(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

‘Eşit şartlarda herkesin kampanya yapmasına garanti veririz’

    Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş “Eşit şartlarda herkesin kampanya yapması noktasında garanti veririz. Nasıl ‘evet’ demek meşruysa ‘hayır’ demek de meşrudur.”dedi. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, TGRT’de katıldığı bir programda TBMM’de kabul edilen anayasa değişikliğiyle gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Değişiklikle ilgili eleştiriler hatırlatılarak, içeriğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, halkın referandum sürecinde değişiklikle ilgili bilgilendirilmesine ihtiyaç olduğunu belirterek, […]

‘Eşit şartlarda herkesin kampanya yapmasına garanti veririz’
27 Ocak 2017 - 6:05 'de eklendi ve 149 kez görüntülendi.

 

 

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş “Eşit şartlarda herkesin kampanya yapması noktasında garanti veririz. Nasıl ‘evet’ demek meşruysa ‘hayır’ demek de meşrudur.”dedi.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, TGRT’de katıldığı bir programda TBMM’de kabul edilen anayasa değişikliğiyle gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Değişiklikle ilgili eleştiriler hatırlatılarak, içeriğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, halkın referandum sürecinde değişiklikle ilgili bilgilendirilmesine ihtiyaç olduğunu belirterek, “Ana muhalefetin ve diğer muhalefet unsurlarının temel yanlışları ya da bilerek yaptıkları temel bir hata şu, ‘Efendim bir rejim değişikliği… Türkiye bir rejim değişikliğine gidiyor.’ Bu hiçbir şekilde doğru değildir. Türkiye Cumhuriyeti devletimizin egemenliği nasıl kullanacağı açıktır. Egemenliğin kaynağı bizatihi milletin oylarıdır, milli iradedir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Buradan baktığınız zaman Türkiye’deki devletin rejimiyle ilgili tartışma, 1923’te sona ermiştir.” diye konuştu.

“Herkes özgürce kampanyasını yapacak”

“Referandumun OHAL şartlarında olmasının anti demokratik bir uygulama” olduğu eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, “OHAL’i Hükümet efendim böyle bir fantazi olsun diye ilan etmedi.” ifadesini kullandı. OHAL’i eleştirenlerin 15 Temmuz gecesini hatırlamaları gerektiğini belirten Kurtulmuş, OHAL’in seçimden ayrı bir mesele olduğunu kaydetti.

Kurtulmuş, “Devlet olarak, devletin içerisine sızmış olan bu FETÖ’cü unsurları ortadan kaldırmak, teröre karşı mücadelede çok etkin kararlar alabilmek için olağanüstü hale ihtiyacımız vardı. Sokaktaki vatandaşımızı etkilemiyor. İşinde, gücünde, vatanına, milletine bağlı olan insanların OHAL’den hiçbir şikayeti yok. Günlük hayatlarını etkileyen bir durum yok. Bu mücadele devam edecek. Hiçbir hükümet, OHAL’in çok uzun süre devam etmesini istemez. Bu mücadelemizi bitirip, sonuç aldığımız noktada da OHAL’e zaten ihtiyaç yok.” diye konuştu.

“OHAL sürecinde muhalefetin, eşit koşullarda kampanya yürütemeyeceği” yönündeki eleştirilerin de anımsatılmasına karşılık Kurtulmuş, “Asla, öyle bir şey olmayacak. Eşit, özgür şartlarda herkesin kampanya yapması noktasında garanti veririz. Nasıl ‘evet’ demek meşruysa ‘hayır’ demek de meşrudur. Hayır kampanyasını yapanlarla ilgili herhangi bir kısıtlama söz konusu olmaz, olamaz. Onun karşısında biz oluruz. Herkes kalkacak, sözünü söyleyecek, özgürce kampanyasını yapacak. Kimseye bir tahdit, kısıtlama mevzu bahis değildir. Dolayısıyla kararı da millet verecek.” dedi.

“Terör tehdidine dikkat çekmek için bunu söyledim”

“Terör konusunda yaptığınız açıklama çok tartışma yarattı. Cümleleriniz, sandıktan ‘evet’ oylarının çıkması, terörün ortadan kalkması için tek koşuldur gibi algılandı ve öyle yorumlandı. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?” sorusu üzerine Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Yanlış yorumlandı. Laf tersinden ele alındı. Zannediyorum Sayın Kılıçdaroğlu, muhabir sorduğu zaman yüz ifadelerinden ve tepkilerinden ‘eğer öyleyse’ diye başladı. Yani sözümü dinlememiş ve okumamış olduğu anlaşılıyor. Ayrıca ‘Numan Kurtulmuş gibi birisi’ derken de benim bunu kastetmeyeceğimi kendi zihin dünyasında bilerek bunu söylüyor. Söylediğim son derece açıktır. Anadolu Ajansının katıldığım programında sorulan soru, ‘Referandum sürecinde terör, artar mı, böyle bir endişeniz var mı? sorusuydu. ‘Evet, böyle bir endişemiz var’ dedim. Türkiye uzunca süredir, üç temel terör örgütü tarafından tehdit altındadır. Bu örgütler, FETÖ’sü, PKK’sı, DEAŞ’ı stratejik iş birliği içerisindedirler. Türkiye’ye diz çöktürmek isteyenler, terörü bir şekilde enstrüman olarak kullanıyorlar, bu süreçte de ilave bir motivasyon ortaya çıkabilir ve terör örgütleri de Türkiye’ye daha fazla zarar verip halkı canından bezdirecek bir noktaya getirmek isterler. Söylediğim cümle budur. Kampanyayı da etkilemek için bunu yapabilirler. Yani terör tehdidine dikkat çekmek için bunu söyledim.

Ama Allah’ın izniyle sandıktan ‘evet’ çıktıktan sonra terör örgütleri diz çökerler. Çünkü daha güçlü, istikrarlı, terörün üstüne çok daha güçlü şekilde giden iktidar ortaya çıkar. Bu lafın neresinden ‘Hükümet terörü destekliyor, bunu itiraf etti’ görüşü çıkabilir. Bu son derece maksatlı, yanlış yapılmış bir yorumdur. Açık söylüyorum, vicdan ile ahlak ölçülerinin dışına çıkmış olan bir yorumdur.”

“Çok ağırıma gidiyor”

“Türkiye’ye ekonomik saldırıların olduğuna” ilişkin bir soru üzerine Kurtulmuş, sadece döviz üzerinden değil başka ekonomik kararlar üzerinden de Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak isteyenlerin olabileceğini, bunu aşmanın yollarından birisinin de reel ekonomiyi güçlendirmek olduğunu vurguladı.

Diğer taraftan terör alanında Türkiye’nin üzerine gelindiğini belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Şunu da artık söylemekte hiçbir beis görmüyorum. Bu terör saldırılarında sadece terör örgütleriyle değil bunların arkasındaki birtakım istihbarat birimleriyle de mücadele ediyoruz. Reina saldırısı, bunlardan bir tanesidir. Belli ki sadece birkaç kişi değil o işin içerisinde olan, arkasında bir istihbarat desteği var. Dolmabahçe saldırısında görüldü ki, kullanılan patlayıcı el yapımı bir patlayıcı değil, fabrikasyon bir patlayıcı. Yani bunun Türkçesi şu, herhangi bir ülkenin ordusunun envanterinden alınmış bir patlayıcıdır. Bu kadar ağır bir ulusal kurtuluş mücadelesi verdiğimiz bir yerde, onun için çok ağırıma gidiyor. Söylediğimiz bu sözü tam tersinden okuyarak, buna hizmet eder şekilde kullanmayı yadırgıyorum.”

“Milletimizden onay alacaktır”

Anketlere ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, “İyi görünüyor, ‘evet’ler önde görünüyor. Anketler şu anda çok belirleyici olmaz. Henüz kampanyanın başında bile değiliz, kampanyalar yeni başlayacak ama bir kararsız kitlenin de olduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla ben tecrübelerim ışığında söylüyorum, çok rahat bir şekilde bu anayasa ‘evet’ alacaktır, milletimizden onay alacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin süreçteki tutumunun MHP seçmenine ne kadar yansıyacağına” ilişkin soru üzerine ise Kurtulmuş, Bahçeli’nin işin başından itibaren partici kaygılarla değil, vatansever kaygılarla hareket ettiğini belirtti.

Bu tavrın MHP tabanı için örnek ve belirleyici olacağını vurgulayan Kurtulmuş, “Benim kimsenin reyi hakkında görüş ifade etmek hakkım değildir, bunu bilen birisiyim ama dışarıdan bir göz olarak baktığımız zaman MHP tabanının, büyük oranda Sayın Bahçeli’nin ortaya koyduğu bu duyarlı ve gerçekten hiç kendisini tekzip etmeyen tutarlı tavrın MHP seçmeni tarafından da sandıklara yansıtılacağı kanaatindeyim. Dolayısıyla bir MHP tabanının referandum konusundaki tavrı çerçevesinde bir sıkıntı görmüyorum.” dedi.

“Keşke öyle bir imkan olsa”

Suriye, Irak ve Afganistan’da ortaya çıkan tablonun ağır bir faturası olduğunu ve ABD başta olmak üzere, Batı’nın bunu görmesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Bu ağır fatura küresel terördür ve küresel kaçak göçmen riskidir. Dolayısıyla keşke öyle bir imkan olsa, ‘Birtakım güvenli bölgeler kuralım, burada dursun.’ Mesele sadece Suriye’deki savaştan kaynaklanmıyor ki dünyanın dört bir tarafında açlıktan, kıtlıktan kaynaklanan bir göç hareketi var. İşgallerden kaynaklanan bir göç hareketi var. Bütün bunları gerçekten barışçıl ve yeni bir perspektifle çözmek lazım. Burada Türkiye’nin çok büyük katkısı olacak uluslararası sisteme ve inşallah bu sorunların çözümü için gayret sarf edecek.” diye konuştu.

ABD ile ilişkilerde iki konuya bakacaklarını belirten Kurtulmuş, bu kapsamda FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in iadesi için ABD’nin samimi niyetini görmek istediklerini kaydetti.

Kurtulmuş, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

“Biliyoruz evet bu bir hukuki süreç, uzun sürebilir ama önce bir niyet görelim. Israrla talep ettiğimiz orada, onun gözaltına alınması, networkunun kullanamayacak şekilde kontrol altında tutulmasıdır. İkincisi de gördüler, Suriye’de 3-5 bin silahlı militanı olan bir PYD ile iş yapamaz Amerika. PYD’ye destek olmaktan vazgeçsinler ve PYD ile yaptıkları bu ortaklığın Türkiye’yi Amerika’dan ne kadar uzaklaştırdığının da farkına varsınlar. Bu iki konuda iyileşme olacağını ümit ediyorum.”

“Kendi milli bekasını koruma operasyonudur”

Fırat Kalkanı Harekatı ve El Bab operasyonuna yönelik soru üzerine de Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, “Her halükarda Fırat Kalkanı Operasyonu’nda, Özgür Suriye Ordusu’nu kendi imkanlarımızla desteklemeye devam edeceğiz, kimse yardım etmese bile bu Türkiye için önemlidir. Fırat Kalkanı Operasyonu da bir fantezi değildir ya da Türkiye’nin Suriye topraklarında toprak elde etmek için başlattığı bir operasyon değildir. Fırat Kalkanı Operasyonu, Türkiye’nin kendi sınırlarını, kendi milli bekasını koruma operasyonudur.” ifadesini kullandı.

Bu operasyonun ulusal olarak vatanı koruma stratejisinin bir parçası olduğuna vurgu yapan Numan Kurtulmuş, “Çok açık söylüyorum, Cizre’de kazılan çukurlardaki bombaları, o bombaları koyan teröristleri etkisiz hale getirmek nasıl Türkiye’nin milli menfaatlerinin, ulusal güvenliğinin bir parçasıysa El Bab operasyonu da Fırat Kalkanı Operasyonu da ulusal güvenliğinin bir parçasıdır.” dedi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, bir başka soru üzerine de bedelli askerlik konusunun gündemde olmadığını belirtti.

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER