(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

FETÖ’nün medya yapılanmasına ilişkin ilk dava görülüyor

    FETÖ’nün medya yapılanmasına yönelik aralarında “fuatavni” hesabının kurucusu olduğu tespit edilen Said Sefa’nın da bulunduğu 29 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması başladı. Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) medya yapılanmasına ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda aralarında Atilla Taş, Oğuz Usluer, Bülent Ceyhan, Ünal Tanık, Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Ufuk Şanlı ve Hanım Büşra Erdal ile “fuatavni” hesabının […]

FETÖ’nün medya yapılanmasına ilişkin ilk dava görülüyor
28 Mart 2017 - 3:55 'de eklendi ve 199 kez görüntülendi.

 

 

Pelin Çift İle Gündem Ötesi

FETÖ’nün medya yapılanmasına yönelik aralarında “fuatavni” hesabının kurucusu olduğu tespit edilen Said Sefa’nın da bulunduğu 29 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması başladı.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) medya yapılanmasına ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda aralarında Atilla Taş, Oğuz Usluer, Bülent Ceyhan, Ünal Tanık, Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Ufuk Şanlı ve Hanım Büşra Erdal ile “fuatavni” hesabının kurucusu olduğu tespit edilen Said Sefa’nın da bulunduğu 25’i tutuklu 29 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşması başladı.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, aralarında Ünal Tanık, Ufuk Şanlı, Atilla Taş, Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun da bulunduğu tutuklu 25 sanık ile avukatları katıldı. Tutuksuz 2 sanığın da hazır bulunduğu duruşmaya, firari sanıklar Said Sefa ve Bülent Ceyhan ise gelmedi.

CHP Milletvekilleri Mahmut Tanal, Sezgin Tanrıkulu, Selina Doğan ve Şafak Pavey ile bazı sanık yakınları, izleyici olarak duruşmaya katıldı.

Duruşmada yoklama ve kimlik tespitlerinin yapılmasının ardından Mahkeme Başkanı İbrahim Lorasdağı yargılamaya ilişkin açıklama yaptı.

Sanık savunmalarının görüntülü ve sesli olarak kaydedileceğini belirten Mahkeme Başkanı Lorasdağı, sanıklar hakkında iddianamede yer alan suçlamaları ve sevk maddelerini sıralayarak, varsa usule ilişkin taleplerin alınacağını daha sonra savunmalara geçileceğini söyledi.

Bunun üzerine söz alan sanık Cuma Ulus’un avukatı Ömer Kavilli, iddianamenin müvekkiline tebliğ edildiğini ancak bazı evrakların ise tarafına gönderilmediğini belirterek, söz konusu belgelerin gönderilmesini ve yargılamanın daha sonra başlamasını talep etti.

Sanık Atilla Taş’ın avukatı Ali Deniz Ceylan da müvekkili dahil 6 sanık hakkında şu andaki Mahkeme Başkanı İbrahim Lorasdağı tarafından soruşturma sürecinde kararların verildiğini belirterek, bu nedenle hakimin davadan çekilmesini aksi takdirde reddi hakim talebinde bulunacağını söyledi.

Bu taleplerin üzerine duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme heyeti, tüm taleplerin reddine karar verdi.

Taleplere ilişkin verilen kararın ardından duruşma, tutuklu sanık Ahmet Memiş’in savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

Sanıkların ifadeleri

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) medya yapılanmasına ilişkin, aralarında “fuatavni” hesabının kurucusu olduğu tespit edilen Said Sefa’nın da bulunduğu 25’i tutuklu 29 sanıklı davada, sanıklar ifade veriyor.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, savunma yapan tutuklu sanıklardan kapatılan “Rota Haber” sitesinde haber koordinatörü Ahmet Memiş, yazdığı tweetlerden dolayı suçlanamayacağını öne sürdü.

Memiş, “fuatavni”nin kamuoyu tarafından tanındığını iddia ederek, “Benim, ‘fuatavni’yi tanıtma gibi bir durumum söz konusu değildir. Zaten tweet attığım zamanlarda, tanınan bir hesaptı, paylaşımları çok sayıda beğeni alıyordu.” dedi.

Yaptığı bazı haberlerin FETÖ aleyhinde olduğunu savunan Memiş, “Rota Haber ve Haberdar isimli haber sitelerinde haber koordinatörü olarak çalıştım. Attığım bir tweetle ilgili savcı, Fuat Avni’yi tanıdığımı iddia etmiş. ‘Fuat Avni yazıları Rota Haber’de’ şeklinde duyuru niteliğinde bir tweet ile fuatavni’yi tanıdığım söyleniyor. Kamuoyunun tanıdığı birini tanıtmam mümkün değil. Emniyetin cemaatle ilgili yayınladığı bir raporu, haberleştirmiştim. Bu haberi, yaklaşık 3 yıl önce yazdım. Aradan geçen 3 sene içinde haberle ilgili bir işlem yapılmadı. Söz konusu haberim FETÖ aleyhineyken, ben burada örgüt üyeliğinden yargılanıyorum.” ifadelerini kullandı.

“fuatavni mesaj atıyordu”

Bunun üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı İbrahim Lorasdağı’nın, “fuatavni’nin yazılarını nasıl temin ediyordunuz?” sorusuna sanık Memiş, “Fuatavni, twitter hesabından, bizim haber sitemizin twitter hesabına direkt mesaj geliyordu. Yazılar, buradan alınarak yayınlanıyordu.” cevabını verdi.

“Hakan Fidan, beni tebrik etti”

Söz alan tutuklu sanıklardan Abdullah Kılıç, bazı tanıkların kendisi hakkında yalan beyanlarda bulunduğunu öne sürdü.

Kılıç, Habertürk kanalından istifa ettiğini anlatarak, “Ben 17 Aralık sabahı eşimin bir rahatsızlığından dolayı hastanedeydim. Bir tanık, 17 Aralık sabahı Usluer ve Ulus ile birlikteyken elimizde 17 Aralık fezlekesinin olduğunu söylemiş. O tarihte kanalda olduğum ve fezlekenin bende olduğu beyanları tamamıyla asılsızdır. Bunlar, doğru değildir. O tarihte nerede olduğum, birçok kaynaktan teyit edilebilir. Benim o gün kanalda olmadığım, güvenlik kameralarından ve kuruma giriş çıkışlarda alınan parmak izinden tespit edilebilir. Şayet benim kanalda olduğum tespit edilirse, verilecek cezanın en üst sınırdan verilmesini kabul ederim.” dedi.

Tutuklu sanık Kılıç, savunmasına şöyle devam etti:

“Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrıldığı, bazı yayın organlarında yazılıyordu. O gün akşam saatlerinde dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı’yı aradım. Kendileri bana bir saat sonra resmi açıklama yapılacağını söyledi. Ben de Hakan Fidan’ın ifadeye çağrıldığı hususunun doğru olup olmadığını sordum. Sayın Çolakkadı da bana Fidan’ın ifadeye çağrılan isimler arasında olmadığını söyledi. Biz de bu ifadeye çağrılma haberlerinin yanlış olduğu yönünde haber yapmıştık. Cumhurbaşkanlığınca düzenlenen bir resepsiyonda, Hakan Fidan’la karşılaştım ve kendisi, sorumlu haberciliğimizden dolayı beni tebrik etti.”

Kılıç, talimatla Bank Asya’ya para yatırıldığı iddiasını reddederek, “Kızım bir kolejde okuyordu. İşten çıkarıldıktan sonra tazminatımı almıştım. Ancak iş güvencemin olamamasından dolayı kızımın eğitim masrafı bedelini, okulun Bank Asya hesabına yatırdım. Örgüt liderinin talimatıyla falan yapmadım.” diye konuştu.

Basın İlan Kurumu hakkında yazdığı bir yolsuzluk haberinden dolayı kapatılan Zaman gazetesi yetkilileri tarafından eleştirildiğini öne süren Kılıç, “Basın İlan Kurumu’nun üç tane gazete çıkaran bazı kuruluşlara yüksek miktarlarda ödemeler yaptığını ortaya çıkardım. Zaman gazetesi yetkilileri, haberde ismi geçen Alaattin Kaya’dan dolayı haberimi yayımlamadılar. Ben de haberi önce Cumhurbaşkanlığı Sekreteri’ne götürdüm. Onlar da beni Başbakanlığa yönlendirdi. Başbakanlık’ta görüştüğüm Seyfullah Hatipoğlu, haber dosyasını, o dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a iletti. Başbakan da Basın İlan Kurumu hakkında inceleme başlatmıştı.” ifadelerini kullandı.

Hakkındaki suçlamaları reddeden Kılıç, “Meydan gazetesinde çalıştığım dönemde haftada iki kere köşe yazım yayınlanıyordu. Fuatavni’yi eleştirdiğim için yazılarımı bire düşürdüler. Mart 2016’da cemaati eleştiren bir yazı kaleme almıştım. Yayınlamadılar ben de istifa ettim.” şeklinde savunma yaptı.

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER