(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Hollanda’dan ‘Mektup Var’

      Hollanda’daki kanaat önderleri ve farklı disiplinlerden uzmanların ortak görüşü: Varoluşumuzu tescil etmek için 15 Mart’ta sandığa gittik. * DENK Partisi’nin zaferi Hollanda Türkleri’ne mal edildiği için, her türlü siyasi, sosyal ve kişisel farklılıklarımızı ikinci plana atarak gereken destek verildi. * Türkiye’ye duyduğumuz aidiyetin Hollanda’ya duyduğumuz aidiyete halel getirmediği gibi tam aksine bunun […]

Hollanda’dan ‘Mektup Var’
27 Mart 2017 - 16:45 'de eklendi ve 218 kez görüntülendi.

 

 

 

Pelin Çift İle Gündem Ötesi

Hollanda’daki kanaat önderleri ve farklı disiplinlerden uzmanların ortak görüşü:

Varoluşumuzu tescil etmek için 15 Mart’ta sandığa gittik.

* DENK Partisi’nin zaferi Hollanda Türkleri’ne mal edildiği için, her türlü siyasi, sosyal ve kişisel farklılıklarımızı ikinci plana atarak gereken destek verildi.

* Türkiye’ye duyduğumuz aidiyetin Hollanda’ya duyduğumuz aidiyete halel getirmediği gibi tam aksine bunun bir zenginlik olduğu gösterildi.

 İlhan KARAÇAY’ın haberi:

Türkevi Araştırmalar Merkezi tarafından her ay yapılmakta olan Amsterdam Tartışmaları’nın 51’incisinde, Hollanda’da 15 Martta yapılan genel seçimler farklı yönleriyle ele alındı.

Türk Sivil toplum kuruluşu yöneticileri, kanaat önderleri ve farklı disiplinlerden uzmanların davet edildiği toplantıda, seçimlerin özellikle Türk toplumu için ne anlama geldiği tartışıldı.

Türkevi Başkanı Veyis Güngör’ün ev sahipliği ve Ahmet Suat Arı’nın moderatörlüğünde yapılan toplantıya, Türkler’in Hollanda’da oy kullanmaya başladıkları tarihten itibaren ortaya koydukları siyasi tavırların, kronolojik olarak hatırlatılmasıyla başlandı.

Tartışmada öne çıkan en önemli husus, mevcut siyasi atmosferin normal seyrinde olmadığı, haliyle de toplum olarak farklı okunması gerektiğiydi.

Nitekim sürecin başından itibaren, Hıristiyan Demokrat Parti CDA ve İşçi Partisi PvdA’ya olan ilgi, 2006 seçimleri öncesinde Ayhan Tonca, Osman Elmacı ve Erdinç Saçan’ın, sözde ‘Ermeni soykırımını tanımıyorlar’ gerekçesi ile aday listelerinden atılmalarıyla ciddi bir şekilde azaldı.

Türk kökenli seçmenlerin önemini anlamayan siyasi partilere ders vermek için birlik olan Türkler, oylarını D66 Partisi listesinin alt sıralarındaki Fatma Koşer Kaya’ya vermişlerdi. O zamanlar medya, Türk kökenlilerin verdikleri oylar ile Fatma Koşer Kaya’yı meclise taşıdıklarını ve  D66 Partisini kurtardıklarını yazmıştı. Bu tek seferlik tercih, sonraki seçimlerde tekrarlanmadı ve oylar farklı partilere dağıldı.

Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk ile ilgili görsel sonucu

İkinci kırılma ise, 2012’de PvdA’da listelerinden Meclise giren Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk’ün parti  içinde uyum politiklarıyla ilgili fikir  ayrılığı yüzünden, partiden kovulmalarıyla yaşandı. İşçi Partili Başbakan Yardımcısı ve Sosyal İşler Bakanı Asscher’ın, Türk gençleriyle alakalı yaptırdığı ciddiyeti tartışmalı araştırma yüzünden, fikir ayrılığına düşen Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk, bir müddet Kuzu-Öztürk Grubu olarak kendi meclis grubunu oluşturdular ve daha sonra da DENK partisi’ni kurdular.

‘Yabancıların umudu’ olarak kurulan DENK Partisi’ni daha da güçlendirmek için, diğer yabancı kökenli siyasetçiler ile birleşmeyi amaçlayan Kuzu ve Öztürk, amaçlarına ulaşmışlardı.

Özellikle, Surinam asıllı Sylvana Simons’u partilerine ve aday listelerine ekledikten sonra bir hayli güçlenen DENK Partisi ile Simons’un yolları ayrılınca, partinin popülaritesi az da olsa darbe yedi.

Türkevi Araştırmalar Merkezi’nde yapılan tartışma toplantısına katılanlardan Sadık Soley, Atilla Barat, Mehmet Türüncü, İbrahim Çitil, Reşat kaya, Bilal Ceyhan, Reis Coşkun, Mustafa Aksoy, Ali Rıza karacaer, Veli Tongel, Prof. Bedir Tekinerdoğan ve Mustafa Zeki Özen, Veyis Güngör ve İlhan Karaçay, fikirlerini beyan ederek sonuç bildirgesine katkıda bulundular

Katılımcılar 2006’daki Ermeni Meselesindeki kırılmadan sonra, Türkler’in önüne sürekli yeni engeller çıkarıldığını ifade ettiler.

Ermeni Meselesinin yanı sıra, eşcinsel emansipasyonu, Türkiye ile ilişkiler, aidiyet meselesi, ‘uyum’la ilgili dayatmalar, dini ve kültürel yaklaşımları siyasete heveslenenlerin önüne sınav sorusu olarak getirdiklerine vurgu yapıldı.

İçinde bulunduğumuz sürecin, 2006’daki gibi stratejik tavır almamızı gerektiren geçici bir süreç mi, yoksa kalıcı bir tavra evrilen yeni bir süreç mi sorusunun da gündeme geldiği tartışmada, bu sürecin kalıcı olduğu yönünde fikirler beyan edildi.

Buna gerekçe olarak da, ana akım siyasi partilerde, taviz vermeden siyaset yapmanın artık mümkün olmadığı ifade edildi. Artık küçük hesapların bir kenara itilmesi ve büyük düşünülmesi gerektiğinin altı çizilirken, bu ülkede var oluşumuzun, belirleyeceğimiz tavırla mümkün olduğuna da vurgu yapıldı.

Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk ile ilgili görsel sonucu

Bu bağlamda Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk’ün yeni oluşumu DENK’in çok ciddi olarak değerlendirilmesi ve onlara ana akım siyasi partiler ve medya tarafından ısrarla giydirilmek istenen ‘Türk partisi’ imajının kırılması gerektiği, katılımcılar tarafından ifade edildi.

DENK’in hem yeni olması hem de sınırlı imkanları sebebiyle geniş kesimlere ulaşma konusunda sıkıntılı olduğu, hatta çok önemli fırsatları değerlendirme konusunda ihmallerinin de olduğu ifade edildiği gibi, onlara Hollanda’nın yönetimine talip olma noktasından fırsat verilmesi gerektiği de belirtildi.

DENK ile ilgili ifade edilen bir diğer husus da, partinin Avrupa’da yeni bir öncü hareket olduğu ve mutlaka desteklenmesi gerektiği oldu.

Özellikle, gerek Avrupa’da ve gerekse Amerika’da, siyasetin göçmenler üzerinden yürütüldüğü bir dönemde, gerek siyasi katılım ve  gerekse DENK gibi oluşumların desteklenmesi gerektiğinin de altının çizildiği tartışmadai bir çok açıdan ciddi mesajların verilebileceği de ifade edildi.

Türk seçmenlerin ilgisi veya ilgisizliği bir çok sonuçlar doğuracaktır ve bunların lehimize olması için yoğun katılımın olması, hatta Türkiye’deki seçimlerden daha fazla olması gerektiği de vurgulandı.

Son olarak da sandığa neden gitmemizin ne anlama geleceği, tartışmanın sonuç bildirisi olarak katılımcılar tarafından tespit edildi. Buna göre:

  1. Siyasi katılımı azami seviyeye çıkararak gücümüzün farkına varılması sağlanmalı;
  2. Sandığa giderek Hollanda’nın asli unsuru olduğumuzu, bu ülkenin yönetimi ile ilgili bizim de kaygılarımızın olduğunu ve bizim de eşit vatandaş olarak seçme ve seçilme hakkını  vatandaşlık şuuruyla yerine getirdiğimizi göstermeliyiz;
  3. Türkiye’ye duyduğumuz aidiyetin Hollanda’ya duyduğumuz  aidiyete halel getirmeyeceğini, tam aksine bunun bir zenginlik olduğunu tavrımızla göstermeliyiz;
  4. Hollanda’daki siyasi tercihimizin Türkiye’den bağımsız olarak nitelenmesi gerektiğini ve tercihimize demokratik hak olarak saygı duyulması gerektiğini talep etmeliyiz;
  5. Denk’in başarısı veya başarısızlığı göçmen kökenlilere mal edileceği için, her türlü siyasi, sosyal ve kişisel farklılıklarımızı ikinci plana atarak onlara ülke yönetiminde söz sahibi olma noktasında gereken desteğin verilmesi gerektiği katılımcılar tarafından ifade edildi.

Tartışma,  bundan sonra yapılacak olan 52’nci Amsterdam Tartışmaları’nda, 15 Mart seçimleri sonrasında  ortaya çıkan  tablonun analiz edilmesi temennisiyle kapandı.

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER