(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

ABD’nin Esed’in üssünü vurmasına hükümetten ilk tepki

    ABD’nin Esed’in üssünü vurmasıyla ilgili konuşan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ‘Üssün vurulması önemli ve anlamlıdır.’ dedi. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ABD’nin Suriye’de rejime ait üsse hava saldırısı düzenlemesine ilişkin, “Cumhurbaşkanımızın da açıkça ifade ettiği gibi biz sadece laf değil icraat görmek istiyoruz. Bu anlamda Amerika Birleşik Devletleri tarafından oradaki askeri üssün vurulması, yani […]

ABD’nin Esed’in üssünü vurmasına hükümetten ilk tepki
07 Nisan 2017 - 11:00 'de eklendi ve 108 kez görüntülendi.

 

 

ABD’nin Esed’in üssünü vurmasıyla ilgili konuşan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ‘Üssün vurulması önemli ve anlamlıdır.’ dedi.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ABD’nin Suriye’de rejime ait üsse hava saldırısı düzenlemesine ilişkin, “Cumhurbaşkanımızın da açıkça ifade ettiği gibi biz sadece laf değil icraat görmek istiyoruz. Bu anlamda Amerika Birleşik Devletleri tarafından oradaki askeri üssün vurulması, yani kalkıp sivillerin üzerine ateş eden, muhtemelen kimyasal silahları sivillerin üstüne atan o askeri üssün vurulması önemlidir, anlamlıdır. Ama uluslararası camia, Esed rejiminin bu barbarlığına karşı tavrını çok net bir şekilde sürdürmelidir. Ta ki Esed rejimi artık halkına zarar veremez hale gelebilene kadar. Dolayısıyla bunu olumlu karşılıyoruz ama bunun sonunun gelmesinin ve Esed rejiminin tamamıyla uluslararası alanda cezalandırılmasının şart olduğunu düşünüyoruz..” dedi.

Kurtulmuş, FOX TV’de İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat programına katılarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

ABD’nin Suriye’de rejime ait üsse hava saldırısı düzenlemesini değerlendiren Kurtulmuş, Suriye’deki iç savaşın ilk 3 yılının iç savaşken, daha sonra vekalet savaşları şeklinde geliştiğini dile getirerek, “Neredeyse her ülke oradaki silahlı başka gruplar üzerinden kendi Ortadoğu politikasını en iyi şekilde realize etmeye çalıştı. Çok acımasız bir savaş. Daha evvel Esed rejiminin kimyasal silahlar kullandığı kanıtlandı. Uluslararası alanda çok propaganda yapıldı, yayınlar yapıldı, ama maalesef uluslararası camia yeterli bir tepki göstermedi.” diye konuştu.

Kurtulmuş, rejimin ilk kez kimyasal silah kullanmadığını ifade ederek, şunları söyledi: “Bu sefer de çok rahatlıkla kimyasal silah kullandı. Meselenin bir de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafı var. Yani herhangi bir konu konseye gittiği zaman konseyde sizin dayınız, arkanız varsa, işte Rusya en son oturumda ciddi bir şekilde Suriye’ye destek vermiş oldu. Dolayısıyla uluslararası bir yaptırım, BM yaptırımı şimdiye kadar uygulanmadı, 3 gün geçmesine rağmen. Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkça ifade ettiği gibi biz sadece laf değil icraat görmek istiyoruz. Bu anlamda ABD tarafından oradaki askeri üssün vurulması, yani kalkıp sivillerin üzerine ateş eden, muhtemelen kimyasal silahları sivillerin üstüne atan o askeri üssün vurulması önemlidir, anlamlıdır. Ama uluslararası camia, Esed rejiminin bu barbarlığına karşı tavrını çok net bir şekilde sürdürmelidir. Ta ki Esed rejimi artık halkına zarar veremez hale gelebilene kadar. Dolayısıyla bunu olumlu karşılıyoruz ama bunun sonunun gelmesinin ve Esed rejiminin tamamıyla uluslararası alanda cezalandırılmasının şart olduğunu düşünüyoruz.”

Suriye’de büyük kısmı sivil olmak üzere 650 bin kişinin öldüğünü, Hama, Halep, Humus, Şam’ın yerle bir edildiğini, tarihin yok olduğunu, bir milletin on yıllar boyunca ayağa kalkmayacak şekilde tarumar edildiği anlatan Kurtulmuş, “Bir an evvel Suriye’de önce Esed rejiminin bu barbarlığının durdurulması lazım. Bir an evvel Suriye’de başlatılmış olan barış sürecinin hızlandırılması ve empoze edilmiş bir barış değil, Suriye’de bu kadar acı çeken halkın bütün kesimlerinin kabul edebileceği adil bir barışın, kalıcı bir barışın sağlanması şarttır. Ümit ederim ki ABD’nin bu operasyonu barışın sağlanmasına da katkı sağlar. Esed rejiminin artık bu barbarca adımları atmasının önüne geçer ve barış sürecinin teşvik edilmesini sağlar.” değerlendirmesini yaptı.

Numan Kurtulmuş, şu anda Suriye’nin neredeyse dünyanın bütün büyük ordularının bulunduğu bir yer olduğuna değinerek, “Üssü vururken Ruslara haber veriyor, ‘Oradaki Rus uzmanları çekin’ diyor. Ruslar öncesinde ‘Eğer herhangi yabancı güç burada havalanırsa onları vururuz.’ diyor. Rus uçakları, Amerikan uçakları var, karada birçok ülkenin danışman, uzman görüntüsü altında çok sayıda silahlı gücü var. Böyle baktığımız zaman, eğer biraz daha böyle devam etsin her vekalet savaşının bir sınırı var. Bence Suriye’deki vekalet savaşlarının sonuna gelinmiştir. Eğer bu savaş sürdürülmeye devam ederse ABD ve Rusya çatışma noktasına gelir, diğer ülkeler çatışma noktasına gelir. Ülkelerin kendi milli menfaatleri de silahlı gruplar, terör grupları üzerinden buradaki durumu teşvik etmek, daha fazla sürdürmek değil, bir an evvel barışın sağlanması olması gerekir.” diye konuştu.

Her halükarda halkına karşı barbarca tavır gösteren bu yönetimin bir şekilde dizginlenmesi, durdurulması gerektiğine işaret eden Kurtulmuş, Türkiye’nin senelerdir bir güvenli bölge meselesini dile getirdiğini hatırlattı.

Kurtulmuş, 8 milyon Suriyelinin Türkiye’de, Ürdün’de, Lübnan’da, diğer ülkelerde ve bir bölümünün de ülke içinde göçmen durumunda bulunduğunu kaydederek, şöyle konuştu: “Dolayısıyla belli bölgelerin, örneğin şu anda Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonu yaptığı bölge daha da geniş bir şekilde ele alınırsa, en azından o bölgenin güvenli bölge haline getirilmesi mümkündür. Ama güvenli bölge haline getirmek için de BM’nin garanti vermesi lazım. Yani insanları oraya toplayacaksınız, Allah muhafaza Bosna Hersek’te olduğu gibi, Srebrenitsa katliamında olduğu gibi sizin BM olarak güvenli bölge ilan ettiğiniz yere gelir birileri katliam yapar ya da yukarıdan bomba atarlarsa, bunun hesabını kimse veremez. Suriye’deki sorunun hızlı çözümüne katkıda bulunacak önemli hususlardan birisi de güvenli bölgenin bir an evvel inşa edilmesi ve BM tarafından garanti altına alınmasıdır.”

“Trump döneminde bunu daha olası görüyor musunuz?” sorusuna da Kurtulmuş, “Öyle görünüyor. Amerikalılar uzun süre kararsız kaldı. Hem Suriye rejimine müdahale etmek konusunda hem ılımlı, makul muhalefeti desteklemek konusunda hem de güvenli bölge gibi en azından insani olarak bir nefes aldıracak tedbirler konusunda Amerikan hükümeti bir öyle bir böyle gitti. Obama döneminde öyle böyle gitti. Bunun bölgeye hiçbir katkısı olmadığı gibi Amerikalıları da tam bir çıkmaza soktu. Şimdi burada güvenli bölge konuşulabilecek, makul çözümlerden birisidir. Savaşı durdurmaz güvenli bölge, ama en azından savaşın halk üzerindeki zararlarını aza indirmek için önemli bir tedbir olur.” yanıtını verdi.

– “Suriye savaşında Ruslar sonuç itibarıyla kazanan taraflardan birisi oldu”

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ABD’nin, Avrupa ülkelerinin, uluslararası koalisyon içindeki ülkelerin ellerinde nasıl bir Suriye politikası olacağına ilişkin açık bir planı olmadığını dile getirerek, şöyle devam etti: “Buna mukabil örneğin Ruslar, Suriye’de ne yapacaklarını çok iyi biliyorlardı ve Suriye savaşında Ruslar sonuç itibarıyla kazanan taraflardan birisi oldu. Esed rejimi de tamamıyla Ruslara ve bölgesel olarak da İran’ın gücüne dayanarak, orada bir takım politikalar icra etti. 65. hükümetle birlikte ısrarla üzerinde durduğumuz husus şu. Biz, bu bölgede dostlarımızı artırmak, düşmanlıklarımızı azaltmak durumundayız. Bunun önemli ayaklarından birisi Suriye politikasıdır. Vekalet savaşı uzun yıllar devam edemez. Devam ederse maliyeti çok daha büyük olur, bölgesel bir savaşın belki de küresel bir savaşın fitilini ateşlemesi durumu ortaya çıkabilir. Burada sorunu çözebilmek için tarafların yakınlaştırılması lazım. Türkiye’nin 2 başarılı adımı olmuştur bu süreçte. Bunlardan birisi Fırat Kalkanı Operasyonu’dur. Fırat Kalkanı Operasyonu ile Cumhurbaşkanımızın tabiriyle kendi göbeğimizi kendimiz kestik ve Türkiye’ye yakın bölgede, terör örgütlerinin Türkiye’ye zarar vermesinin önüne geçtik. Ayrıca Suriye’nin kuzeyinde bir PYD terör devleti kurulmasının da önüne geçilmiş oldu. Büyük oranda önlendi. Fiilen arayı birleştirmek üzere olan PYD, bundan sonra orada olmayacak.”

Başından bu yana bölgede daha fazla dağılmanın değil, daha fazla toparlanmanın adresi olmak gerektiğini söylediklerini aktaran Kurtulmuş, “Yani zaten yeterince bölünmüş, parçalanmış vaziyette. Şu anda oynanan senaryo ikinci Sykes-Picot. 1. Dünya Savaşı’nda paramparça edilmiş coğrafya bir kere daha paramparça ediliyor, insanların gönülleri ve zihinleri birbirine düşman hale getiriliyor. Bunu önlemenin yolu Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunmaktan geçiyor. Biz, sonuna kadar Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Irak’ın toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Bu şehirlerin her birisi kendi halkınındır, Rakka Rakkalıların, Cerablus Cerablusluların, Musul Musulluların, Kerkük Kerküklülerin. Kim var Kerküklüler içerisinde? Türkmenler, Araplar, Sünniler, Şiiler, Kürtler, Ezidiler var, asırlardır beraber yaşıyorlar. Biz buradan DEAŞ’ı çıkaralım derken, oraya başka bir örgütü getirmek uluslararası sisteme hiçbir fayda sağlamaz. Uluslararası camia olarak hedefimiz, Kerkük’ün bu çok uluslu, çok kültürlü yapısını korumak olmalıdır. Bu, ancak barışa hizmet eder. Bizim söylediğimiz bu.” diye konuştu.

Kurtulmuş, bölgede yeni bir perspektife ihtiyaç duyulduğunu vurgulayarak, “Herkes şu ikiyüzlülüğü bıraksın, ‘Ben falanca örgütü kötü görüyorum, öteki iyidir.’ Terör gruplarının tamamı kötüdür. PYD de bir terör örgütüdür, DEAŞ da bir terör örgütüdür, diğer bir takım irili ufaklı milis grupların büyük çoğunluğu da terör gruplarıdır. ‘Birine destek vereyim işime yarar’ demek, bölge barışına katkı sağlamaz.” dedi.

ABD’nin “Rakka operasyonu içinde PYD’liler de olsun” dediğine değinen Kurtulmuş, “Rakka’dan DEAŞ’ı uluslararası camia olarak çıkaralım. DEAŞ’ı oradan çıkarırken PYD’yi koyarsak, bizim Rakka halkına bir katkımız olmaz ki. DEAŞ geldiği zaman baskı yapıyor, öldürüyor. Rakka halkı bundan zaten muzdarip. Ama PYD geldiği zaman Rakka halkını yeni bir tehdit bekliyor. O zaman Rakka halkının tamamı o bölgeden göç etmek, o bölge etnik bir temizliğe muhatap olmak durumunda. Bunu insanlar gördüğü için DEAŞ’tan ne kadar korkuyorsa, PYD’den de o kadar korkuyor. Biz bunu asla meşru göremeyiz. Uluslararası camianın böyle davranmaması lazım. Yüzde 95’i Arap olan Rakka’yı hiçbir şekilde etnik olarak demografik yapısını değiştirmek kimseye katkı sağlamaz.” ifadelerine yer verdi.

– “Tepkilerimizi çok açık bir şekilde ortaya koyduk”

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Barzani Türkiye’ye geldiği zaman Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bayrağının yer almasının hata olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna, şu yanıtı verdi: “Irak Anayasası’na göre Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin bayrağı kabul edilmiş bir bayraktır. Daha önceki ziyaretlerde de Sayın Barzani ve Irak üst düzey yöneticileri geldiğinde bu resmi görüşmelerde bayrak asılmış. Ancak buradaki problem, Kerkük’e bir bayrak asılmasıydı. Onunla ilgili tepkilerimizi çok açık bir şekilde ortaya koyduk. Orada bizim hassasiyetimiz var. Kerkük’e o bayrağı astığınız zaman, bir provokasyonu ortaya koyuyorsunuz, açıkça ‘Burası bir Kürt şehridir.’ diyorsunuz. Evet, Kerkük Kürtlerin de olduğu bir şehir ama Arapların, Türkmenlerin de bulunduğu bir şehir. Orada sadece Kürtler varmış gibi göstermek doğru değildir. Bu endişelerimizi ilettik. Dün itibarıyla Sayın Neçirvan Barzani de Türkiye’nin endişelerine katıldığını, bu yapılan işin doğru olmadığını, bundan vazgeçtiklerini ifade etti. Referandumdan vazgeçtiğini ifade etti. Bayrak krizi de referandum meselesinin önünü açmak için yapılmış bir şeydi. Bundan vazgeçtiklerini ortaya koydu. Bu, bizim için önemlidir ve ciddi bir şekilde oradaki gelişmeleri takip ediyoruz.”

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER