(UHA) Uluslararası  Haber Ajansı

AB-ABD Ticaret Ortaklığı ve Türkiye…

 (UHA) Uluslararası Haber Ajansı: Transatlantik ortaklık, Türkiye’yi olumsuz etkileyebilir. Dünyanın en büyük iki ekonomik gücü Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında uzun zamandır bir serbest ticaret anlaşması yönünde temaslar sürdürülüyor. Soğuk Savaş’ın bitmesiyle beraber 1990’dan beri var olan bu düşünce, 2007’de Transatlantik Ekonomi Konseyi’nin hayata geçirilmesiyle beraber somut bir zemine oturdu. İlgili […]

AB-ABD Ticaret Ortaklığı ve Türkiye…
23 Ocak 2015 - 6:01 'de eklendi ve 292 kez görüntülendi.

 (UHA) Uluslararası Haber Ajansı:

KUL

Transatlantik ortaklık, Türkiye’yi olumsuz etkileyebilir.

20012015120433-6AJ9H_y

Dünyanın en büyük iki ekonomik gücü Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında uzun zamandır bir serbest ticaret anlaşması yönünde temaslar sürdürülüyor.

Soğuk Savaş’ın bitmesiyle beraber 1990’dan beri var olan bu düşünce, 2007’de Transatlantik Ekonomi Konseyi’nin hayata geçirilmesiyle beraber somut bir zemine oturdu.

İlgili taraflar arasındaki ticari işbirliğini geliştirmeye dayalı olarak kurulan bu konseyle beraber 2013 yılında serbest ticaret anlaşmasına yönelik müzakereler için ilk adımlar atıldı.

2014 yılı AB’de yeni Parlamento ve Komisyon seçimleri, ABD’de ise Kongre seçimleri nedeni ile bu konu için hızlı ilerlemeye uygun bir ortamdan yoksundu. Bugünlerde bu noktaya pozitif yaklaşan Cumhuriyetçilerin Kongre’de etkili olmasıyla beraber Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’ (Transatlantic Trade and Investment Partnership, TTIP) başlığı altında bu projenin hayata geçirilmesi planlanıyor.

Sayılarla AB – ABD Ekonomik İlişkileri ve Muhtemel Ortaklığın Yansımaları

2013 yılında Küresel GSYİH 74,7 trilyon dolar olarak ölçülürken, ABD ve AB’nin GSYİH’leri, sırasıyla 16,8 ve 17,4 trilyon dolarak kayıtlara geçti.[1]

Görüldüğü üzere dünya ekonomisinin yaklaşık %46’sı bu bölgelerde gerçekleşmekte. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) verilerine göre iki bölge arasındaki ithalat ve ihracat rakamları ise, 2013 yılı itibariyle ABD’den AB’ye olan mal ihracatı 264 milyar ABD doları, AB’den ABD’ye olan mal ihracatı ise 387 milyar ABD doları olarak yansıdı.

Ayrıca, küresel sermayenin dolaşımında da bu iki bölge ön plana çıkıyor: UNCTAD verilerine göre küresel ölçekte doğrudan yatırım hacmi 2012 yılında 1,33 trilyon dolar olarak ölçülürken; ABD’den AB’ye gelen miktar 166 milyar ABD doları, AB’den ABD’ye gelen yatırım ise 105 milyar ABD doları oldu.[2] Sayılardan anlaşılacağı üzere doğrudan yatırımların %20’si bu iki bölgede karşılıklı olarak gerçekleştirildi.

Olası bir ortaklıkla beraber, Johns Hopkins Üniversitesi’nin çalışmasına göre 2018 yılında tarife uygulamalarından sadece yarısının kaldırılması ya da uyumlulaştırılması AB’nin ekonomisine %0,7’lik, ABD’nin ekonomisine %0,3’lük bir artı getirecek. Bu artış AB ve ABD için Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)’nün Doha görüşmelerinin sunabildiğinin yaklaşık üç katı.[3]

Center for Economic Policy Research (CEPR) verilerine göre, 2013 yılı bulguları gerçekleştiği takdirde bu ortaklıktan AB yıllık olarak 164 milyar dolar, ABD’nin ise 131 milyar dolarlık bir kazanç sağlayacak.[4]

Bahsedilen rakamlar, sadece iki ülke arasında gerçekleşen işlemlerle ilgiliyken, daha önemli nokta ise, AB ve ABD’nin doğrudan ekonomik ve ticari ilişkiler içinde olduğu üçüncü ülkeler ilgili. Bu ülkeler ve söz konusu iki büyük ekonomik güç arasında gerçekleşen hacmi yukarıda verilen rakamlardan çok daha fazla.

Burada, TTIP projesinin teknik bir anlaşma olmaktan çok daha fazlası olduğu göze çarpmaktadır. Muhtemel anlaşma, çok-kutupluluğa eğilimli uluslararası sistemde, ABD ve AB’den oluşan Transatlantik/Batı bloğunun liderliğinde ekonomik kurum ve normlar üzerinde hakim olma ve yeniden şekillendirmeye yönelik jeopolitik ve jeo-ekonomik bir girişim olarak belirmektedir.

Türkiye: Gümrük Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşması Çakışması

Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (Transatlantic Trade and Investment Partnership,) olarak adlandırılan muhtemel işbirliği, 1996’da AB ile Gümrük Birliği Anlaşması’nı imzalayan Türkiye’yi de doğrudan etkileyecek. Almanya merkezli Institute for Economic Research’e göre ABD ve AB ile yoğun ticari ilişkiler içinde bulunan ama TTIP’e dahil olmadığı için bu ortaklıktan mahrum kalacak Kanada ve Türkiye gibi ülkeler, azımsanamayacak derecede bir gelir kaybına uğrayacak.

Locked in or Left out’ başlıklı rapora göre, Kanada, TTIP’nin dışında kalmasıyla ulusal gelirinin %10 büyüklüğündeki bir kısmını kaybederken, Türkiye’nin ise yine ulusal gelirinin %2,5’i oranında yıllık bir kayba uğraması söz konusu.[5]

Bunun yanında, Gümrük Birliği’nin hukuki ve ekonomik işleyişine göz atmakta fayda var. Gümrük Birliği; iki ya da ikiden fazla ekonomik aktörün, kendi aralarındaki gümrük tarifelerini ve diğer ticari vergi uygulamalarını, beraber kararlaştırdıkları belli alanlarda kaldırdıkları ya da düzenledikleri, ayrıca, üçüncü taraflara da ortak gümrük tarifesi ve vergi politikalarının uygulanması üzerine orta noktaya vardıkları anlaşmalar olarak literatürde yer almıştır.

Türkiye ve AB arasındaki Gümrük Birliği kapsamında ise sanayi ve işlenmiş tarım ürünleri yer alıyor. Geleneksel tarım ürünleri ise kapsam dışında. Sanayi ürünlerine uygulanan tarife kaldırılırken, işlenmiş tarım ürünlerinde ise fiyatların sanayiden gelen payında vergiler sıfırlandı; ancak tarımdan gelen pay için tarife devam etti.[6]

Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı ve Türkiye-AB Gümrük Anlaşması beraber değerlendirildiğinde ise, ABD ile Türkiye arasında herhangi bir serbest ticaret anlaşmasının bulunmamasının etkisi göze çarpıyor.

Eğer muhtemel anlaşma ortaklık hayata geçirilirse, an itibariyle tarifeye tabi olan Amerikan malları, AB üzerinden tarifeye tabi tutulmadan daha düşük bir maliyetle Türkiye piyasasına girebilecek. Ancak Türkiye’den ihraç edilen ürünler ise yine ABD tarife kapsamında ek bir maliyetle ABD piyasasında yer almaya devam edecek.

Bu da Türkiye’nin aleyhinde olan Türkiye ve ABD arasındaki ticaret dengesini giderek ABD lehine değiştirecek ve Türk üreticilerini derinden sarsacak bir durum. Ekonomi Bakanlığı Emekli Müsteşar Yardımcısı Cemalettin Damlacı’ya göre Türkiye’nin dışında kaldığı böyle bir proje ticaret sapması riski taşımakta.

Ayrıca Damlacı risk boyutunun Meksika, Güney Afrika Cumhuriyeti veya Cezayir örneğindeki gibi sınırlı olmadığının da altını çizdi. Zira Türkiye’nin dış ticaretinin %46’sı, dışarıdan gelen doğrudan yatırımın %76’sı, dışarıya giden doğrudan yatırımın %78’i Transatlantik ülkeleri ile bağlantılı.[7]

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bir şekilde bu oluşumun içinde yer alması gerektiğini belirtti.

Babacan, Türkiye-AB arasındaki Gümrük Birliği’nin sadece sanayi ürünlerini kapsadığına, TTIP anlaşmasının ise buna ek olarak hizmetleri, kamu alımlarını ve gıda ürünlerini içerdiğine dikkat çekti.

Gümrük Birliği’nin kapsamını artırmak ve TTIP anlaşmasına dahil olmak için çalışmalar yaptıklarını belirten Babacan, şöyle konuştu: “Bunun iki ayrı metodu var: Birincisi, bu anlaşmayı AB ile ABD yapsın, biz de ABD ile ayrı bir serbest Ticaret anlaşması yapalım. İkinci ve belki daha üzerinde durulması gereken metot ise AB’ye üye 28 ülkeye ek 29. ve 30. ülke olarak Türkiye’nin ve İsviçre’nin o grupta yerini alması.

Her iki alternatif üzerinde de Dışişleri Bakanlığımız, Avrupa Birliği Bakanlığımız, Ekonomi Bakanlığımız çalışıyor. Bu yapıların mutlaka içinde olmamız gerekiyor. G20 dönem başkanı olarak da bu tür anlaşmaları destekliyoruz. Ülkeler arasında ticaretin serbestleşmesi, kolaylaşması, insanların, ürünlerin, sermayenin bir ülkeden diğer bir ülkeye daha kolay hareket etmesi bizim temel ekonomi felsefemiz.”[8]

Türkiye için Andorra Modeli Uygulanabilir mi?

Geçmişte AB’ye üye olmadığı halde AB ile arasında ticaret anlaşması bulunan Andorra için, anlaşmadan bağımsız üçüncü ülkelerle olan ticari ilişkilerde AB ve diğer ülkeler tarafından belirli kolaylıklar tanınmıştı. [9]

Andorra Modeli’ olarak adlandırılan bu yöntem Türkiye için de muhtemel dezavantajların önüne geçmesi için düşünülse de Türkiye’nin ekonomik büyüklüğü ve ticaret hacminin Andorra’yla kıyaslanmayacak seviyede büyük olması bu konuda ABD’nin ayrıcalık adına ikna olması yönünde bir engel olarak göze çarpıyor.

Böylece tarafların (ABD ve AB) hiçbir şey yapmaması durumunda Türkiye dışarıda kalacak ve dezavatanjlı konuma düşecek. ABD ve AB ile yoğun ticari ilişkiler içinde bulunan ama TTYO’ya dahil olmadığı için bu ortaklıktan mahrum kalacak. ABD’nin aktif bir şekilde Türkiye’yi dahil etmek istemesi burada oldukça önemli ve oluşan yeni ‘ekonomik NATO’ içinde Türkiye’nin de güvenlik konusunda olduğu gibi bir etmen olması ülke için gerekli.[10]

Sonuç

Türkiye ve ABD arasında yeni bir serbest ticaret anlaşması imzalanmasının zorluğuna dikkat çeken uzmanlar, Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerini geliştirmesinin gerektiğini belirtirken, üyeliğin de tekrar aktif bir şekilde ele alınmasının öneminin altını çiziyor.

Bu minvalde, TTIP’e taraf olma çalışmalarının yanı sıra, Gümrük Birliği’ni tam üyelik hedefi yönünde; tarım, hizmetler, kamu ihaleleri, sosyal politikalar ve çevre standartları alanlarında geliştirmek, esaslı demokratik reformlar yapmak, Orta Doğu ve Kıbrıs’ta tutarlı ve rasyonel bir politika uygulamak gibi adımlarla AB ile müzakere sürecine ivme kazandırılabilir.

Nezih Onur KURU

 Ankara Strateji Enstitüsü

 (UHA) Uluslararası Haber Ajansı

video.turkuazhaberajansi.com

 23 Ocak 2015 TSİ 06:01

 YASAL UYARI:Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları TÜHA Eğitim ve Danışmanlık Şirketi‘ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazı sadece (UHA) Uluslararası  Haber Ajansı (http://www.uhahaberajansi.comtarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

Bu Haberi Paylaş

Share
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER