, bunları çıldırttı zaten. Bu FETÖ alçaklarını onlar çıldırttı. 249 şehidimiz, 2 bin 193 yaralımız, gazimiz oldu ama bu ülke, vatan o alçaklara teslim edilmedi. Allah’ın izniyle bundan sonra da teslim edilmeyecek. Aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.”

15 Temmuz darbe girişiminde, Ankara Gölbaşı’nda 6, İstanbul’da bir Adanalı’nın şehit edildiğini hatırlatan Erdoğan, tüm şehitlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.

Erdoğan, Adanalı’nın, acısını yüreğine gömüp, vatan hizmetine devam ettiğinin altını çizdi.

Adana yöresine ait, “Şu Kışlanın Kapısına” türküsünün bir kısmını okuyan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ölümü Allah’ın emri olarak, bunu gören Adanalı’nın sitemi, sadece ayrılığa olmuştur. Biz de Adanalı gençlerimiz, bir daha sevdiklerinden ayrı kalmasınlar diye terör örgütlerinin kökünü kurutmanın çabası içindeyiz. Artık sivrisineklerle değil, doğrudan bataklıklarla uğraşıyoruz. Bunun için mücadele alanımızı, sınırlarımızın dışına uzanacak şekilde genişletiyoruz. Artık Tendürek Dağları’nda, Gabar’da, Cudi’de, Bestler Dağları’nda yetmez dedik. Cerablus’ta, Rai’de, Dabık’ta, Bab’da, orada artık Türk askeri, Özgür Suriye Ordusu ile beraber mücadelesini sürdürdü. PKK’sıyla, YPG’siyle, DEAŞ’ıyla, FETÖ’süyle tüm terör örgütlerine karşı tarihimizin en büyük mücadelesini yürütüyoruz. Hamdolsun silahlı kuvvetlerimizle, polisimizle, güvenlik korucularımızla dağ taş her yerdeyiz. Teröristlere göz açtırmıyoruz, açtırmayacağız.”

Erdoğan, Türkiye’nin, terör örgütlerinin saldırılarına en çok siyasi istikrarın bozulduğu dönemlerde uğradığını, terör örgütlerinin o dönemlerde “sırtlan gibi ortaya çıkıp hırlamaya” başladıklarını vurguladı.

1970’li ve 1990’lı yılların karanlık günlerinin de böyle olduğunu hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra ortaya çıkan birkaç aylık belirsizlik döneminde yaşananları unutmadınız değil mi? Terör örgütünün çukur eylemleriyle Kürt kardeşlerimize nasıl eziyet çektirdiklerini, kanallar, çukurlar açarak, evlerin altında adeta şehirler açarak, ülkemizi bölmeye nasıl çalıştığını unutmadınız değil mi? Aynı dönemlerde DEAŞ’ın büyük şehirlerimizi nasıl kana ve ateşe boğmak istediğini unutmadınız değil mi? Bu katil sürüleri, başarılı olmayınca 15 Temmuz 2016’da FETÖ ihanet çetesini devreye sokup, darbeye teşebbüs ettiler. Hamdolsun, milletimizle bir olduk, iri olduk, diri olduk, beraber olduk, hep birlikte Türkiye olduk.

Şimdi 16 Nisan’da oylanacak anayasa değişikliğiyle amacımız, ülkemizi bu tür tehditler karşısında daha güçlü hale getirecek bir yönetim sistemine geçmektir. Adana, Türkiye bir daha böyle karanlık günler yaşamasın diye 16 Nisan’da ‘evet’ diyor mu? Adana, ülkemizin terör örgütlerine karşı verdiği mücadeleyi güçlendirmek için 16 Nisan’da ‘evet’ diyor mu? Adana, güçlü Türkiye için ‘evet’ diyor mu? Adana, büyük Türkiye için ‘evet’ diyor mu? Adana, müreffeh Türkiye için ‘evet’ diyor mı? Adana istikrarlı Türkiye için ‘evet’ diyor mu? Allah’ına kurban Adana.”

Türkiye’nin öncelikle kendi güvenliğini sağlamanın çabasında olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Çok sabrettik. Gaziantep’e girdiler. Bir düğün merasiminde, kına merasiminde 53 kardeşimizi öldürdüler. Sabır, sabır dedik. ‘Giriyoruz’ dedik ve Cerablus’a girdik” diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye’nin Suriye ile 900 kilometre sınırı olduğuna dikkati çekerek, “Sınırı olmayan ülkeler burada. Ne diyorlar? ‘Bizi çağırdılar da gittik’. Çağrıldığınız her yere gitmeye mecbur değilsiniz. Bu adam katil Esed’dir. Bu adam devlet terörü uyguluyor. Teröristlerin davetine ne zamandan beri icabet ediliyor? Neredeyse 1 milyona yakın insanı bu katil Esed bugüne kadar ne yazık ki öldürdü. Bu insanların günahı neydi? Senin vatandaşın. Bunları öldürdü. Bunlar eli silahlı teröristler değildi ama bu katil Esed bunları yaptı.” diye konuştu.

Tehditler sınırların dışından geldiği için mücadeleyi oralara taşımak zorunda kaldıklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Onun için Kandil’e gittik. Tabii bu ülkelerde yaşayan insanlarla bin yıllık kardeşliğimizi unutmuyoruz. Adana yanı başındaki Suriye’de çocuklar, masumlar, kimyasal, konvansiyonel silahlarla katledilirken başını arkaya çevirip bunları görmezden gelebilir mi? Rejimin tehdidinden kaçarak kendisine sığınan kardeşlerine yıllarca ev sahipliği yapan Adana yeni zulümlere rıza gösterebilir mi? Rabbim bizi böyle felaketlerden korusun. Hamdolsun Türkiye kendi güvenliğini kendisi sağlayacak, bununla kalmayıp kendisine el uzatan tüm kardeşlerine yardım edecek imkanlara sahiptir. Adana türküsünde ne diyor? ‘Kadir mevlam senden bir dileğim var. Beni muhannete muhtaç eyleme, eğer muhannete muhtaç eylersen kara topraklara gark eyle beni’ diyor.

Adana, muhannete muhtaç olmaktansa kara toprağa girmeyi tercih eden yiğitlerin şehridir. Adana, 16 Nisan’da ‘evet’ diyerek istiklaline ve istikbaline sahip çıkıyor mu? Adana, 16 Nisan’da ‘evet’ diyerek çocuk katillerine de mesaj veriyor mu? Adana, 16 Nisan’da ‘evet’ diyerek kimyasal silahlarla, varil bombalarıyla, konvansiyonel silahlarla yapılan bütün bu katliamlara pel pel bakanlara dersini veriyor mu? Maşallah Adana’ya da zaten bu yakışır. Biz, beşer planında hiçbir gücün önünde eğilmedik. Biz sadece Rabbimizin önünde rükuda, secdede eğiliriz. Başka asla.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan’da sandıkların “evet”le patlamasının ardından yeni bir dönemin başlayacağını, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin Türkiye’nin kalkınması, gelişmesi, büyümesi için ihtiyacı olan istikrar ve güven iklimini güçlendireceğini kaydetti. Yeni sistemde Türkiye için söyleyecek sözü olan, millete vereceği hizmeti olan herkese yarışa girme imkanı getirildiğini, cumhurbaşkanlığı adaylığını sadece partilere ve milletvekillerine bırakmadıklarını, tarihte ilk defa milletin doğrudan, seçim zamanı geldiğinde, 100 bin imza ile cumhurbaşkanı adayı gösterebileceğini belirten Erdoğan, “Bundan daha demokratik, adil bir yarış olabilir mi?” diye sordu.

– “Şehitlerimizin katillerini affetme yetkim yoktur”

Alanda bulunanların “idam” sloganı atması üzerine Erdoğan, bu konudaki düşüncelerini söylediğini anımsattı. Erdoğan, “Ne dedim? 16 Nisan aynı zamanda idamla ilgili yasal düzenlemenin gündeme geleceği bir gündür. Sayın Kılıçdaroğlu ne diyor? ‘Ben de idamdan yanayım’ diyor. Sayın Bahçeli zaten düşüncesini açıkladı. İdamdan yana. Sayın Yıldırım da aynı şekilde düşünüyor. Meclisten geçtiği anda bilesiniz ki cumhurbaşkanınız olarak ben bunu onaylarım. Çünkü şehitlerimizin katillerini affetme yetkim yoktur. Asla böyle bir şey olamaz. Onun için diyorum ki 16 Nisan bir kırılma çizgisidir. Madem ki Kılıçdaroğlu da böyle diyor. Yani George, Hans, Helga ne der bizi bunlar ilgilendirmez. Bizi Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin, Ayşe, Fatma, Hatice ne der, Allah ne der o ilgilendirir.” değerlendirmesini yaptı.

– “Cumhurbaşkanı hükümeti, milletvekilleri Meclisi çalıştıracak”

Artık 5 yılda bir iki sandığın milletin önüne geleceğini, birisinin cumhurbaşkanlığı, diğerinin de milletvekilliği sandığı olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:

“Bu iki sandıktan birisinden cumhurbaşkanı yüzde 50+1 oy almak kaydıyla çıkacak, diğerinden de milletvekilleri çıkacak. Senatör yok bizde. Tek kamaralı bir sistem ama bunu maalesef ana muhalefet halen anlamış değildir. Cumhurbaşkanı hükümeti çalıştıracak, milletvekilleri Meclisi çalıştıracak. Olay bu kadar açık. ‘Meclis diye bir şey kalmayacak’ diyor. Ayıptır. ‘Geldiği gibi Meclisi de feshedecek’ diyor. Cumhurbaşkanının Meclisi fesih yetkisi yok. Yalan söyleme. Her şey ortada. Tam aksine parlamento gerek denetlemede gerek yasama organı olarak yasal düzenlemeler yapmada daha güçlü hale gelecek.

Şu anda beni ihaneti vataniyenin dışında hiçbir suçtan kişisel olarak asla Yüce Divana gönderemezler. Fakat, bu düzenleme ile kişisel suçlarda da belli oranda Meclisten alınacak oyla beni Yüce Divana gönderebilirler. Şimdiki dönem böyle. Bu nedir? Güç katıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hani Meclis feshedilmişti? Bunları Meclis yapıyor. Yasal düzenlemelerin tamamı Meclise ait. Cumhurbaşkanı yasal düzenleme yapamaz. Sadece bütçe kanunu, Cumhurbaşkanı tarafından teklif edilir, Meclis kabul etmezse bir önceki yılın bütçesi yeni dönemde TEFE, TÜFE vesaire uygulamasıyla devreye girer. Yalan söyleme. Artık öğren bunları. Meclis hükümetin işine karışmayacak, hükümet Meclisin işine karışmayacak. Böylece geçmişte ülkemize çok ağır bedelleri olan tartışmaların, kavgaların, çekişmelerin de önüne geçmiş oluyoruz.” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, katıldığı bir programdaki sözlerini meydandakilere dinleten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Ey Kılıçdaroğlu, işte bu kavga olmasın diye Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığı birleştiriyoruz, anladın mı? Yalanın ölçüsü ve freni olmadığı için hızlarını alamayıp işi Meclisi, muhtarlıkları, lokantaları kapatacağımızı söylemeye kadar vardırıyorlar. ‘Muhtarlıkları da kapatacakmış.’ Bir defa Cumhurbaşkanı nasıl seçilerek geliyorsa muhtar da seçilerek geliyor. Dolayısıyla kararnameyle muhtarı kapatamazsın. Çünkü yasa, kararnamenin üstündedir, anayasa hepsinin üstündedir. Peki kararname nerede devreye girer? Bir boşluk var, Cumhurbaşkanlığı bununla ilgili bir kararname hazırlar. Eğer bu kararnameyi Meclis beğenmediyse, kabul etmediyse bu kararnameyi de iade edebilir. Her şey ortada. Güç kimde? Parlamentoda. Ama bunu anlatmaktan çekiniyor. Neymiş? ‘Lokantaları kapatacakmış.’ Ya çok ayıp. Bu ülkede lokantaları kapatıp milletimizi Adana kebabından mahrum bırakacak adamın alnını karışlarlar alnını. Böyle saçmalık olur mu? Hani ‘Ağzı olan konuşuyor’ derler ya. Bunlarınki de tam o hesap. Sadece ağızları olduğu için konuşuyorlar. Ama ne söylediklerinin farkında değiller. Biri çıkıyor, ‘evet’ diyenleri İzmir’e dökmekten bahsediyor. İzmir’den denize dökecekmiş. Öteki çıkıyor, 15 Temmuz’a ‘kontrollü darbe’ diyor. İşte bu kadar kontrolü yitirmiş durumdalar. Zerre kadar sende onur varsa, zerre kadar haysiyet varsa çık, dosyalarını, belgelerini ver yargıya, yargı gereğini yapsın.”

– “Tankın üstüne çıksaydın da bir resim çektirseydin”

Darbe girişimi sırasında gece saat 2.30-3.00 civarında İstanbul Atatürk Havalimanı’na indiğini anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“F-16’lar, helikopterler üzerimden uçuyor. Bütün vatandaşımla, halkımla orada bütünleşiyorum. Valimiz, 1. Ordu Komutanımız, onlarla hemen bir dar toplantı yapıyorum. Bana diyorlar ki ‘Az önce buradan Kılıçdaroğlu geçti’. Nereye? ‘Nereye gittiğini bilmiyoruz’. 11 buçukta falan geçmiş. Sonra öğreniyoruz ki Bakırköy Belediye Başkanı’nın evine gitmiş. Hani ya Kılıçdaroğlu sen diyordun ki ‘Bu ülkede darbe olsa tankın üzerine ilk defa ben çıkarım’. Bak orada duran tanklar vardı, birisinin üzerine çıksaydın da oradan bir resim çektirseydin ve bugünün belgesi olsaydı nasıl olurdu? Bu iş yürek işi, yürek. Lafla olmuyor bu. Çıkmış şimdi televizyonlarda utanmadan şunu söylüyor; ‘Sayın Cumhurbaşkanı Marmaris’ten hareket ettiği zaman bana haber verseydi, ben de o zaman oraya gelirdim.’ İnsaf, insaf. Ben, 7 Ağustos Yenikapı buluşmasında onu davet ettim. Çok enteresandır ve katılamayacağını bildirdi özel kalemime. Daha sonradan nasıl olduysa baskı, baskı, baskı, Cumartesi Yenikapı buluşması, Cuma günü geleceğini bildirdiler. Baskılara dayanamadı. Sen busun. Dürüstlük yok. İşte onun için diyorum ki şimdi yalancının mumu yanıyor. Nereye kadar? 16 Nisan’a kadar bu mum yansın, 16 Nisan’da bu mumu milletçe söndürelim.

Milli iradeye saygısı olmayan, her fırsatta millete hakaret eden bu zihniyet, 16 Nisan’da bir kez daha hüsrana uğrayacaktır. Adana, 16 Nisan’da ‘evet’ diyerek bu kontrolsüz yalancılara dersini vermeye hazır mı? Adana 16 Nisan’da ‘evet’ diyerek cumhurbaşkanını seçerken hükümeti de sandıkta kurmaya hazır mı? Adana 16 Nisan’da ‘evet’ diyerek milletvekillerini sadece asli işlerini yapmak üzere Meclise göndermeye hazır mı?”

Türkiye’yi 3 kat büyüttüklerini belirten Erdoğan, eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette ve ulaşımda yapılanların bunu ortaya koyduğunu söyledi.

Merhum gazeteci Savaş Ay’ın, SSK hastaneleriyle ilgili yaptığı ve dönemin SSK Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı programın bir bölümünü izleten Erdoğan, “Buyrun, şimdi de bizim dönemimiz. Adana Şehir Hastanesi, bin 550 yataklı. Biz buyuz. Bizim farkımız bu. İnşallah çok kısa bir zamanda bu hastanemizi Adana’ya kazandırıyoruz. Fark bu. Niye? Adanalı’ya bu yakışır da onun için.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“İnsanca yaşamanın erdemine ulaşacağız. İşte kısa bir süre önce Mersin’e açtık. İnşallah şimdi şu gördüğünüz Adana Şehir Hastanesi. Bunlar benim aşkımdı, bunlar benim derdimdi. Allahıma hamdolsun şimdi bunlar hayata geçiyor. Hayata geçtikçe mutu oluyorum. Çünkü benim vatandaşım, ‘Allah bu hükümetten razı olsun’ veya ‘Bu Erdoğan kulundan Allah razı olsun’ demeleri var ya, bu bize yeter. Onun için bizim tek derdimiz var, hoş bir seda bırakmak. Nerede? Bu kubbede. Derdimiz bu.”

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER