(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Musul Operasyonun Karmaşık Yapısı

      Irak’taki diğer bölgelerin aksine Musul’da gerçekleşen operasyonun bölgedeki ulusal, bölgesel ve uluslararası aktörlerin büyük çıkarları nedeniyle karmaşık bir yapısı bulunmaktadır. ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon Musul operasyonunu planlayan ve uygulayan asıl aktör gibi görünse de Washington, Bağdat hükümetini ve Irak Başbakanı Haydar İbadi’yi operasyonun sorumlusu olarak sunmaya çalışmaktadır. Musul operasyonu bu karmaşık yapısı […]

Musul Operasyonun Karmaşık Yapısı
29 Ocak 2017 - 0:41 'de eklendi ve 151 kez görüntülendi.

 

 

 

Irak’taki diğer bölgelerin aksine Musul’da gerçekleşen operasyonun bölgedeki ulusal, bölgesel ve uluslararası aktörlerin büyük çıkarları nedeniyle karmaşık bir yapısı bulunmaktadır.
DEAŞ Sonrası Musul İç ve Bölgesel Dinamikler ile ilgili görsel sonucu
ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon Musul operasyonunu planlayan ve uygulayan asıl aktör gibi görünse de Washington, Bağdat hükümetini ve Irak Başbakanı Haydar İbadi’yi operasyonun sorumlusu olarak sunmaya çalışmaktadır.
Musul operasyonu bu karmaşık yapısı ve mücadeleye katılan çeşitli grupların farklı hedef ve çıkarları nedeniyle birkaç kez ertelenmiştir. Asıl engel ise DEAŞ sonrası Musul’da oluşturulacak yönetimin geleceği üzerindeki farklı
fikirler olmuştur.

IKBY lideri Mesud Barzani operasyonun başlamasından önce bu çerçevede siyasi bir anlaşma imzalamanın önemini vurgularken, İbadi ve diğer Şii liderler bu meseleyi tartışmayı DEAŞ’ın yenilgisinden sonraki döneme bırakmayı tercih etmişlerdir.

Haşdi Şabi’nin operasyona katılımı meselesi ise durumu daha da karmaşık bir hale getirmiştir. ABD ve Şii olmayan gruplar Haşdi Şabi’yi Musul operasyonuna dahil etmek istemezken, İran ve Iraklı Şii gruplar bu örgütün katılımı konusunda ısrarcı olmuşlardır.
Yakından incelenmesi gereken bir diğer tartışmalı nokta ise Peşmerge güçlerinin hangi koşullar altında mücadeleye müdahil olacağıdır. Londra merkezli düşünce kuruluşu Al Rawabit’e yakın bazı kaynaklara göre Musul operasyonu hazırlıkları kapsamında 24 Eylül 2016 tarihinde New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu toplantısına katılmakta olan ABD Başkanı Barack Obama, İbadi önderliğindeki üst düzey bir Iraklı heyetle bir araya geldi.
Obama bu görüşmede Irak hükümeti Şii milisleri mücadeleye dahil etmediği sürece ve Musul’daki Sünni Arapların Maliki yönetimindeki gibi bir ayrımcılığa tekrar tabi tutulmamaları koşuluyla operasyona tam destek vereceğini ifade etmiştir.
İranlı karar vericiler bu görüşme ve Obama’nın şartlarından haberdar olur olmaz kartlarını İbadi’ye karşı oynamaya başladılar. Maliki; İbadi, Kürtler ve Sünni Araplar üzerinde baskı oluşturmak amacıyla Islah blokunu kurdu. Bununla birlikte İran destekli milisler Musul operasyonuna ABD’nin dahil olmasına karşı çeşitli tehditlerde bulundular.
Asaib-i ehl-i Hak hareketinin lideri Kais Khazali ve Saraya es-Selam milislerinin lideri Mukteda Sadr, Irak’taki ABD
birliklerinin meşru hedefleri olduğunu belirtmişlerdir.
Bedir (Badr) Örgütü lideri Hadi Amiri de dahil olmak üzere çeşitli milis komutanları, Musul operasyonuna Haşdi Şabi’nin katılımına yönelik olarak İbadi ve ABD’nin görüşlerine açıkça meydan okuyan bildiriler yayımlamışlardır.
2016 yılının Ağustos, Eylül ve Ekim ayları boyunca ABD Musul’a yönelik harekatın detaylarını geliştirme ve söz konusu farklılıklar arasında bir uzlaşma sağlama amacıyla çeşitli gruplar arasında yoğun bir mekik diplomasisi yürütmüştür.
Koalisyon yetkilileri bu bağlamda Bağdat ve Erbil’e sık sık ziyaretler gerçekleştirmişlerdir. Bu ziyaretçiler arasında ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, İngiliz Savunma Bakanı Michael Fallon ve Kanada Savunma Bakanı Harjit Singh Sajjan da bulunmaktadır.
Irak Meclisi Güvenlik ve Savunma Komitesi Başkanı Hakim Zamili, İbadi ve diğer Şii liderlerin Peşmergelerin mücadele esnasında ele geçirebilecekleri topraklardan çekilmeme ihtimali karşısında endişelendiklerine değinmiştir. Uzun soluklu ve zorlu bir müzakere süreci ve sıkı bir pazarlığın ardından bazı uzlaşmalar sağlanmıştır.
Barzani, Pentagon ile 12 Temmuz 2016 tarihinde mücadele esnasında kontrol altında tutulacak topraklardan Peşmergelerin çekilmesini garantileyen bir mutabakat anlaşması imzalamıştır. Musul Vilayet Konseyi’nin talep ettiği üzere Haşdi Şabi’nin operasyona katılmaması karara bağlanmıştır.

Dolayısıyla DEAŞ sonrası dönemde Musul, federal polis (Shurta-al-ittihadya) ve anti-terörizm kuvvetleri (Qawat Mukafahat al-Irhab) tarafından özgürleştirilecektir. Her iki kuvvet de Şii güvenlik unsuru olmakla birlikte üyelerinin birçoğu İran’da eğitim almış eski Şii milislerden oluşmaktadır.

Eski Musul Valisi Esil Nuceyfi’nin komutanlığındaki Haşdi Vatani güçlerine Musul’un özgürleştirilmesi sonrası şehirde liderliği elinde bulundurma görevi verilmiştir. Perde arkasında ise ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford da dahil olmak üzere bazı Amerikalı yetkililer Barzani ve merkezi yönetim arasında uzlaşma sağlamaya katkıda bulunmuşlardır.
Bu uzlaşı Peşmerge güçlerinin Irak ordusunun saldırısına destek olmak üzere savaşa dahil olmasını da içermektedir. 30 Temmuz 2016’da ABD askeri yetkilileriyle görüşen Barzani şunları söylemiştir: “Peşmerge güçleri olmadan Musul’u özgürleştirmek mümkün değildir.” Barzani ayrıca Peşmergelerin operasyonda yer alacağını ancak Musul’a girmeyeceklerini de eklemiştir.

13 Ağustos 2016 tarihinde ise Barzani yoğun bir mekik diplomasisi içinde bulunan DEAŞ karşıtı koalisyonun bazı önemli isimleriyle bir araya gelmiştir. Bu bağlamda Barzani, ABD Başkanı Barack Obama’nın DEAŞ’la Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk ve Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Falih Fayad ile bir araya gelmiştir. IKBY’nin

Peşmerge güçleri sözcüsü Cabbar Yaver’e göre Kürtlerin savaşa 50 bin Peşmerge ile katılmasına karar verilmiştir.
Gerçekte ise Kürtler savaş için yalnızca 10 bin Peşmerge sağlamıştır. Hem Kürt hem de Şii liderler şimdiye kadar yapılan düzenlemeleri farklı okudukları için ilişkilerine güvensizlik hakim olmuştur. 25 Ağustos tarihine kadar İbadi
ve Kürt liderler arasında sert rüzgarlar esmiştir.
İbadi, Peşmergelerin DEAŞ’tan aldıkları tüm tartışmalı bölgelerden çekilmek zorunda oldukları konusunda ısrar ederken Bedir Örgütü’nün askeri komutanı Kerim Nuri, Rudaw’a şunları söylemiştir: “Kürtler Musul’un herhangi bir bölümünü almayı akıllarından bile geçirmemeliler. Musul topraklarına dokunmak ateşle oynamak kadar tehlikelidir.”
Bu açıklama IKBY yetkililerini rahatsız etmiştir. Kürdistan Yurtseverler Birliği üyesi ve askeri komutan Shaikh Jafar bu gelişme üzerine şu sözleri sarf etmiştir: “Peşmerge kanıyla özgürleştirilmiş toprakların hiçbirinden çekilmeyeceğiz. İbadi kuvvetleri özgürleşmiş topraklarımıza ancak cesetlerimizi çiğneyerek ayak basabilir.”
Bu ve benzeri anlaşmazlıkların savaş sırasında ve sonrasında Şii kuvvetler ve Kürtler arasında ortaya çıkabilecek çatışma ihtimalini güçlendirebilir. Musul halkının ne istediği dikkate alınmaksızın Şii gruplar, Musul’daki DEAŞ öncesi
yönetimin yeniden oluşturulmasını sağlamak için Meclisteki salt çoğunluklarını kullanmışlardı. (devam edecek)

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER