(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

Türkiye, Suriye’de neyi, neden yaptı?

    Türkiye, Suriye’de neyi, neden yaptı? Bölgesel düzeyde İran’ın mezhebi gerilim üzerinden Jeopolitik etki arayışına girmesi, küresel düzeyde de Amerika’nın PKK/PYD örgütlerine silah vermeye başlaması, bölgesel entegrasyon hedefiyle yola çıkan Türkiye’yi Suriye kaynaklı bir bekâ endişesiyle karşı karşıya bıraktı. Bölgesiyle entegrasyonunu güçlendirmek isteyen, geçmişte olduğu gibi Ortadoğu’ya sırtını dönmek istemeyen Türkiye, Arap Baharı’nın getireceğini […]

Türkiye, Suriye’de neyi, neden yaptı?
25 Ocak 2017 - 2:51 'de eklendi ve 109 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye, Suriye’de neyi, neden yaptı? Bölgesel düzeyde İran’ın mezhebi gerilim üzerinden Jeopolitik etki arayışına girmesi, küresel düzeyde de Amerika’nın PKK/PYD örgütlerine silah vermeye başlaması, bölgesel entegrasyon hedefiyle yola çıkan Türkiye’yi Suriye kaynaklı bir bekâ endişesiyle karşı karşıya bıraktı.
Bölgesiyle entegrasyonunu güçlendirmek isteyen, geçmişte olduğu gibi Ortadoğu’ya sırtını dönmek istemeyen Türkiye, Arap Baharı’nın getireceğini umduğu değişiklikleri bu entegrasyon için iyi ve meşru bir zemin olarak gördü. Ancak bu değişimin, bölgeye yabancı müdahale zemini yaratmamasını istiyor, ülkelerin toprak bütünlüğünün önemini de vurguluyordu.
Bütün bu ilkeleri Suriye’de izleyeceği politikanın da temel ilkeleri haline getiren getiren Türkiye, geçiş sürecinin kansız olmasını da istediğinden, Suriye’de protesto gösterileri başladığında, rejime reform çağrısı yaptı.
Ankara, altı ay boyunca Şam’a, ülkesindeki değişimi yönetmesi için çeşitli seviyelerde defalarca mesaj iletti. Bu temaslar devam ederken, Suriye’nin pek çok bölgesinde irili ufaklı protestolar oldu, rejim bunları çoğunlukla silahlı müdahaleyle bastırdı.
Esed rejimi, bütün bu aylar boyunca reform ve demokratikleşme adımları atma sözleri vermesine rağmen, bunların çok azını yerine getirdi. 2011 yılının ortalarında, rejimin saldırılarından kaçan siviller Türkiye sınırına doğru akmaya başladı.
Türkiye, rejimle Ağustos 2011’de son kez temas etti. Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Şam’da Esed ile heyetler halinde ve baş başa olmak üzere altı buçuk saat görüştü, ancak bu görüşmeden de sonuç çıkmadı.
Güvenli bölge çağrısı yanıt bulmadı Bunun üzerine Esed ile sekiz yıl boyunca, “Etle tırnak gibiyiz” dedirtecek kadar iyi ilişkiler yürütmüş olan hükümet, Suriye rejimiyle köprüleri atıp, öncelikle ılımlı muhalif hareketlere destek vermeye başladı.
Muhalefetin tek çatı altında toplanması için yoğun çaba harcarken, bir yandan da, Esed rejiminin aşırı güç kullanmasının ülkede radikalizmi körükleyeceği uyarısını yaptı.
Türkiye’nin uluslararası topluma yaptığı Suriye’de evinden kaçmak zorunda kalanların sığınabileceği bir güvenli bölge oluşturma çağrısı yanıt bulmadı.
Suriye’deki iç savaş küresel ve bölgesel güçlerin vekâleten savaşına dönüşürken, soruna kalıcı çözüm bulma amacıyla yapılan uluslararası çabalara tüm gücüyle destek veren ve aktif bir biçimde katılan Türkiye, çözümün siyasal yollarla bulunacağını savundu.
Bu amaçla ülkede, rejimin ve muhalefetin karşılıklı rızasıyla kurulacak ve tüm yürütme yetkisini elinde toplayacak bir geçiş hükümetini çözümün anahtarı olarak gördü.
Savaşın başladığı 2011 yılından beri, 911 kilometrelik sınırının olduğu Suriye’den kaynaklanan sorunlar en çok Türkiye’yi etkiledi. Yaklaşık 3 milyon sığınmacının geldiği Türkiye, aynı zamanda hem PKK’nın Suriye kolu PYD, hem de çoğunluğu yabancı militanlardan oluşan IŞİD kaynaklı saldırılarla yüz yüze kaldı.
Uluslararası toplum inisiyatif almaktan kaçındı Bu süreçte, ABD’nin izlediği Suriye politikasının belirsizliği, rejim tarafından kimyasal silah kullanılmasına rağmen, uluslararası toplumun özellikle ABD’nin inisiyatif almaktan kaçınması, Batı’nın sorunu temel olarak IŞİD ve radikalizm ile mücadeleye indirgeyip, sığınmacı sorununda bile inisiyatif almaktan kaçınması, Türkiye’yi derinden etkileyen sorunlar olarak ortaya çıktı.
Bu sorunlar, PKK’nın Suriye kolu PYD’nin tek taraflı olarak kantonlar ilan etmesiyle, Ankara açısından yaşamsal bir tehdide dönüştü.
Kantonlar kuruldu Rejimin Kürt bölgelerini PYD’ye bırakarak çekilmeye başlamasından sonra, 19 Temmuz 2012’de Kobani, (Ayn el Arab) 20 Temmuz’da Afrin, 23 Temmuz’da Dirbesiye (Kahtaniye) ve Haseke’ye bağlı bazı kasabalar PYD’nin eline geçti.
Türkiye, Temmuz 2013’te Ankara’ya gelen PYD lideri Salih Müslim’e, ‘rejimle işbirliğini bitirmesi ve Suriye muhalefeti ile birlikte hareket etmesi, Türkiye’ye yönelik herhangi bir eylemde bulunmaması, PKK ile işbirliğine son vermesi ve kontrolü altındaki bölgelerde herhangi bir emrivâkiden kaçınması’ uyarısında bulundu. Ancak PYD, 2014 Ocak ayı başında Afrin, Kobani ve Cezire’de kanton yönetimi kurarak özerklik ilân etti.
Denetimi altındaki bölgelerde kendisiyle hem fikir olmayan Kürtler ve diğer etnik grupları bu bölgelerden zorla göndermeye başladı.
13 Eylül 2014’te IŞİD’in Kobani’ye saldırmasıyla birlikte ABD güçleri havadan PYD’nin silahlı güçlerine hava desteği vermeye başladı. Bu destek çeşitli biçimlerde hâlâ devam ediyor ve ABD, IŞİD ile mücadelesinde PYD’nin silahlı kanadı YPG’yi kara gücü olarak kullanıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Mari Harf, Ekim 2014’te PYD’yi terör örgütü olarak görmediklerini açıklamış, Washington yönetimi Eylül 2015’te de PYD’nin silahlı kanadı YPG’yi de terör örgütü olarak görmediğini ilân etmişti.
Türkiye, 17 Şubat 2016’da Ankara’daki bombalı saldırıda YPG bağlantısına dair bilgileri Amerikan Büyükelçisi’yle paylaşmış, ancak Amerikan Dışişleri Sözcüsü John Kirby, bundan sonra yaptığı açıklamada, “Ankara’daki saldırıda sorumlunun kim olduğunu onaylayacak ya da reddedecek bir pozisyonda değiliz. Bu, bizim için halen ucu açık bir soru” dedi.
Sözcü, aynı basın toplantısında YPG mensuplarını, “IŞİD’e karşı savaşan en güçlü grup” ve “Cesur Kürt savaşçılar” diye nitelendirdi. Türkiye’nin ısrarla üzerinde durduğu PYD-PKK ilişkisini görmezden geldi ve görmezden gelmeye devam etti.
Fırat Kalkanı Harekâtı başlatıldı 20 Ağustos 2016’da Gaziantep’te bir sokak düğününe yönelik olarak IŞİD’in düzenlediği ve 59 kişinin öldüğü intihar saldırısından hemen sonra 24 Ağustos 2016’da Türkiye, kendisine yakın Özgür Suriye Ordusu güçleriyle birlikte Halep’in kuzeyinde Cerablus bölgesinde askeri operasyon başlattı.
Harekâtın amacı, IŞİD’in bu bölgeden temizlenmesi olarak açıklandı. Böylece, NATO ülkeleri arasında IŞİD ile karada da savaşan tek ülke Türkiye oldu.
Harekât, Cerablus’un IŞİD’den temizlenmesinden sonra batıya ve güneye doğru ilerledi. Harekâtın başka bir amacı da, PKK’nın Suriye kolu PYD’nin, tek taraflı olarak ilân ettiği doğudaki Cezire ve batıdaki Afrin kantonlarını birleşmesini engellemek.
Zira, böyle bir koridor ya da kantonların birleşmesi, Suriye’nin kuzeyinde, bütün Türkiye sınırı boyunca, PKK’nın Suriye kolu PYD’nin yönettiği bir yapılanma ortaya çıkaracak, Türkiye’nin Ortadoğu ile olan irtibatı kesilecekti.
Türkiye sınırının tamamının IŞİD’den temizlenmesinden sonra, Türkiye’de yaşayan özellikle Cerabluslu sığınmacıların bir kısmı evlerine dönmeye başladı.
Fırat Kalkanı Harekâtı’nın açıklanan başka bir amacı da, “İlk etapta 5000 kilometrekare büyüklüğünde, terör örgütlerinden arındırılmış güvenli bölge tesis ederek terör ve mülteci sorununu çözmek.”
Ankara işbirliğinde yeni arayışlara girdi ABD’nin ve diğer Batı ülkelerinin, Suriye krizinde etkisiz ve PKK-PYD çizgisine verilen desteğin gösterdiği gibi, Türkiye’nin endişelerini dikkate almayan tutumu nedeniyle Ankara, sorunun çözümü için yeni işbirliği arayışlarına girdi.
Rejimin yanında yer alan ancak sahadaki grupları etkileme gücüne sahip İran ve Rusya ile yeni bir süreç başlattı. Kendisi gibi, soruna doğrudan müdâhil olan bu ülkelerle birlikte 20 Aralık 2016’da Moskova’da üçlü bir toplantı yapıldı.
Bu toplantının sonuç bildirgesine göre, ülkede sağlanan ateşkesin kalıcı hale gelmesi için Rusya ile birlikte garantör ülke oldu. Daha önce bütün silahlı muhalif grupları radikal olarak nitelendiren Rusya, bu örgütlerle Ankara’da bir araya geldi. Rusya, bu örgütlerle IŞİD ve eski adıyla Nusra Cephesi, yeni adıyla Şam’ın Fethi Cephesi’nin ayrıştırılması için çaba sarf etmeye başladı.
Ayşe Karabat’ın Aljazeera Türk’teki haberi…
kaynak: http://www.on5yirmi5.com/haber/guncel/dis-politika/209646/turkiye-suriyede-neyi-neden-yapti.html

Pelin Çift İle Gündem Ötesi

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER